Dolar karşısında değer kaybı 40 yılın en düşük seviyelerine dayanan Japon yeni, küresel piyasalarda yeni bir müdahale savaşının fitilini ateşleyebilir. Ekonomistler ve döviz stratejistleri, yenin 160-170 bandına kadar gerileyebileceğini öngörürken, Japonya Merkez Bankası (BOJ) ve Maliye Bakanlığı'nın bu seviyelerde yeniden devreye girme ihtimali artıyor. Özellikle ABD'nin faiz indirimi beklentilerinin ötelenmesi, doları güçlendirirken, yen üzerindeki baskıyı katlayarak artırıyor. Uzmanlar, mevcut kur hareketinin ithalat maliyetlerini şişirdiğini, Japonya gibi net ithalatçı ülkelerin enerji ve gıda faturalarını yukarı çektiğini belirtiyor.
Yenin düşüşü ve müdahale takvimi
Japonya, dövize müdahale konusunda dünyanın en aktif ülkelerinden biri. 2022 yılında yenin 151 seviyesini görmesinin ardından Tokyo yaklaşık 65 milyar dolarlık satış yaparak piyasaya girmişti. Ancak bu kez durum farklı: ABD faizlerinin yüksek kalmaya devam etmesi, Japonya ile ABD arasındaki faiz farkının açılmasına yol açıyor. BOJ, geçtiğimiz aylarda politikasında küçük bir sıkılaştırmaya gitmiş olsa da, getiri eğrisi kontrolünden tam çıkış yapmadığı için yen üzerindeki baskı sürüyor. Piyasalar, 160 seviyesinin psikolojik bir eşik olduğunu, bu seviyenin aşılması halinde merkez bankasının ivedi bir toplantıyla müdahale kararı alabileceğini düşünüyor. Japon yetkililerin bu konuda sözlü yönlendirmeleri yoğunlaştırması da dikkat çekiyor: Maliye Bakanı Shunichi Suzuki, "aşırı volatiliteye karşı her türlü önlemi almaya hazır olduklarını" sık sık yineliyor.
Küresel ve bölgesel yansımalar
Japon yenin zayıflaması, sadece Japonya'yı değil, Asya'daki diğer ekonomileri de etkiliyor. Düşük yen, Güney Kore ve Çin başta olmak üzere rakip ihracatçıları zor durumda bırakıyor. Çünkü Japonya, otomotiv, elektronik ve makine gibi sektörlerde fiyat avantajı kazanırken, bölgede bir rekabetçi devalüasyon dalgası tetiklenebilir. Ayrıca, yen üzerindeki spekülatif baskı, diğer kırılgan Asya para birimlerine de sıçrayabilir; özellikle Hindistan rupisi ve Endonezya rupiahı benzer baskılarla karşı karşıya. Öte yandan, ABD Hazine Bakanlığı'nın yarı yıllık döviz raporunda Japonya'yı "manipülatör" olarak işaretleyebileceği ihtimali de masada. Washington, müdahale durumunda Tokyo'ya daha temkinli olması yönünde sinyaller gönderebilir. Bu durum, küresel döviz savaşlarına ve ticaret gerilimlerine zemin hazırlıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Japonya ile Türkiye arasında doğrudan ticaret hacmi sınırlı olsa da, yenin seyri dolaylı yollardan Türkiye ekonomisini etkileyebilir. Öncelikle, güçlü dolar ve zayıf yen, Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarından AB ve Asya'nın rekabet gücünü değiştiriyor; bu durum Türk ihracatçılarının fiyat avantajını daraltabilir. Ayrıca, Japon yatırımcıların Türk tahvil ve hisse senetlerindeki pozisyonları, yenin değer kaybıyla birlikte yeniden değerlendirilebilir; bu da portföy akışlarını olumsuz etkileyebilir. Öte yandan, Japonya'nın müdahale kararları, küresel risk iştahını ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye hareketlerini etkileyebileceği için, Merkez Bankası'nın rezerv yönetimi ve kur politikasında ekstra bir belirsizlik unsuru oluşturuyor.