Uluslararası sularda artan düzensiz kalamar avcılığı, hem deniz ekosistemleri hem de gemi mürettebatı için yıkıcı sonuçlar doğuruyor. E360 tarafından yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, eski mürettebat üyeleri, kalamar avlama seferlerinde yaşanan ağır çevresel tahribatı ve sistematik işgücü istismarını gözler önüne serdi. Özellikle Güney Amerika ve Asya sularında yoğunlaşan bu avcılık, düzenleyici boşluklar nedeniyle denetimsiz bir şekilde devam ediyor. Bilim insanları, bu durumun okyanus ekosisteminde geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Düzensiz Avcılığın Arka Planı
Küresel kalamar talebinin hızla artması, özellikle ışık çekme yöntemiyle çalışan büyük filoların sayısını artırdı. Rapora göre, bu gemiler genellikle bayrak devletlerinin yetersiz denetimi altında faaliyet gösteriyor. Eski mürettebat üyeleri, gemilerde haftalarca uykusuz çalıştırıldıklarını, sözleşmelerinin ihlal edildiğini ve fiziksel şiddete maruz kaldıklarını ifade ediyor. Ayrıca, av araçlarının deniz tabanını tarayarak ekosistemi yok ettiği, hedef dışı türlerin (yunus, kaplumbağa) kitlesel olarak telef olduğu belirtiliyor. Peru ve Şili kıyılarındaki kalamar stokları, bu av baskısıyla hızla tükenirken, biyolojik çeşitlilik ciddi şekilde zarar görüyor.
Çevre örgütleri, mevcut düzenlemelerin uluslararası açık denizlerde uygulanamaz olduğuna dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, dünya kalamar avcılığı son on yılda yüzde 300 arttı. Bu artışın büyük kısmı, Gana, Çin, Tayvan ve Endonezya bayraklı gemiler tarafından gerçekleştiriliyor. Ancak bu gemilerin faaliyetleri üzerinde etkin bir izleme sistemi bulunmuyor. Uydu verileri, gece saatlerinde okyanuslarda binlerce ışıklı geminin kalamar çektiğini gösteriyor; bu durum, deniz memelilerinin göç yollarını da olumsuz etkiliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kalamar avcılığındaki bu düzensizlik, yalnızca çevresel bir sorun değil; aynı zamanda küresel gıda güvenliği ve işçi hakları için de tehdit oluşturuyor. Kalamar, düşük maliyetli protein kaynağı olarak Asya ve Avrupa'da giderek daha fazla tüketiliyor. Ancak kontrolsüz avcılık, stokların çökmesine yol açarak gelecekte tedarik zincirlerini sekteye uğratabilir. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), bu sektörde zorla çalıştırma ve insan ticareti vakalarının yaygın olduğunu belirtiyor. Eski mürettebatın tanıklıkları, gemilerde pasaportlara el konulduğunu, ücretlerin ödenmediğini ve yardım çağrılarının yanıtsız kaldığını gösteriyor. Bu durum, balıkçılık sektörünün küresel tedarik zincirinde reform yapılması gerektiğini ortaya koyuyor.
Bazı ülkeler, ulusal sularında daha sıkı yasalar uygulamaya başlasa da, açık denizlerdeki faaliyetler uluslararası işbirliği gerektiriyor. Birleşmiş Milletler, biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik yeni bir anlaşma üzerinde çalışıyor, ancak somut adımlar yavaş ilerliyor. Yeşil Barış gibi çevre örgütleri, hükümetlere sürdürülebilir avcılık kotaları belirleme ve uydu izleme sistemlerini zorunlu kılma çağrısı yapıyor. Aksi takdirde, kalamar popülasyonlarının birkaç yıl içinde çökme riski bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz ve Ege'deki kalamar stokları için doğrudan düzensiz avcılığın baskısını hissetmese de, bu küresel sorun Türk balıkçılık sektörünü ve deniz ticaretini dolaylı olarak etkileyebilir. Küresel kalamar arzının azalması, Türkiye'nin bu ürüne olan talebini (hem iç tüketim hem de işleme sanayisi) olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Türk bayraklı gemilerin uluslararası sulardaki faaliyetleri, etkin denetim ve işçi hakları standartlarına uyum açısından önem taşıyor. Türkiye, uluslararası balıkçılık anlaşmalarında daha aktif rol alarak ve yerel balıkçılığı sürdürülebilir yöntemlerle destekleyerek bu tür küresel krizlerin bölgesel yansımalarını hafifletebilir.