Japonya hükümeti, haziran ayına ilişkin aylık ekonomik değerlendirme raporunda, özel tüketim ve ihracata yönelik görünümünü iyileştirerek ülke ekonomisinin toparlanma sinyalleri verdiğini ortaya koydu. Kabine Ofisi tarafından yayımlanan raporda, iç talepteki canlanma ve dış talepteki toparlanmanın etkisiyle ekonominin ılımlı bir hızda toparlanmaya devam ettiği belirtildi.
Gelişmenin arka planı
Japonya, uzun süren deflasyon ve durgunluk döneminin ardından son aylarda olumlu sinyaller veriyor. Merkez Bankası’nın (BOJ) ultra gevşek para politikasını sürdürmesi ve hükümetin mali teşvikleri, tüketici harcamalarını destekliyor. Haziran ayı raporunda, “Özel tüketim toparlanıyor” ifadesine yer verilirken, bir önceki ayda “toparlanma işaretleri gösteriyor” denilmişti. Ayrıca ihracat değerlendirmesi de “duraklamış”tan “neredeyse yatay” seviyesine yükseltildi. Bu revizyonlar, küresel çip kıtlığı ve tedarik zinciri sorunlarına rağmen Japon ekonomisinin dirençli olduğunu gösteriyor.
Uzmanlara göre, özellikle otomotiv ve elektronik sektörlerinde ihracatın toparlanması, Çin ve ABD’den gelen talebin artmasıyla ilişkilendiriliyor. Japonya’nın ihracatı, mayıs ayında bir önceki yıla göre %13,5 artış gösterdi. Aynı dönemde ithalatın %15,8 artması, ticaret dengesinin açık vermesine yol açsa da, ihracattaki ivme olumlu karşılanıyor. İç tarafta ise artan ücretler ve istihdam piyasasındaki iyileşme tüketici güvenini artırıyor. Ancak koronavirüsün yeni varyantları ve artan enflasyon belirsizlik yaratmaya devam ediyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Japonya’nın ekonomik iyimserliği, Asya-Pasifik bölgesindeki toparlanmanın bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Dünyanın üçüncü büyük ekonomisi olan Japonya’nın büyüme sinyalleri, küresel tedarik zincirleri ve uluslararası ticaret için de önem taşıyor. Özellikle Çin’deki yavaşlama ve ABD’deki yüksek enflasyon endişelerine rağmen Japonya’nın ihracata dayalı büyüme modeli, bölgesel dengeleri etkileyebilir. Analistler, Japonya’nın güçlü ihracatının Asya’daki diğer ekonomilere de olumlu yansıyacağını, ancak küresel resesyon riskinin tam olarak bertaraf edilmediğini belirtiyor. Ayrıca, Japon yenindeki değer kaybı ihracatçıları desteklerken, enerji ithalatçıları üzerinde baskı oluşturuyor. Bu durum, Japonya’nın enerji politikalarını da şekillendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya ekonomisindeki toparlanma, Türkiye için sınırlı ama olumlu bir küresel talep sinyali olarak okunabilir. Türkiye’nin Japonya ile ticaret hacmi sınırlı olsa da (yaklaşık 4 milyar dolar), Japonya’nın büyümesi, otomotiv ve elektronik gibi sektörlerde tedarik zinciri etkisi yaratabilir. Ayrıca, küresel talep toparlanması Türkiye’nin ihracatını da dolaylı olarak destekleyebilir. Diğer taraftan, Japonya’nın sıkı para politikasından çıkış süreci ve faiz artırım beklentileri, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışına neden olabileceğinden, Türkiye için risk unsuru taşımaktadır. Bu nedenle, Japonya Merkez Bankası’nın adımları yakından takip edilmelidir.