Kamboçya, Tayland ile arasındaki deniz yetki alanları ve enerji aramacılığı ihtilafını çözmek amacıyla Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) kapsamında arabuluculuk sürecini resmen başlattı. Bu adım, Tayland'ın geçen ay 2001 yılında imzalanan ve iki ülkenin çakışan deniz alanları ile enerji aramacılığını düzenleyen ikili anlaşmayı tek taraflı olarak feshetmesinin ardından geldi. Kamboçya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, sürecin UNCLOS'un 15. Bölümü uyarınca başlatıldığı ve Tayland'ın anlaşmayı feshetmesinin ardından Kamboçya'nın egemenlik haklarını ve ulusal çıkarlarını korumak için bu yola başvurduğu belirtildi.
Gelişmenin arka planı
Tayland ve Kamboçya arasındaki deniz sınırı ihtilafı, 1970'li yıllara kadar uzanıyor. İki ülke, Tayland Körfezi'nde yaklaşık 26.000 kilometrekarelik bir alanın egemenlik hakları konusunda anlaşmazlık yaşıyor. Bu bölgenin, önemli hidrokarbon kaynaklarına ev sahipliği yaptığı tahmin ediliyor. 2001 yılında imzalanan Mutabakat Zaptı, iki ülkenin ortak bir geliştirme bölgesi oluşturmasını ve petrol ile doğalgaz aramalarını işbirliği içinde yürütmesini öngörüyordu. Ancak anlaşma hiçbir zaman tam olarak uygulanamadı. Tayland, geçen ay yaptığı açıklamada, anlaşmanın artık ulusal çıkarlarına hizmet etmediğini ve feshedildiğini duyurdu. Kamboçya ise bu kararı uluslararası hukuka aykırı bularak BM nezdinde girişim başlattı.
Kamboçya'nın BM sürecine başvurması, ihtilafın çözümü için yeni bir diplomatik aşamanın başlangıcı olarak değerlendiriliyor. UNCLOS kapsamında öngörülen arabuluculuk süreci, tarafların önce uzlaşmaya varmasını, aksi halde konunun uluslararası tahkime veya Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi'ne (ITLOS) taşınmasını öngörüyor. Kamboçya, bu süreçte açık denizde seyrüsefer serbestisi, deniz çevresinin korunması ve canlı kaynakların yönetimi gibi konularda da adil bir çözüm beklediğini ifade ediyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Tayland-Kamboçya deniz sınırı ihtilafı, Güneydoğu Asya'da deniz yetki alanları konusunda artan gerilimlerin bir yansıması olarak görülüyor. Bölgede Çin'in Güney Çin Denizi'ndeki hak iddiaları, Myanmar'daki iç savaş ve Tayland'ın siyasi istikrarsızlığı gibi faktörler, bu tür ikili anlaşmazlıkların daha geniş jeopolitik sonuçlar doğurmasına neden olabiliyor. Ayrıca, Tayland Körfezi'ndeki hidrokarbon rezervleri, enerji güvenliği açısından bölge ülkeleri için kritik öneme sahip. Kamboçya'nın BM'ye başvurması, uluslararası hukukun deniz sınırı anlaşmazlıklarında merkezi bir rol oynadığını gösterirken, Tayland'ın ikili anlaşmayı feshetmesi bölgesel diplomaside güven erozyonuna yol açabilir. ASEAN üyesi iki ülke arasındaki bu ihtilaf, örgütün kriz yönetimi kapasitesini de test ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Akdeniz'de Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile benzer deniz yetki alanı ihtilafları yaşamaktadır. Kamboçya'nın UNCLOS kapsamında arabuluculuk talep etmesi, Türkiye'nin de uluslararası hukuku kullanarak haklarını savunma stratejisini hatırlatmaktadır. Her ne kadar Türkiye UNCLOS'a taraf olmasa da, kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) gibi kavramların uluslararası teamül hukuku haline geldiği göz önüne alındığında, bu tür diplomatik yollar Türk dış politikası için örnek teşkil edebilir. Ayrıca, enerji kaynaklarına erişim mücadelesinin küresel boyutu, Türkiye'nin enerji merkezi olma hedefiyle uyumlu şekilde değerlendirilmelidir.