İngiltere’nin yeni Başbakanı Keir Starmer ve Maliye Bakanı Rachel Reeves, ülkenin kırılgan ekonomisini toparlamak için devasa bir görevle karşı karşıya. Son yıllarda Brexit, pandemi ve enerji krizinin ardı ardına gelen şoklarıyla sarsılan İngiliz ekonomisi, artan kamu borcu, düşük verimlilik ve yüksek enflasyonla boğuşuyor. Bu hafta yayınlanan podcast serimizde, İngiltere’nin mali krizine çözüm arayan isimlerden biri olan Manchester Belediye Başkanı Andy Burnham’ın önerileri masaya yatırıldı. Burnham’ın “bölgesel eşitsizliği giderme” ve “altyapı yatırımlarını artırma” planları, merkezi hükümetin politikalarına alternatif oluşturuyor.
Gelişmenin Arka Planı
İngiltere’de kamu borcu GSYH’nin %100’üne yaklaşırken, büyüme oranları gelişmiş ekonomilerin gerisinde kaldı. Maliye Bakanı Reeves, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada “kemer sıkma politikalarına dönüş olmayacağını” söylese de, yatırımcılar vergi artışları ve harcama kesintileri konusunda uyarıyor. Andy Burnham ise çözümü, Londra merkezli ekonomik modelden kurtulup bölgesel kalkınma ajansları ve yerel yönetimlere yetki devretmekte görüyor. Burnham’ın “İngiltere’yi dengeli büyümeye kavuşturmak” sloganı, özellikle Kuzey İngiltere’deki sanayi şehirlerinde destek buluyor.
Uzmanlar, Burnham’ın önerilerinin kısa vadede bütçe açığını kapatmakta yetersiz kalabileceğini, ancak uzun vadede verimlilik artışı sağlayabileceğini belirtiyor. Öte yandan, merkezi hükümetin bölgesel eşitsizlikle mücadele için ayırdığı fonların yetersiz olduğu eleştirileri sürüyor. Reeves’in Ekim ayında açıklayacağı bütçede, kamu harcamalarını kısarken büyümeyi teşvik edecek bir denge kurması bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere’nin mali krizi, sadece ülke içinde değil, küresel piyasalarda da yankı buluyor. Sterlin’in dolar karşısında değer kaybetmesi ve tahvil faizlerinin yükselmesi, yatırımcıların İngiltere’ye olan güvenini sarsıyor. Avrupa Birliği ile ticaret ilişkilerinin henüz oturmamış olması ve ABD’deki korumacı politikalar da belirsizliği artırıyor. Bu ortamda, Burnham gibi bölgesel aktörlerin sesi, uluslararası kamuoyunda daha fazla duyulmaya başladı.
Analistler, İngiltere’nin ekonomik modelinin sürdürülebilirliği konusunda uyarıyor. Ülkenin imalat sanayisinin giderek küçülmesi, hizmet sektörüne aşırı bağımlılık yaratıyor. Burnham’ın önerdiği “yeşil sanayi devrimi” ve “dijital altyapı yatırımları” ise, hem istihdamı artıracak hem de iklim hedeflerine katkı sağlayacak potansiyel taşıyor. Ancak bu dönüşümün finansmanı için kaynak yaratılması gerekiyor ki bu da mevcut bütçe kısıtları altında zor görünüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’nin ekonomik istikrarı, Türkiye için önemli bir gösterge niteliği taşıyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 20 milyar dolar seviyesinde ve İngiltere, Türkiye’nin en büyük ihracat pazarlarından biri. İngiltere’de olası bir resesyon veya sterlinin değer kaybı, Türk ihracatçılarını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İngiltere’nin vergi politikalarındaki değişiklikler, özellikle Londra’da faaliyet gösteren Türk iş insanları ve yatırımcılar için önem arz ediyor. Burnham’ın bölgesel eşitsizliği giderme çabaları, Türkiye’nin kendi bölgesel kalkınma politikaları için de bir model oluşturabilir; ancak bu tür bir politika transferi, yerel koşullar dikkate alınarak yapılmalı.