Japonya'nın orta kesimindeki Nagoya kenti, salı günü etkili olan ve rekor düzeylere ulaşan yağışların ardından çarşamba günü şehir genelinde acil yardım kararı aldı. Lineer yağış bandının oluşmasıyla Tokai bölgesini vuran sağanak, en az 41 kişinin hafif yaralanmasına yol açtı. Birçok yolcu ve öğrenci, toplu taşıma sisteminin aksaması nedeniyle istasyonlarda ve okullarda mahsur kaldı.
Rekor yağışın etkileri
Salı günü öğleden sonra başlayan ve gece boyunca şiddetini artıran yağış, Nagoya ve çevresinde saatte 100 milimetreyi aşan yağış miktarlarıyla kayıtlara geçti. Japonya Meteoroloji Ajansı, kentte son 50 yılın en yüksek yağışını ölçtüğünü açıkladı. Lineer yağış bandı, genellikle birkaç saat içinde aynı bölgeye sürekli yağış bırakan dar bir bulut hattı olarak biliniyor ve bu tür olaylar ani sel baskınlarına neden olabiliyor.
Nagoya Belediyesi, su baskınlarının ardından şehir genelinde acil yardım çağrısı yaptı. Belediye yetkilileri, hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü ve özellikle bodrum katları ile alt geçitlerde mahsur kalan vatandaşların kurtarıldığını bildirdi. İtfaiye ve kurtarma ekipleri, su altında kalan araçlardan insanları çıkarmak için yoğun çaba harcadı. Şehirdeki bazı bölgelerde elektrik kesintileri yaşandı ve kanalizasyon sistemleri taştı.
Ulaşımda büyük aksamalar meydana geldi. Nagoya metrosu ve banliyö tren hatları seferlerini geçici olarak durdurdu. Şinkansen hızlı tren seferlerinde de gecikmeler ve iptaller yaşandı. Chubu Centrair Uluslararası Havalimanı'na giden bazı yollar su altında kaldı. Sabah saatlerinde işe gitmeye çalışan binlerce kişi istasyonlarda uzun kuyruklar oluşturdu; bazı okullar öğrencileri gün boyu binalarda tutmak zorunda kaldı.
Japonya Başbakanı, olayın ardından hükümetin tüm imkanlarının seferber edildiğini ve bölgeye ek kurtarma ekipleri gönderildiğini açıkladı. Ayrıca, hasar gören altyapının onarımı için özel bir fon ayrılacağı belirtildi. Nagoya Belediye Başkanı, "Vatandaşlarımızın güvenliği için tüm birimlerimiz teyakkuz halinde" dedi.
Bölgesel ve küresel boyut
Japonya, iklim değişikliğinin etkisiyle son yıllarda daha sık ve şiddetli yağış olaylarıyla karşılaşıyor. 2018'de Batı Japonya'da yaşanan sel felaketinde 200'den fazla kişi hayatını kaybetmişti. 2019'da Hagibis Tayfunu da büyük yıkıma yol açtı. Uzmanlar, küresel ısınmanın atmosferdeki nem miktarını artırarak bu tür aşırı hava olaylarını tetiklediğini vurguluyor. Nagoya'daki son olay, Japonya'nın altyapı dayanıklılığını bir kez daha sorgulatıyor.
Asya-Pasifik bölgesi, iklim krizinden en fazla etkilenen coğrafyaların başında geliyor. Japonya gibi teknolojik olarak gelişmiş ülkeler bile bu tür doğa olaylarına karşı tam koruma sağlayamıyor. Bölge ülkeleri, erken uyarı sistemleri ve altyapı yatırımlarıyla riskleri azaltmaya çalışsa da, yağış rejimlerindeki değişim yeni önlemler gerektiriyor.
Nagoya, Japonya'nın en önemli sanayi merkezlerinden biri. Toyota'nın genel merkezi ve birçok otomotiv yan sanayi tesisi burada bulunuyor. Sel nedeniyle bazı fabrikaların üretime ara verdiği, lojistik ağlarında aksamalar olduğu bildirildi. Uzmanlar, olayın kısa vadede tedarik zincirlerini olumsuz etkileyebileceğini, ancak uzun vadede Japonya ekonomisi üzerindeki etkisinin sınırlı kalacağını öngörüyor.
Japonya Meteoroloji Ajansı, önümüzdeki günlerde de benzer yağışların görülebileceği uyarısında bulundu. Halka, dere yataklarından ve heyelan riski taşıyan bölgelerden uzak durmaları çağrısı yapıldı. Nagoya Valiliği, acil durum ekiplerinin 24 saat esasına göre çalıştığını duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Nagoya'daki sel felaketi, doğrudan Türkiye'yi etkilemese de, iklim değişikliğinin yol açtığı aşırı hava olaylarının küresel ölçekte arttığını gösteriyor. Türkiye de son yıllarda benzer sel, heyelan ve orman yangınlarıyla mücadele ediyor. Japonya'nın afet yönetimi ve erken uyarı sistemleri, Türkiye için örnek teşkil edebilir. Ayrıca, Nagoya'daki sanayi tesislerinin zarar görmesi, küresel tedarik zincirinde Türkiye'yi de dolaylı olarak etkileyebilir; zira Türk otomotiv yan sanayi, Japon firmalarıyla iş birliği içinde. İklim krizine karşı dayanıklı altyapı yatırımları, Türkiye'nin de öncelikleri arasında yer almalı.