Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar'ın kendisiyle 'tüm teması keseceği' yönündeki tehdidine ilişkin bir açıklama yaptı. Kallas, İsrail ile 'diyalog ve angajmana' değer verdiğini belirtirken, İsrail'in sözde apartheid uyguladığı yönündeki bir iddiaya ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı. Bu gelişme, Kallas'ın daha önce İsrail'in Batı Şeria'daki politikalarını eleştiren ifadeler kullanmasının ardından geldi. Sa'ar, Kallas'ın İsrail'i 'apartheid' ile suçladığı gerekçesiyle tepki göstermişti.
Gelismenin arka planı
Kaja Kallas, 2024 yılı sonunda AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi olarak göreve başlamıştı. Göreve gelir gelmez Orta Doğu'daki gelişmelere odaklanan Kallas, özellikle İsrail-Filistin çatışmasına ilişkin açıklamalarıyla dikkat çekti. Kallas, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim politikalarının uluslararası hukuku ihlal ettiğini söylemiş ve iki devletli çözümü savunmuştu. Bu açıklamalar, İsrail yönetiminde tepkiyle karşılanmıştı.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa'ar, Kallas'ın 'apartheid' suçlamasında bulunduğu gerekçesiyle Perşembe günü yaptığı açıklamada, 'Kallas ile tüm teması keseceğini' duyurdu. Sa'ar, 'Kallas'ın İsrail'e yönelik apartheid suçlamaları kabul edilemez ve bu, diplomatik ilişkilerimizi zedeler' ifadelerini kullandı. Kallas ise yanıtında, 'İsrail ile diyaloğu ve angajmanı değerli buluyorum' dedi ancak apartheid iddiasına doğrudan yanıt vermedi. AB yetkilileri, Kallas'ın İsrail ile yapıcı diyaloğu sürdürmek istediğini ancak prensiplerinden de taviz vermeyeceğini belirtti.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu diplomatik gerilim, Avrupa Birliği ile İsrail arasında son dönemde artan gerginliklerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. AB, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını ve Batı Şeria'daki yerleşim politikalarını sık sık eleştirirken, İsrail yönetimi AB'yi Filistin yanlısı bir tutum sergilemekle suçluyor. Özellikle İspanya, İrlanda ve Norveç gibi ülkelerin Filistin devletini tanıması, AB-İsrail ilişkilerinde yeni bir kırılma noktası yaratmıştı.
Uluslararası toplumda İsrail'e yönelik apartheid suçlamaları, özellikle insan hakları örgütleri ve bazı Birleşmiş Milletler raporları tarafından gündeme getiriliyor. Human Rights Watch ve Amnesty International gibi kuruluşlar, İsrail'in Filistin topraklarındaki politikalarını apartheid olarak nitelendiriyor. Ancak AB resmi olarak bu nitelemeyi kullanmıyor. Kallas'ın bu suçlamayı kullanmış olabileceği iddiası, AB içinde de tartışmalara yol açabilir. AB Konseyi Başkanı Charles Michel, AB'nin İsrail ile ilişkilerini korumaya çalıştığını ancak insan hakları konusundaki duruşundan geri adım atmayacağını belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasını uzun süredir güçlü bir şekilde desteklemekte ve İsrail'in politikalarını eleştirmektedir. Bu bağlamda, AB'nin de İsrail'e yönelik daha eleştirel bir tutum benimsemesi Türk dış politikası ile örtüşmektedir. Ancak AB-İsrail gerginliği, Türkiye'nin Batı ittifakı içindeki pozisyonunu doğrudan etkilemese de, Filistin meselesinde ortak bir ses oluşturma potansiyeli taşımaktadır. Türkiye, AB'nin iki devletli çözümü savunmasını memnuniyetle karşılamakta, ancak bu söylemin eyleme dönüşmesini beklemektedir. Kallas'ın tutumu, AB'nin Ortadoğu politikasında daha net bir çizgi izleyebileceğini gösterirken, Türkiye ile AB arasında bu alanda bir yakınlaşma doğurabilir. Bununla birlikte, AB'nin İsrail ile diplomatik bağlarını tamamen koparması beklenmediğinden, Türkiye için kısa vadede önemli bir değişiklik öngörülmemektedir.