Japonya ve Güney Kore, Soğuk Savaş sonrası dönemde inişli çıkışlı bir seyir izleyen ikili ilişkilerinde son dönemde belirgin bir yakınlaşma yaşıyor. Ancak Kuzey Kore'nin nükleer programı ve füze denemeleri, iki müttefik arasındaki işbirliğinin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. Tokyo ve Seul, Washington'un teşvikiyle savunma ve teknoloji alanlarında işbirliğini artırırken, tarihsel sorunlar ve toprak anlaşmazlıkları ilişkilerin tam anlamıyla normalleşmesini engelliyor.
Yakınlaşmanın Arka Planı
Japonya Başbakanı Kişida Fumio ve Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, geçtiğimiz yıl düzenlenen bir dizi zirve ile ilişkileri yeniden canlandırmak için adımlar attı. İki lider, 2019'dan bu yana süren ticaret kısıtlamalarını kaldırma ve istihbarat paylaşımını yeniden başlatma konusunda anlaştı. Özellikle Japonya'nın Güney Kore'ye yönelik ihracat kontrollerini gevşetmesi, iki ülke arasındaki ekonomik bağların güçlenmesine katkıda bulundu. Bununla birlikte, Kore yarımadasının sömürge geçmişine dair derin yaralar —Japonya'nın 1910-1945 yılları arasındaki işgali— ve bu döneme ilişkin tazminat talepleri henüz çözüme kavuşmuş değil. Güney Kore'deki kamuoyu, Japonya'ya karşı hâlâ yüksek düzeyde güvensizlik besliyor.
Kuzey Kore Faktörü
Kuzey Kore'nin artan askeri tehditleri, iki ülkeyi ortak bir zeminde buluşturuyor. Pyongyang'ın son bir yılda gerçekleştirdiği rekor sayıdaki balistik füze denemeleri, Japonya ve Güney Kore'yi savunma işbirliğine zorluyor. İki ülke, ABD ile birlikte ortak askeri tatbikatlar düzenleyerek caydırıcılığı artırmaya çalışıyor. Ancak Kuzey Kore, bu işbirliğini hedef alarak sık sık tehditler savuruyor. Öte yandan, Tokyo ve Seul'ün Kuzey Kore politikalarındaki farklılıklar da bariz: Japonya daha çok kaçırılan vatandaşları meselesine odaklanırken, Güney Kore diyalog ve ekonomik işbirliği yoluyla nükleer sorunu çözmeyi hedefliyor. Bu ayrışma, iki ülkenin Kuzey Kore karşısında tam bir uyum içinde hareket etmesini zorlaştırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Japonya-Güney Kore ilişkileri, sadece iki ülkeyi değil, tüm Asya-Pasifik bölgesinin dengelerini etkiliyor. ABD'nin Çin'e karşı yürüttüğü rekabette iki müttefiki arasındaki uyum kritik önem taşıyor. Washington, Tokyo ve Seul arasında üçlü bir ittifakı teşvik ederek Çin'in bölgesel nüfuzuna karşı koymayı hedefliyor. Ancak her iki ülkenin de Çin ile derin ekonomik bağları bulunması, bu stratejiyi karmaşıklaştırıyor. Ayrıca, Güney Kore'nin Çin'e olan ticari bağımlılığı, Japonya'ya kıyasla daha yüksek. Bu nedenle Seul, Pekin ile ilişkilerini tamamen bozmaktan kaçınıyor. Küresel ölçekte ise Japonya ve Güney Kore'nin işbirliği, tedarik zincirlerinin güvenliği ve yarı iletken teknolojisi gibi alanlarda da belirleyici oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Asya-Pasifik'teki bu gelişmeleri yakından izliyor. Japonya ve Güney Kore, Türkiye'nin ekonomik ve teknolojik işbirliği yürüttüğü önemli partnerler arasında. İki ülke arasındaki olası bir uyum, Türkiye'nin bu pazarlara erişimini kolaylaştırabilir. Ancak Kuzey Kore kaynaklı gerginlikler, küresel enerji fiyatları ve tedarik zincirleri üzerinden dolaylı etkiler yaratabilir. Ayrıca Türkiye, NATO üyesi olarak Kore yarımadasındaki istikrarın korunmasına yönelik uluslararası çabalara destek vermeye devam ediyor.