Zürih, 3 Haziran – İsviçre'de yapılan bir kamuoyu yoklaması, seçmenlerin ülke nüfusunu 10 milyon kişiyle sınırlamayı öngören referandum önerisini büyük olasılıkla reddedeceğini gösteriyor. Çarşamba günü yayımlanan ankete göre, katılımcıların yalnızca %36'sı “Sürdürülebilir Nüfus Girişimi” olarak bilinen bu planı desteklerken, %56'sı karşı çıkıyor. Referandum, 9 Haziran'da yapılacak ve bu sonuç, İsviçre'nin göç politikası ve AB ile ilişkileri açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor.
Gelişmenin arka planı: Nüfus sınırı tartışması
İsviçre'de aşırı sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP) tarafından desteklenen girişim, ülke nüfusunun 10 milyona ulaştığında daha fazla göçü engellemeyi hedefliyor. Şu anda yaklaşık 8,9 milyon olan nüfusun, mevcut eğilimlerle 2035 yılında 10 milyona ulaşması bekleniyor. Destekçiler, aşırı nüfus artışının çevre, altyapı ve sosyal hizmetler üzerinde baskı oluşturduğunu savunuyor. Buna karşılık, hükümet ve iş dünyası temsilcileri, böyle bir sınırlamanın İsviçre ekonomisine zarar vereceğini ve AB ile imzalanan serbest dolaşım anlaşmasını ihlal edeceğini belirtiyor. Federal hükümet, girişimin anayasaya aykırı olduğunu ve ülkenin uluslararası yükümlülükleriyle çeliştiğini vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut: AB ilişkileri ve göç politikası
İsviçre, AB ile ikili anlaşmalar çerçevesinde serbest dolaşım hakkına sahip. Nüfus sınırı getirilmesi, bu anlaşmayı fiilen sona erdirebilir ve İsviçre'nin AB ile ilişkilerinde ciddi bir krize yol açabilir. Anket sonuçları, İsviçre toplumunun bu riski göze almak istemediğini gösteriyor. Ayrıca, İsviçre nüfusunun %25'inden fazlasını yabancılar oluşturuyor; bu oran Avrupa'nın en yükseklerinden biri. Göçmen karşıtı söylemlerin yükseldiği bir dönemde, referandum sonucu Avrupa genelinde popülist hareketler için bir gösterge niteliği taşıyabilir. Uzmanlar, İsviçre'nin entegrasyon politikalarının ve işgücü piyasasının esnekliğinin, nüfus baskılarını yönetmede anahtar rol oynadığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, doğrudan Türkiye ile ilgili olmasa da, İsviçre'nin AB ile ilişkilerindeki olası bir kriz, dolaylı olarak Türkiye'yi de etkileyebilir. İsviçre, Avrupa'da yaşayan yaklaşık 200 bin Türk kökenli nüfusa ev sahipliği yapıyor. Göç karşıtı politikaların güçlenmesi, bu toplumun entegrasyon sürecini zorlaştırabilir ve Türkiye-İsviçre ilişkilerine yansıyabilir. Ayrıca, İsviçre'nin AB ile serbest dolaşım anlaşmasının zayıflaması, Türkiye'nin AB vizeleri ve gümrük birliği müzakerelerinde emsal teşkil edebilir. Küresel ölçekte, nüfus ve göç tartışmalarının artması, Türkiye'nin düzensiz göçle mücadelesinde uluslararası iş birliğini daha da önemli kılıyor.