Japonya, Büyük Okyanus'ta mercanlarla çevrili ve yüksek gelgitte toplam kara büyüklüğü 10 metrekareden (yaklaşık 108 fitkare) az olan iki kayaya dayanarak, neredeyse Japonya anakarası büyüklüğünde 150 bin milkarelik (yaklaşık 388 bin kilometrekare) münhasır ekonomik bölge (MEB) iddia ediyor. Okinotorishima olarak bilinen bu ıssız oluşum, Tokyo'nun Pasifik'teki geniş deniz yetki alanlarının temelini oluşturuyor. Ancak Çin, bu iddianın uluslararası deniz hukukuna aykırı olduğunu savunarak kayaların 'ada' statüsü kazanamayacağını belirtiyor.
Okinotorishima: Bir Kaya mı, Ada mı?
Okinotorishima, Filipin Denizi'nde, Tokyo'nun yaklaşık 1.700 kilometre güneyinde yer alıyor. Mercan resifleriyle çevrili iki küçük kayadan oluşan bu yapı, yüksek gelgitte neredeyse tamamen sular altında kalıyor. Japonya, 1980'lerden bu yana beton bloklar ve çelik bariyerlerle kayaları güçlendirerek deniz seviyesinin altında kalmamasını sağlamaya çalışıyor. Tokyo yönetimi, bu oluşumu 'ada' olarak tanımlayarak 200 mil yarıçapında münhasır ekonomik bölge ilan etmiş durumda. Bu alan, Japonya'nın toplam kara yüzölçümüne yakın büyüklükte ve zengin balıkçılık kaynakları ile potansiyel hidrokarbon rezervlerini kapsıyor.
Uluslararası hukukta, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) 'ada' kavramını 'doğal olarak oluşmuş, suyla çevrili ve gelgitte su üstünde kalan kara parçası' olarak tanımlıyor. Ancak anlaşma, 'kayalar' için ayrı bir madde içeriyor: 'İnsan yaşamını sürdürmeye elverişli olmayan veya kendine ait ekonomik hayatı bulunmayan kayalar, münhasır ekonomik bölge veya kıta sahanlığına sahip olamaz.' Çin, Okinotorishima'nın bu tanıma girdiğini ve dolayısıyla Japonya'nın geniş MEB iddiasının hukuki dayanağı olmadığını öne sürüyor. Japonya ise kayaların doğal oluşum olduğunu ve gelgitte su üstünde kaldığını savunuyor.
Tartışma, sadece hukuki bir mesele olmanın ötesinde, bölgesel güç dengesini doğrudan etkiliyor. Okinotorishima, Doğu Çin Denizi'ndeki Senkaku/Diaoyu adaları ve Güney Çin Denizi'ndeki çeşitli yapılar etrafındaki anlaşmazlıklarla birlikte, Çin'in 'Üç Deniz Sorunu' olarak adlandırdığı jeopolitik mücadelenin bir parçası. Bu üç deniz — Doğu Çin Denizi, Güney Çin Denizi ve Filipin Denizi — Çin'in bölgesel hakimiyet iddiaları ile ABD ve müttefiklerinin deniz özgürlüğü operasyonları arasında gerilim hattı oluşturuyor.
Çin'in Üç Deniz Stratejisi ve Bölgesel Gerilim
Pekin yönetimi, Okinotorishima çevresindeki Japon iddialarını 'yasadışı' olarak nitelendiriyor ve bölgede bilimsel araştırma faaliyetleri yürüterek egemenlik iddialarını pekiştirmeye çalışıyor. Çin donanması ve sahil güvenlik unsurları, son yıllarda Okinotorishima yakınlarında artan sıklıkta görülüyor. Japonya ise ABD ile ittifakını kullanarak bu bölgede varlığını güçlendiriyor. ABD, Okinotorishima'yı Japonya'nın yönetimi altında tanıdığını açıklamış olsa da, bu konudaki tutumu belirsizliğini koruyor.
Bu anlaşmazlık, Asya-Pasifik'teki daha geniş jeopolitik rekabetin bir yansıması. Çin'in Kuşak-Yol Girişimi ve deniz ipek yolu projeleri, Hint-Pasifik bölgesinde deniz ticaret yollarını kontrol etme hedefini gösteriyor. Japonya ise 'Özgür ve Açık Hint-Pasifik' stratejisiyle Çin'in genişlemesini dengelemeye çalışıyor. Okinotorishima, bu mücadelede sembolik ve stratejik bir öneme sahip: Japonya'nın deniz yetki alanlarını koruma kararlılığını gösterirken, Çin'in uluslararası hukuku kendi lehine yorumlama çabasını da ortaya koyuyor.
Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi veya hakem heyetleri, benzer davalarda (örneğin Güney Çin Denizi tahkim davası) kayaların ada statüsü kazanamayacağına dair kararlar vermişti. Ancak Okinotorishima davası henüz uluslararası yargıya taşınmadı. Japonya, konuyu BM'ye veya uluslararası platformlara taşımaktan kaçınıyor; zira olumsuz bir karar, bölgedeki diğer deniz iddialarını da zayıflatabilir. Çin ise diplomatik kanallardan baskı yaparak Japonya'nın iddialarından vazgeçmesini sağlamaya çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Doğu Akdeniz'de benzer deniz yetki alanı anlaşmazlıkları yaşıyor. Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi'nin küçük adacıklara dayanarak geniş MEB ilan etme girişimleri, Türkiye'nin kıta sahanlığı haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle Ankara tarafından reddediliyor. Okinotorishima davası, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki tezlerine uluslararası hukuki dayanak sağlayabilir: küçük ve ıssız kayaların ada statüsü kazanamayacağı ve geniş deniz alanlarına hak iddia edemeyeceği yönündeki görüş, Türkiye'nin Meis (Kastellorizo) adası etrafındaki iddialarına paralellik taşıyor. Ayrıca, Çin'in bu konudaki tutumu, Türkiye'nin uluslararası platformlarda yalnız olmadığını gösteriyor. Türkiye, deniz hukuku reformu tartışmalarında aktif rol alarak, kayaların ada sayılmaması gerektiği ilkesini savunmalı ve benzer durumdaki ülkelerle işbirliği yapmalı.