Japonya'da yabancılara yönelik ayrımcılık, son yıllarda Koreliler ve Kürtlerden sonra Müslümanları da hedef almaya başladı. Gözlemciler ve topluluk üyelerine göre, ülkedeki Müslüman nüfusun son yıllarda neredeyse iki katına çıktığı tahmin ediliyor. Bu demografik değişim, Japon sosyal medyasında yayılan yanlış bilgi ve nefret söylemiyle birleşince, camilere yönelik saldırılar ve Müslümanlara karşı ayrımcı tutumlar belirgin şekilde arttı.
Artan Nüfus ve Yükselen Gerilim
Japonya İstatistik Bürosu verilerine göre, ülkede yaşayan Müslümanların sayısı 2010'da yaklaşık 110 bin iken, 2023 itibarıyla 230 bine ulaştı. Bu artış, özellikle Endonezya, Malezya, Pakistan ve Bangladeş'ten gelen işçi ve öğrencilerden kaynaklanıyor. Ancak bu büyüme, Japon toplumunda bazı kesimlerde rahatsızlık yarattı. Tokyo Üniversitesi'nden sosyolog Prof. Hideko Watanabe, "Japonya tarihsel olarak homojen bir toplum yapısına sahip. Hızlı nüfus değişimi, özellikle geleneksel değerlere bağlı kesimlerde tepkiye yol açıyor" dedi. Sosyal medyada #MüslümanTehdidi ve #CamilerKapanmalı gibi etiketler trend olurken, bazı camilerin önüne domuz başı bırakıldığı veya tehdit mektupları gönderildiği bildirildi.
Osaka'daki bir caminin imamı Ahmed el-Şerif, "Son iki yılda beş kez camimize saldırı düzenlendi. Polis olayları kaydediyor ancak failler genellikle bulunamıyor. Toplumda 'Müslümanlar teröristtir' algısı yaygınlaşıyor" ifadelerini kullandı. Japon hükümeti, ayrımcılıkla mücadele için 2020'de yürürlüğe giren bir yasaya rağmen, nefret söylemi ve dezenformasyonla etkili mücadele edemediği eleştirileri alıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Japonya'nın Müslümanlara yönelik artan hoşgörüsüzlüğü, yalnızca iç politika sorunu değil, aynı zamanda dış politikasını da etkileyebilecek bir gelişme. Japonya, enerji ihtiyacının büyük kısmını Ortadoğu ülkelerinden karşılıyor ve Müslüman çoğunluklu ülkelerle ticari ilişkileri derin. Özellikle Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Endonezya ile yakın ekonomik bağları bulunuyor. Tokyo merkezli düşünce kuruluşu Asya Araştırmaları Enstitüsü'nden analist Kenji Tanaka, "İslamofobinin yükselişi, Japonya'nın bu ülkelerdeki imajına zarar verebilir. Ayrıca, 2025 Osaka Expo'su gibi büyük uluslararası etkinlikler öncesinde bu durum, turizm ve yatırım akışını olumsuz etkileyebilir" değerlendirmesini yaptı.
Küresel ölçekte, Japonya'nın bu sorunu, Asya'da artan İslamofobi eğiliminin bir parçası olarak görülüyor. Myanmar, Hindistan ve Tayland'da da benzer ayrımcılık olayları rapor ediliyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Japonya'yı nefret söylemi ve ayrımcılıkla mücadelede daha somut adımlar atmaya çağırdı. Ancak Japon hükümeti, ifade özgürlüğü ve sosyal medya düzenlemesi arasında denge kurmakta zorlanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'daki Müslümanlara yönelik ayrımcılık, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, küresel İslamofobi eğilimlerinin bir yansıması olarak dikkatle izlenmelidir. Türkiye, Japonya ile 2024'te imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması ve savunma sanayi işbirlikleri gibi stratejik ilişkilere sahiptir. Japonya'da Müslüman karşıtı söylemlerin yaygınlaşması, Türk iş insanları ve öğrenciler için güvenlik endişesi yaratabilir. Ayrıca, Türkiye'nin İslam dünyasındaki liderlik rolü göz önüne alındığında, bu tür gelişmeler karşısında diplomatik girişimlerde bulunması beklenebilir. AK Parti hükümeti, daha önce Myanmar'daki Arakanlı Müslümanlara yönelik baskılara sert tepki göstermişti. Benzer şekilde, Japonya'daki durum da Türk dış politikasında gündeme gelebilir.