2 Haziran 1946'da, Benito Mussolini'nin faşist diktatörlüğünün çöküşünden sonra İtalya'da yapılan ilk özgür seçimde halk, monarşiyi kaldırarak cumhuriyet yönetimine geçilmesini oyladı. Referandumda oyların %54,3'ü cumhuriyet lehine çıkarken, kraliyet ailesi Savoy Hanedanı sürgüne gönderildi. Bu karar, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından İtalya'nın siyasi yeniden yapılanmasında bir dönüm noktası oldu.
Referanduma giden süreç
Mussolini'nin 1943'te düşürülmesinin ardından İtalya, müttefik kuvvetlerce işgal edilmiş ve ikiye bölünmüştü. Kral III. Vittorio Emanuele, savaş sırasında faşist rejime verdiği destekle eleştiriliyordu. 1944'te kral, oğlu Prens Umberto lehine tahttan çekildi, ancak bu hamle monarşiyi kurtarmaya yetmedi. 1945'te savaş sona erdiğinde, siyasi partiler ve direniş grupları monarşinin tasfiyesini talep ediyordu.
Referandum öncesinde Hristiyan Demokrat Parti, Sosyalist Parti ve Komünist Parti cumhuriyetçi bir anayasa için kampanya yürüttü. Monarşistler ise kraliyetin ulusal birliğin sembolü olduğunu savundu. 2 Haziran 1946'daki oylamaya kadınlar da ilk kez katıldı. Seçimle aynı gün Kurucu Meclis seçimleri de yapıldı ve Hristiyan Demokratlar birinci parti oldu.
Referandum sonucu resmen açıklandığında, Kral II. Umberto (Kraliçe'nin oğlu) ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Savoy Hanedanı'nın erkek üyelerinin İtalya'ya girişi anayasa ile yasaklandı ve bu yasak ancak 2002'de kaldırıldı.
Bölgesel ve küresel boyut
İtalya'nın cumhuriyet olması, savaş sonrası Avrupa'daki siyasi dönüşümün bir parçasıydı. Birçok Avrupa ülkesinde monarşiler ya kaldırıldı ya da sembolik hale geldi. İtalya'daki bu gelişme, Avrupa'da demokratikleşme dalgasının bir yansıması olarak görüldü. Aynı dönemde Fransa, Almanya ve diğer ülkelerde yeni anayasalar hazırlanıyor, savaş sonrası düzen kuruluyordu. İtalyan cumhuriyeti, NATO ve Avrupa Birliği'nin kurucu üyelerinden biri oldu ve Soğuk Savaş boyunca Batı bloğunda yer aldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İtalya'nın monarşiden cumhuriyete geçişi, Türkiye'nin 1923'te cumhuriyet ilanıyla benzer bir tarihsel kesişme noktası taşıyor. Her iki ülke de savaş sonrası dönemde rejim değişikliği yaşamış, ancak Türkiye'de süreç tek partili sistemle ilerlemişti. İtalya'nın demokratik cumhuriyet modeli, Türkiye'nin çok partili hayata geçiş sürecinde (1946-1950) bir referans noktası oldu. Bugün Türkiye-İtalya ilişkileri, her iki ülkenin NATO ve Akdeniz'deki ortak çıkarları çerçevesinde gelişmektedir. İtalya'nın cumhuriyet tarihi, aynı zamanda AB üyeliği ve bölgesel istikrar açısından Türk dış politikası için somut bir örnek teşkil etmektedir.