Japonya'da çekirdek enflasyon, Japonya Merkez Bankası'nın (BOJ) %2'lik hedefini aşarak yıllık bazda %2,8 olarak gerçekleşti. Bu gelişme, BOJ'un önümüzdeki aylarda faiz artırımına gitme olasılığını güçlendirdi. Veriler, hizmet fiyatlarındaki artışın ve ithalat maliyetlerindeki yükselişin etkisiyle çekirdek enflasyonun beklentilerin üzerinde seyrettiğini gösteriyor. Piyasalar, BOJ'un negatif faiz politikasına son vererek kısa vadede borçlanma maliyetlerini yükseltebileceğini fiyatlıyor.
Enflasyonun arka planı
Japonya'da çekirdek enflasyon (gıda hariç) Ekim ayında yıllık %2,8 olarak açıklandı; bu, BOJ'un %2'lik fiyat istikrarı hedefinin üzerinde üst üste üçüncü ayı işaret ediyor. Verinin ayrıntılarına bakıldığında, enerji fiyatlarındaki düşüşe rağmen hizmet sektörü enflasyonunun %2,1 ile son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaştığı görülüyor. Gıda ve enerji hariç çekirdek-çekirdek enflasyon ise %2,3 ile yapışkan bir seyir izliyor. BOJ Başkanı Kazuo Ueda, son basın toplantısında "ücret artışları ve hizmet fiyatlarındaki gelişmeleri yakından izlediklerini" belirterek, enflasyonun sürdürülebilir bir şekilde hedefe yaklaştığına dair kanıtların arttığını ima etti. Ueda, para politikasında normalleşme adımlarının veriye bağlı olacağını vurguladı. Öte yandan, Japonya ekonomisi üçüncü çeyrekte yıllıklandırılmış %1,2 daralarak teknik resesyon riskini gündeme getirdi; ancak bu daralmanın büyük ölçüde geçici arz kısıtlarından kaynaklandığı ve iç talebin dirençli olduğu belirtiliyor. Hükümet, ekonomiyi desteklemek için 17 trilyon yenlik bir teşvik paketi açıklamış durumda. Uzmanlar, mali teşvikin enflasyonu daha da körükleyebileceğine dikkat çekiyor.
Küresel ve bölgesel boyut
Japonya'nın para politikası normalleşmesi, küresel piyasalar açısından önemli sonuçlar doğurabilir. Uzun yıllardır süren ultra gevşek para politikası, Japon yatırımcıların yurt dışı varlıklara yönelmesine ve küresel tahvil faizlerinin düşük kalmasına katkıda bulunmuştu. Faiz artırımı, yenin değer kazanmasına ve Japon sermayesinin yurt içine dönmesine yol açarak küresel tahvil piyasalarında satış baskısı yaratabilir. Özellikle ABD tahvilleri ve gelişmekte olan piyasalar bu durumdan etkilenebilir. Asya-Pasifik bölgesinde ise Çin'in yavaşlayan ekonomisi ve deflasyonist baskılarla mücadelesi sürerken, Japonya'nın enflasyonla mücadelede faiz artırımına gitmesi bölgesel para birimleri üzerinde baskı oluşturabilir. Güney Kore ve Tayvan gibi ihracat odaklı ekonomiler, yenin değer kazanması durumunda rekabet avantajlarını korumakta zorlanabilir. Ayrıca, Japonya'nın faiz artırımı, küresel risk iştahını olumsuz etkileyerek sermaye akımlarını yeniden şekillendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'nın faiz artırımı, küresel finansal koşulları sıkılaştırarak gelişmekte olan piyasalara yönelik sermaye akımlarını olumsuz etkileyebilir. Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ekonomiler için bu durum, borçlanma maliyetlerini artırabilir ve TL üzerinde baskı yaratabilir. Ancak Japonya'dan çıkacak sermayenin bir kısmının daha yüksek getiri arayışıyla Türkiye gibi ülkelere yönelmesi de mümkün. Öte yandan, yenin değer kazanması, Türkiye'nin Japonya ile ticaretinde ihracatçılar lehine bir avantaj sağlayabilir. Yine de asıl risk, küresel tahvil faizlerindeki yükselişin Türkiye'nin CDS primini ve dış borç çevirme maliyetlerini artırmasıdır. Türkiye, bu gelişmeyi yakından izleyerek makro ihtiyati tedbirlerini gözden geçirebilir.