İzlanda'da yapılan yeni bir kamuoyu yoklaması, Avrupa Birliği üyeliğine destek vermeyenlerin sayısının, destekleyenlerin sayısını geçtiğini ortaya koydu. Yükselen euroskeptisizm ve AB'nin İzlanda'ya sağlayacağı ekonomik faydalara yönelik artan şüphecilik, ülkenin Bruksel ile müzakereleri yeniden başlatma olasılığını tartışmaya açarken kritik bir dönemeç oluşturuyor.
Gelişmenin arka planı
Anket, İzlanda'nın AB ile katılım müzakerelerine ara vermesinin ardından kamuoyundaki eğilimin net bir şekilde değiştiğini gösteriyor. 2009'da başlayan müzakereler, 2013'te hükümet değişikliğiyle dondurulmuş ve 2015'te resmen askıya alınmıştı.
Katılımcıların yaklaşık yüzde 40'ı üyeliğe karşı olduğunu belirtirken, sadece yüzde 30'u destek veriyor. Kalan yüzde 30 ise kararsız olduğunu ifade etti. Özellikle balıkçılık sektörü ve tarım politikalarının AB müktesebatına uyum zorunluluğu, bağımsızlık ve egemenlik kaygılarıyla birleşince muhalefet giderek güçleniyor.
Referandum çağrıları ise yeniden gündeme geldi. Mevcut koalisyon hükümeti, konuyu gelecek seçimlere taşımayı planlıyor. AB yanlısı partiler ise küresel ekonomik kriz ve iklim değişikliği gibi nedenlerle üyeliğin İzlanda'ya istikrar sağlayacağını savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
İzlanda'nın AB üyeliği konusu, sadece adanın kendi iç siyasetini değil, aynı zamanda Kuzey Avrupa ve Arktik bölgesindeki dengeleri de etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Norveç ve İsviçre gibi AB üyesi olmayan ancak Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) aracılığıyla tek pazara entegre olan ülkelerin deneyimleri, İzlanda için bir model olarak görülüyor.
Öte yandan AB'nin genişleme politikası da son yıllarda yavaşlamış durumda. Batı Balkan ülkelerinin üyelik süreçleri tıkanırken, İzlanda gibi ekonomik olarak gelişmiş bir ülkenin potansiyel katılımı, AB'nin genişleme stratejisinin yeniden canlanmasına katkıda bulunabilir. Ancak İzlanda kamuoyundaki mevcut eğilim, bu senaryonun yakın vadede gerçekleşmeyeceğine işaret ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İzlanda'nın AB üyeliğine yönelik desteğin azalması, AB genişleme sürecine yönelik Euroskeptisizmin yalnızca aday ülkelerde değil, aynı zamanda potansiyel adaylarda da arttığını göstermektedir. Türkiye'nin AB ile müzakereleri duraklamışken, İzlanda örneği kamuoyu desteğinin üyelik sürecindeki kritik rolünü bir kez daha ortaya koymaktadır. AB'nin genişleme politikasının yeniden şekillenmesi, Türkiye'nin üyelik perspektifini dolaylı olarak etkileyebilir, ancak her ülkenin dinamikleri farklıdır.