Dünyanın en uzun kara sınırına sahip iki ülkesi olan Kanada ve ABD, tarih boyunca verimli ticari ilişkiler yürütmüştü. Ancak Donald Trump'ın tarife savaşını tırmandırması, Ottawa'yı alternatif pazarlar arayışına yöneltti. Bu bağlamda Kanada'nın Avrupa Birliği (AB) ile ticari bağlarını güçlendirme çabaları dikkat çekiyor. Peki bu hamle Trump yönetimine karşı bir denge unsuru mu yoksa küresel ticaretin yeniden şekillendiğinin bir işareti mi?
Gelişmenin arka planı
Kanada Başbakanı Mark Carney, Brüksel'de AB liderleriyle bir araya gelerek Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması'nın (CETA) kapsamını genişletmeyi görüştü. CETA, 2017'den beri geçici olarak uygulanıyor olsa da, tam onay süreci bazı üye ülkelerde takılmış durumda. Trump'ın çelik ve alüminyuma %25 gümrük vergisi getirmesi, Kanada'nın ihracatını doğrudan vurdu. Ottawa, bu kaybı telafi etmek için AB pazarına yönelik ticaret hacmini artırmayı hedefliyor. İlk verilere göre, Kanada'nın AB'ye ihracatı 2024'te bir önceki yıla göre %8 artarak 35 milyar dolara ulaştı.
AB ise Kanada'yı, Çin ve ABD'ye alternatif bir tedarikçi olarak görüyor. Özellikle nadir toprak elementleri, temiz enerji teknolojileri ve tarım ürünlerinde işbirliği öne çıkıyor. Almanya ve Fransa, Kanada'nın doğal gaz ve uranyum ihracatına da ilgi gösteriyor. Ancak görüşmelerin henüz erken aşamada olduğu ve somut bir takvimin bulunmadığı belirtiliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Kanada-AB ticari yakınlaşması, sadece ikili ilişkilerin ötesinde küresel ticaret düzeninde bir kaymanın habercisi olabilir. Trump'ın korumacı politikaları, Batı dünyasında geleneksel ittifakları sorgulanır hale getirdi. AB, tedarik zincirlerini çeşitlendirme stratejisi kapsamında Kanada, Japonya ve Avustralya gibi ülkelerle anlaşmalarını derinleştiriyor. Bu durum, ABD merkezli ticaret modelinin yerini daha çok kutuplu bir yapıya bırakabileceği yorumlarına yol açıyor.
Öte yandan, Kanada'nın AB ile entegrasyonu, Kuzey Amerika ticaret bloğu USMCA'nın geleceği açısından da kritik. Trump yeniden başkan seçilirse, anlaşmayı feshetme tehdidini sık sık dile getiriyor. Ottawa, bu riski azaltmak için Avrupa'ya yönelirken, Çin'le de ilişkilerini dengede tutmaya çalışıyor. Ancak Çin'in Kanada'ya uyguladığı gizli ticaret engelleri, Pekin seçeneğini zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kanada-AB ticari yakınlaşması, Türkiye için hem risk hem fırsat barındırıyor. Ankara, AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi müzakerelerinde benzer bir korumacı dalgayla karşı karşıya. Trump'ın tarifeleri, Türk çelik ve alüminyum ihracatını da olumsuz etkileyebilir. Ancak AB'nin tedarik zincirini çeşitlendirme çabası, Türkiye'yi lojistik bir üs ve alternatif tedarikçi olarak öne çıkarabilir. Özellikle otomotiv, tekstil ve beyaz eşya sektörlerinde AB ile entegrasyon derinleşebilir. Türkiye, Kanada'nın AB pazarındaki konumunu güçlendirmesini yakından izlemeli ve kendi ticaret diplomasisini buna göre şekillendirmelidir.