İzlanda'da düzenlenen referandumda halk, Avrupa Birliği'ne katılım müzakerelerinin başlatılmasına "hayır" dedi. Sonuç, ülkenin balıkçılık sektörünü AB'nin ortak balıkçılık politikasına teslim etme endişesinin jeopolitik hesapların önüne geçtiğini gösteriyor. AB'nin genişleme süreci, İzlanda gibi kritik bir Kuzey Atlantik ülkesinde ekonomik çıkarlar nedeniyle sekteye uğradı.
Balıkçılık Endüstrisi Belirleyici Oldu
İzlanda ekonomisinin bel kemiği olan balıkçılık, GSYH'nin yaklaşık %10'unu ve ihracatın %40'ını oluşturuyor. AB'nin Ortak Balıkçılık Politikası (OBP), üye ülkelerin karasularındaki avlanma kotalarını Brüksel'in belirlemesini öngörüyor. İzlandalı balıkçılar, bu düzenlemenin kendi kotalarını ve avlanma haklarını tehdit edeceğini savundu. Referandum kampanyasında "Egemenliğimizi balıklarımıza borçluyuz" sloganı öne çıktı.
Hükümet yetkilileri, AB üyeliğinin balıkçılık sektörüne getireceği kısıtlamaların telafisi olmadığını belirtti. Ayrıca AB'nin ortak tarım politikası ve bölgesel fonlarının İzlanda gibi küçük bir ülkeye yeterli fayda sağlamayacağı görüşü yaygındı. Muhalefet, üyeliğin siyasi entegrasyon yerine ekonomik bağımlılık yaratacağını öne sürdü.
Jeopolitik Hesaplar İkinci Planda Kaldı
İzlanda, NATO üyesi olarak Batı savunma ittifakının önemli bir parçası. Ancak AB üyeliği, NATO'dan bağımsız bir siyasi ve ekonomik entegrasyon anlamına geliyor. Referandum sonucu, İzlanda'nın dış politikada Batı yanlısı çizgisini sürdüreceğini ancak Egemenlik haklarından taviz vermeyeceğini gösteriyor. Ülkenin 2009'da başvurduğu AB üyeliği müzakereleri, 2013'te askıya alınmıştı. Bu referandum, sürecin resmen sona ermesi anlamına geliyor.
AB yetkilileri, İzlanda'nın kararına saygı duyduklarını ancak genişleme stratejisinin devam edeceğini belirtti. Ancak bu sonuç, AB'nin Batı Balkanlar ve Doğu Ortaklığı ülkeleriyle yürüttüğü genişleme sürecine de gölge düşürebilir. Özellikle balıkçılık ve tarım gibi hassas sektörlerde AB'nin ortak politikaları, aday ülkeler için caydırıcı olmaya devam ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İzlanda'nın AB'ye "hayır" demesi, Türkiye'nin AB üyelik sürecinde karşılaştığı egemenlik ve ortak politika uyum sorunlarını hatırlatıyor. Türkiye de balıkçılık ve tarım gibi alanlarda AB'nin ortak politikalarına uyum konusunda çekinceler yaşamıştı. Ancak Türkiye için asıl mesele, AB'nin genişleme perspektifinin zayıflaması. İzlanda gibi küçük ve zengin bir ülkenin bile AB üyeliğinden vazgeçmesi, Birliğin cazibesinin azaldığı yorumlarına yol açabilir. Bu durum, Türkiye'nin AB ile ilişkilerini gözden geçirmesine neden olabilir. Ayrıca İzlanda'nın NATO içindeki konumu, Türkiye'nin İttifak içi dengeler açısından da önem taşıyor.