Basra Körfezi'ne girmeye çalışan bir yakıt tankeri, İran'ın Qeshm Adası açıklarında bir dizi düzensiz manevra yaparak durdu. Bu olay, Tahran yönetiminin stratejik Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü artırma çabalarının ortasında gerçekleşti. Bölgedeki deniz trafiğini izleyen kaynaklar, tankerin rotasından saparak ani duruşlar yaptığını ve İran Devrim Muhafızları'na bağlı deniz unsurlarının bölgede yoğunlaştığını bildirdi. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir enerji koridoru olarak küresel piyasalarda yakından takip ediliyor.
Gelişmenin arka planı
Olay, uluslararası denizcilik istihbaratı sağlayan firmanın verilerine göre, tankerin Qeshm Adası'nın güneyinde durmasıyla kayıtlara geçti. Tankerin kimliği ve bağlı olduğu ülke hakkında henüz resmi bir açıklama yapılmazken, gemi hareketlerini takip eden platformlarda tankerin son 24 saat içinde birçok kez yön değiştirdiği görülüyor. İran'ın son haftalarda Hürmüz Boğazı'nda gemilere yönelik durdurma ve arama faaliyetlerini artırdığı, özellikle İran'a yönelik yaptırımları deldiği iddia edilen tankerlere müdahale ettiği belirtiliyor.
İran Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri Komutanı Tuğamiral Alirıza Tansiri, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, "Boğazın güvenliğini sağlamak ve yasadışı faaliyetleri önlemek için tüm meşru yöntemleri kullanacağız" ifadelerini kullanmıştı. Bu açıklama, bölgedeki gerilimi artıran unsurlar arasında yer alıyor. ABD Beşinci Filosu ise bölgedeki seyrüsefer serbestliğinin korunması için uluslararası koalisyonla birlikte çalıştığını vurguladı.
Uzmanlar, İran'ın bu tür müdahalelerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bölgedeki enerji tedarik zincirini tehdit ettiğini belirtiyor. Ancak Tahran yönetimi, Batılı ülkelerin İran'ın petrol ihracatını engelleme çabalarına karşı "misilleme" hakkı olduğunu savunuyor. Bu çerçevede, Hürmüz Boğazı'ndaki herhangi bir aksama, küresel petrol fiyatlarında ani yükselişlere neden olabileceği için piyasalar tarafından dikkatle izleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, Umman Körfezi ile Basra Körfezi'ni birbirine bağlayan ve İran ile Umman arasında yer alan stratejik bir su yolu. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20'si bu boğazdan geçiyor. Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi ülkelerin petrol ve doğalgaz ihracatı bu güzergâhı kullanıyor. Bu nedenle boğazdaki herhangi bir güvenlik tehdidi, küresel enerji arzında ciddi kesintilere yol açabilir.
Son olay, İran'ın nükleer programı konusunda Batı ile yaşadığı anlaşmazlıkların gölgesinde gerçekleşiyor. 2015 tarihli nükleer anlaşmanın (JCPOA) 2018'de ABD'nin tek taraflı çekilmesiyle zayıflaması ve 2023-2024'te bölgede yaşanan İsrail-Hamas çatışması, Tahran'ın daha agresif bir deniz politikası izlemesine zemin hazırladı. İran, ayrıca ABD'nin Yemen'deki Husilere yönelik operasyonlarına da tepki göstererek boğazdaki tansiyonu yükseltiyor.
Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) verilerine göre, 2024 yılı itibarıyla Hürmüz Boğazı'ndan günde ortalama 21 milyon varil petrol geçiyor. Bu miktar, küresel tüketimin yaklaşık beşte birine denk geliyor. Boğazın kapatılması durumunda alternatif boru hatları devreye girse de kapasiteleri sınırlı kalıyor. Bu da boğazın kapatılması senaryosunu hem bölgesel hem de küresel ekonomik istikrar için ciddi bir risk haline getiriyor.
İran'ın son hamleleri, uluslararası deniz hukukunu ihlal ettiği gerekçesiyle Batılı ülkeler tarafından kınanıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Hürmüz Boğazı'nın uluslararası sularında seyrüsefer serbestisini engellemek kabul edilemez. Bu tür eylemler bölgesel güvenliği tehdit eder ve küresel ekonomiye zarar verir" şeklinde bir açıklama yaptı. Buna karşılık İran Dışişleri Bakanlığı, "Yaptırımların ekonomik terör olduğunu" savunarak, meşru müdafaa hakkını kullandıklarını öne sürdü.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler, Türkiye'nin enerji güvenliği açısından kritik bir önem taşıyor. Türkiye, ham petrol ihtiyacının önemli bir kısmını Irak ve Suudi Arabistan'dan deniz yoluyla karşılıyor; bu tedarik zincirinin büyük bölümü Hürmüz Boğazı üzerinden geçiyor. Boğazda yaşanacak bir kriz, Türkiye'de enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açığı olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji merkezi olma hedefi, bölgesel istikrara bağlı. Türkiye, Katar ile yaptığı askeri anlaşmalar ve Basra Körfezi'yle artan ticari ilişkileri nedeniyle boğazın güvenliğine doğrudan bağımlı. Bu nedenle Ankara, uluslararası hukuka dayalı bir çözümü destekliyor ve tansiyonun düşürülmesi için diplomatik girişimlerde bulunuyor.