ABD'nin Kaliforniya eyaletine bağlı 14. Bölge'de, Demokrat Temsilciler Meclisi Üyesi Eric Swalwell'in istifasının ardından yapılacak özel seçim, beklenmedik bir şekilde Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi'nin (AIPAC) yoğun ilgisiyle karşılaştı. Uzun süre düşük profilli bir yarış olarak değerlendirilen seçim, AIPAC'ın dış kaynaklı harcamalarıyla ulusal düzeyde dikkat çeker hale geldi. Seçim, 2026 yılının Eylül ayında yapılacak ve bölge, San Francisco'nun doğusundaki banliyöleri kapsıyor. Swalwell, belediye başkanlığına aday olmak için istifa etmişti. Bu özel seçim, sadece Kaliforniya siyaseti için değil, aynı zamanda ülke genelindeki liberal Demokratlar ile güçlü İsrail yanlısı lobi arasındaki gerilimin bir göstergesi olarak görülüyor.
Gelişmenin arka planı
Eric Swalwell, 2013'ten beri temsil ettiği 14. Bölge'den, Oakland Belediye Başkanlığı'na aday olmak için ayrıldı. Bu gelişme, bölgede boşalan koltuğun doldurulması için erken bir seçim yapılmasını zorunlu kıldı. Başlangıçta yerel bir mesele gibi görünen bu seçim, Demokrat Parti'nin ilerici kanadı ile merkez sağ arasındaki mücadelenin mikrokozmosu haline geldi. AIPAC'ın bu yarışa müdahil olması ise tesadüf değil. Örgüt, son yıllarda İsrail'e yönelik eleştirel tutumlarıyla bilinen adaylara karşı seçimlerde agresif bir kampanya yürütüyor. Bu bağlamda, yarışın öncesinde adaylardan bazılarının İsrail-Filistin meselesine yaklaşımları belirleyici oldu.
Seçimde yarışan isimler arasında Demokrat Parti'nin ilerici kanadından eski bir belediye meclisi üyesi ve Cumhuriyetçi bir aday bulunuyor. İlerici aday, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını eleştiren açıklamalarıyla öne çıkarken, Cumhuriyetçi aday ise geleneksel olarak İsrail'e güçlü destek veren bir çizgi izliyor. AIPAC'ın harcamalarının büyük kısmı, ilerici adayın kampanyasını zayıflatmayı hedefleyen negatif reklamlara gidiyor. Bu durum, yerel seçimlerin ulusal dış politika tartışmalarının bir arenasına dönüşmesine neden oldu.
Seçim takvimi işleyişi ise Kaliforniya'nın özel seçim kurallarına göre belirleniyor. Eyalet yasaları, boşalan bir kongre koltuğu için valinin en geç 14 gün içinde seçim tarihi belirlemesini öngörüyor. Vali Gavin Newsom, bu süreci işletmiş ve seçim tarihini ilan etmiştir. İlk turda hiçbir adayın %50'yi geçememesi durumunda, en çok oy alan iki aday arasında ikinci tur yapılacak. Bu da seçimin uzamasına ve maliyetlerin artmasına neden olabilir.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu özel seçim, ABD siyasetindeki daha geniş bir kırılmanın yansıması olarak okunabilir. Demokrat Parti içindeki ilerici kanat ile geleneksel merkez arasındaki uçurum, İsrail politikası üzerinden her geçen gün derinleşiyor. AIPAC'ın harcamaları, bu bölünmeyi daha da görünür kılıyor. Örgüt, yalnızca bu seçimde değil, ülke genelinde İsrail karşıtı olarak gördüğü adaylara karşı seçim müdahalelerini artırmış durumda. Bu durum, Amerikan dış politikasının şekillenmesinde dış etkenlerin ne kadar belirleyici olabileceğini gösteriyor.
Öte yandan, Kaliforniya'nın 14. Bölgesi, Silikon Vadisi'nin bir kısmını da içeriyor. Bu bölge, teknoloji sektörünün önemli bir merkezi olarak biliniyor. Seçim sonuçları, ABD'nin teknoloji politikaları ve göçmenlik reformu gibi konularda da ipuçları verebilir. Ancak asıl odak noktası, İsrail lobisinin yerel seçimlerdeki etkisinin ne kadar derin olduğu. Bu durum, Amerikan demokrasisinin işleyişine ilişkin soruları da beraberinde getiriyor: Dış politika öncelikleri, yerel seçimlerde ne ölçüde belirleyici olmalı?
Seçim sonuçları, aynı zamanda Başkan Joe Biden'ın Demokrat Parti içindeki konumunu da etkileyebilir. Biden yönetimi, İsrail'e verdiği destek nedeniyle ilerici kesimlerin yoğun eleştirisine maruz kalıyor. Bu seçimdeki sonuç, bu eleştirilerin seçmen nezdinde ne kadar karşılık bulduğunu gösterecek. Eğer ilerici aday kaybederse, bu durum ilerici hareketin gerilemesi olarak yorumlanabilir. Ancak kazanması halinde, Parti içindeki denge değişebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu seçim doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, ABD siyasetinde İsrail yanlısı lobilerin etkisinin gücünü göstermesi açısından dolaylı bir önem taşıyor. Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde İsrail faktörü her zaman kritik olmuştur. Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek, ABD Kongresi'nde İsrail yanlısı grupların Türkiye'ye yönelik olumsuz tutumlarına zemin hazırlayabiliyor. Bu seçimde AIPAC'ın aktif rol oynaması, Türkiye karşıtı kararların alınmasında bu tür lobilerin ne denli etkili olabileceğinin bir işareti olarak görülebilir. Ayrıca, ABD'deki iç siyasi kutuplaşmanın dış politikaya yansımaları, Türkiye'nin Washington ile ilişkilerinde öngörülebilirliği azaltabilir. Ankara, bu dinamikleri yakından izlemekte fayda görüyor.