İngiltere'de yaşayan Annabelle Boucher, kendisine psikolojik ve ekonomik şiddet uygulayan eski eşinden boşanabilmek için toplam 105 bin sterlin (yaklaşık 4 milyon TL) ödemek zorunda kaldı. Boucher, bu süreçte yaşadıklarını anlatarak, zorba eşlerden boşanmanın mağdurlar için daha erişilebilir olması için yasaların değiştirilmesi çağrısında bulunuyor. Olay, Birleşik Krallık'ta boşanma hukukunun ve mahkeme masraflarının mağdurlar üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne seriyor.
Boşanma Sürecinin Mali Yükü
Annabelle Boucher, evliliği boyunca eşi tarafından sistematik olarak kontrol edildiğini, tehdit edildiğini ve maddi olarak sömürüldüğünü belirtiyor. Boşanma davası açtığında ise avukatlık ücretleri, mahkeme masrafları ve bilirkişi giderleri nedeniyle 105 bin sterlin ödemek zorunda kaldı. Boucher, "Bu para, benim ve çocuklarımın geleceği için biriktirdiğim paraydı. Ancak eski eşimden kurtulmak için her şeyi harcamak zorunda kaldım" diyor. Birleşik Krallık'ta boşanma davalarında taraflar genellikle kendi avukatlık masraflarını karşılamak zorunda. Ancak zorba bir eşe karşı mücadele eden mağdurlar, uzun süren davalar, temyiz süreçleri ve karşı tarafın oyalama taktikleri nedeniyle çok daha yüksek maliyetlerle karşılaşabiliyor.
Uzmanlar, ekonomik şiddetin bir tür aile içi şiddet olduğunu vurguluyor. Zorba eşler, mağdurların maddi kaynaklarını kontrol ederek onları tuzağa düşürüyor ve boşanmayı imkânsız hale getiriyor. Boucher'ın avukatı, "Bu dava, sistemin mağdurları nasıl cezalandırdığının acı bir örneği. Kadın, kendisine zarar veren adamdan kurtulmak için adeta servet ödedi" açıklamasında bulundu. İngiltere'de 2023 yılında yürürlüğe giren yeni boşanma yasası, kusur aranmaksızın boşanma imkânı tanısa da, mali külfetler hâlâ büyük bir engel. Özellikle düşük gelirli kadınlar, avukat masraflarını karşılayamadıkları için şiddet gördükleri evliliklerde kalmaya mecbur kalıyor.
Zorba Eşler ve Hukuki Mücadele
Boucher'ın eski eşi, boşanma sürecini uzatmak için çeşitli hukuki yollara başvurdu. Davayı sürekli erteletti, mal varlığını gizledi ve Boucher'ı yıldırmaya çalıştı. Boucher, "Her duruşma öncesi kabuslar görüyordum. Ama pes etmedim. Çocuklarım için ayakta durmak zorundaydım" diyor. Kadın hakları örgütleri, Birleşik Krallık'ta her yıl binlerce kadının benzer bir durumla karşılaştığını belirtiyor. Refah ödemeleri ve hukuki yardım kesintileri, mağdurların boşanma sürecinde yalnız kalmasına neden oluyor. Boucher'ın davası, kamuoyunda yankı uyandırarak milletvekillerini harekete geçirdi. Bir grup parlamenter, boşanma davalarında mağdur tarafın masraflarının faile yükletilmesi için yasa teklifi hazırlığında.
Ancak hükümet yetkilileri, mevcut bütçe kısıtlamaları nedeniyle böyle bir düzenlemenin zor olduğunu savunuyor. Adalet Bakanlığı sözcüsü, "Aile içi şiddet mağdurlarını desteklemek için çeşitli programlarımız var. Ancak her davada masrafların karşı tarafa yükletilmesi hukuki olarak karmaşık sonuçlar doğurabilir" dedi. Boucher ise mücadelesini sürdüreceğini söylüyor: "Benim yaşadıklarımı başka kadınlar yaşamasın. Bu sistemin değişmesi için sesimi yükseltmeye devam edeceğim."
Bölgesel ve Küresel Boyut
Birleşik Krallık'ta boşanma masrafları, Avrupa genelinde olduğu gibi yüksek. Almanya, Fransa ve İtalya'da da benzer sorunlar yaşanıyor. Avrupa Birliği, 2021'de İstanbul Sözleşmesi'ni kabul ederek kadına yönelik şiddetle mücadelede adımlar attı. Ancak ekonomik şiddet ve boşanma sonrası mali zorluklar hâlâ yeterince ele alınmıyor. Dünya genelinde kadınlar, boşanma süreçlerinde ayrımcılık ve maddi engellerle karşılaşıyor. Özellikle pandemi sonrası artan enflasyon ve yaşam maliyeti krizi, mağdurların boşanma kararını daha da zorlaştırdı. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi, ülkeleri boşanma yasalarını gözden geçirmeye ve mağdurlara ücretsiz hukuki destek sağlamaya çağırıyor. Boucher'ın hikâyesi, bu küresel sorunun sadece bir örneği.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de kadınlar boşanma sürecinde benzer ekonomik zorluklarla karşılaşıyor. 2023'te 6284 sayılı Kanun kapsamında mağdurlara ücretsiz avukat ve koruma sağlansa da, uzun süren davalar ve nafaka ödemelerindeki aksaklıklar mağdurları mağdur ediyor. Birleşik Krallık'taki bu dava, Türkiye'deki boşanma hukukunun ve kadın hakları savunuculuğunun güçlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, ekonomik şiddetin cezai yaptırımlarla engellenmesi ve mağdurların boşanma masraflarının faile yükletilmesi için yasal düzenlemeler tartışılmalı. Türkiye, İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmiş olsa da, kadına yönelik şiddetle mücadelede uluslararası iş birliğine açık olmalı.