İngiltere'de konut kiraları rekor seviyelere ulaşırken, bazı kişiler kullanılmayan binalarda düşük ücretle yaşamayı tercih ediyor. 'Mülk koruyuculuğu' olarak bilinen bu sistemde, katılımcılar boş bir bakımevi, otel veya ofis binasında odalara yerleşiyor ve karşılığında piyasanın çok altında bir ücret ödüyor. 32 yaşındaki Grace, aylık 580 sterlin karşılığında Londra yakınlarındaki terk edilmiş bir bakımevinde yaşıyor. Bu sistem, hem mülk sahiplerine binaların bakımını sağlıyor hem de kiracılara uygun maliyetli bir yaşam sunuyor. Ancak beraberinde bazı riskleri de getiriyor.
Mülk Koruyuculuğu Nasıl İşliyor?
Mülk koruyuculuğu, özellikle büyük şehirlerde kiraların fahiş oranlarda artmasıyla popülerlik kazandı. Sistemde, emlak şirketleri boş binaları güvence altına almak için bu yöntemi kullanıyor. Boş binalar; bakım masrafları, vandallık ve güvenlik sorunları nedeniyle sahiplerine yük oluşturuyor. Bu nedenle, binaları korumak ve bakımını yapmak isteyen şirketler, düşük ücret karşılığında 'koruyucular' buluyor. Koruyucular, bina içinde belirli kurallara uymak zorunda; sigara içmek, evcil hayvan beslemek veya ekstra kişi kabul etmek gibi eylemler genellikle yasak. Ayrıca, anlaşmalar kısa süreli olabiliyor ve koruyucular binanın satılması veya yıkılması durumunda hızla tahliye edilebiliyor.
Grace, bu düzenin kendisi için ideal olduğunu belirtiyor: 'Londra'da bir oda için 800-900 sterlin ödemek yerine, 580 sterlin ödeyerek geniş bir odaya sahibim ve ayda önemli ölçüde tasarruf ediyorum. Ancak çamaşır makinesi ve mutfak gibi olanakları paylaşmak zorundayım.' Aynı zamanda, bina sakinleri genellikle genç profesyoneller veya sanatçılardan oluşuyor, bu da sosyal bir ortam yaratıyor. Fakat bazı koruyucular, belirsizlik ve güvensizlik hissine dikkat çekiyor: 'Bir hafta içinde taşınmamız istenebilir, bu yüzden eşyalarımızı toplu tutuyoruz.'
Artan Kiralara Alternatif mi?
İngiltere'de konut kiraları son yıllarda ciddi biçimde arttı. Ulusal İstatistik Ofisi verilerine göre, Nisan 2024'te ortalama kiralar bir önceki yıla göre %9 arttı. Özellikle Londra'da ortalama kira 2.200 sterline ulaştı. Bu durum, özellikle gençler ve düşük gelirli kesimler için ciddi bir barınma krizi yaratıyor. Mülk koruyuculuğu, bu krize alternatif bir çözüm olarak görülse de, eleştirmenler bu sistemin geçici bir çözüm olduğunu ve asıl sorunu çözmediğini savunuyor. Ayrıca, hükümetin sosyal konut yatırımlarını artırması gerektiği vurgulanıyor. Ulusal Ev Sahipleri Birliği sözcüsü, 'Bu tür uygulamalar, piyasadaki dengesizliklerin bir yansımasıdır' diyor.
Öte yandan, bina sahipleri için de cazip bir seçenek. Boş binalar, sigorta primlerini artıran ve çevreye rahatsızlık veren yapılara dönüşebiliyor. Koruyucular sayesinde binalar gözetim altında tutuluyor, böylece olası hasarların önüne geçiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de özellikle büyük şehirlerde kira artışları ve konut arzı sorunları yaşanıyor. Mülk koruyuculuğu modeli, Türkiye'de henüz yaygın olmasa da, geçici barınma alternatifi olarak değerlendirilebilir. Ancak, ülkedeki boş konut stoku ve kentsel dönüşüm projeleri, bu tür uygulamalar için farklı dinamikler barındırıyor. Ayrıca, Türkiye'deki yasal düzenlemeler ve kira yasaları, bu modelin uygulanabilirliğini etkileyebilir. Örneğin, kira artış sınırı ve tahliye süreçleri, hem kiracı hem de ev sahibi açısından farklı riskler oluşturabilir. Bu nedenle, Türkiye'de bu modelin uygulanması durumunda, tarafların haklarını koruyan yasal çerçevelerin oluşturulması önem taşıyor.