Japonya, Japon Merkez Bankası'nın (BOJ) parasal genişleme politikasını sonlandırmayı değerlendireceği kritik toplantı öncesinde, yeni desteklemek amacıyla döviz piyasasına doğrudan müdahale etti. Konuya yakın kaynaklar, Tokyo'nun dolar/yen paritesindeki aşırı oynaklığı dizginlemek için döviz satışı gerçekleştirdiğini doğruladı. Bu hamle, Japonya'nın bu yıl içinde ikinci kez piyasaya müdahale ettiği anlamına gelirken, küresel piyasalarda dikkatleri yeniden Asya'nın en büyük ikinci ekonomisine çevirdi.
Yen'deki tarihi değer kaybı ve müdahalenin arka planı
Japon yeni, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) agresif faiz artırımları karşısında hızla değer kaybederek 34 yılın en düşük seviyesine gerilemişti. Dolar/yen paritesi, yıl başından bu yana yaklaşık yüzde 10'luk bir artışla 160 seviyesini test etti. Bu durum, enerji ve gıda ithalatında büyük bir maliyet artışına yol açarak Japon hane halkını ve küçük işletmeleri olumsuz etkiledi. Uzmanlar, müdahalenin yalnızca geçici bir rahatlama sağlayabileceğini, kalıcı bir çözüm için BOJ'un faiz politikasında değişiklik yapması gerektiğini vurguluyor.
Japonya Maliye Bakanlığı, müdahaleye ilişkin resmi bir açıklama yapmaktan kaçınsa da, üst düzey bir yetkili 'spekülatif hareketlere karşı kararlılıkla mücadele ettiklerini' belirtti. Piyasa analistleri, Japonya'nın 150 seviyesinin üzerinde kademeli olarak müdahale ettiğini ve bu müdahalenin büyüklüğünün 3 trilyon yen'i (yaklaşık 19 milyar dolar) bulabileceğini tahmin ediyor. Yatırımcılar, BOJ'un yarın açıklayacağı karar öncesinde pozisyonlarını gözden geçirirken, müdahale sonrası dolar/yen paritesi hızla 155 seviyesinin altına geriledi.
Küresel piyasalara ve bölge ekonomilerine yansımalar
Japonya'nın bu müdahalesi, yalnızca kendi ekonomisini değil, aynı zamanda Asya-Pasifik bölgesindeki diğer ihracatçı ülkeleri de yakından ilgilendiriyor. Güney Kore ve Tayvan gibi ekonomiler, Japonya'nın zayıf yeni politikasının kendi ihracat rekabetlerini olumsuz etkilediğini sık sık dile getirmişti. Yen'deki toparlanma, bölgesel para birimlerinde de dengelenme beklentisi yarattı. Öte yandan, ABD Hazine Bakanlığı'nın Japonya'nın müdahalesine yeşil ışık yakıp yakmayacağı merak konusu. Washington, geçmişte manipülatif kur uygulamalarına karşı çıkarken, Japonya'nın 'aşırı oynaklık' gerekçesiyle yaptığı müdahalelere genellikle tolerans gösteriyordu.
Analistler, BOJ'un önümüzdeki günlerde politika faizini sıfırdan yüzde 0,1'e çekebileceğini ve tahvil alım programını daraltabileceğini öngörüyor. Ancak merkez bankasının şahin bir duruş sergilemesi halinde, carry trade işlemlerinin tersine dönmesiyle küresel borsalarda dalgalanmalar yaşanabilir. Japonya'nın uzun süredir devam eden negatif faiz politikası, yatırımcıların düşük maliyetle borçlanıp yüksek getiri arayışıyla dünya genelinde riskli varlıklara yönelmesine neden oluyordu. Bu dinamik, Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalar da dahil olmak üzere birçok ülkeyi etkiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya'nın yen müdahalesi, Türkiye ekonomisini doğrudan etkileyen küresel likidite koşullarını şekillendiriyor. BOJ'un para politikasını sıkılaştırması, gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarını azaltabilir ve Türk lirası üzerinde ek baskı oluşturabilir. Ayrıca, Japonya'nın döviz rezervleriyle yaptığı müdahale, benzer bir politika izlemekte olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na (TCMB) örnek teşkil edebilir. Ancak Asya'daki bu gelişmenin Türkiye'ye yansıması dolaylı ve sınırlı olacaktır. Asıl etki, küresel risk iştahı ve enerji fiyatları üzerinden kendini gösterebilir. Bu nedenle Türkiye'nin, kur dalgalanmalarına karşı dikkatli bir politika izlemesi gerekiyor.