İsviçre, Pazar günleri Zürih'in sakinliğiyle ünlüdür. Ancak ülke şimdi, refahının temel taşlarından birini sorgulayan bir referandumla sarsılmaya hazırlanıyor. Nüfusun 10 milyonla sınırlandırılması önerisi, aşırı sağcı İsviçre Halk Partisi (SVP) tarafından desteklenen 'sürdürülebilir nüfus' girişimi kapsamında oylanacak. Mevcut 8,8 milyonluk nüfusu dondurmayı hedefleyen bu plan, ekonomi çevrelerinde büyük endişe yaratıyor. Zira ülkenin zenginliği, büyük ölçüde açık sınırlar ve serbest dolaşım anlaşmalarıyla AB'den gelen vasıflı işgücüne dayanıyor. Uzmanlara göre, bu referandumdan 'evet' çıkması, İsviçre'nin küresel rekabet gücünü kökünden sarsabilir.
SVP'nin nüfus korkusu ve ekonomik gerçekler
SVP, 'Kendine Karşı Sorumluluk Girişimi' adını verdiği kampanyasında, nüfus 10 milyona ulaştığında yeni göçmenleri engelleyecek mekanizmalar öngörüyor. Amaç, konut kıtlığı, altyapı yükü ve çevre baskısını azaltmak. Partiye göre, İsviçre'nin taşıma kapasitesi aşılıyor. Ancak Swissmem gibi sanayi örgütleri, bu planın 'felaket' olacağını savunuyor. İsviçre, inovasyon ve teknoloji sektörlerinde AB ülkelerinden gelen işgücüne bağımlı. 2022'de ülke nüfusunun yüzde 39'unu yabancı uyruklular oluşturuyordu. SVP yandaşları 'aşırı turizm' ve 'yabancılaşma'dan şikayet ederken, ekonomistler göç olmadan büyümenin duracağını belirtiyor.
Önerinin ayrıca AB ile imzalanan serbest dolaşım anlaşmalarını ihlal ettiği belirtiliyor. Brüksel, İsviçre'nin AB pazarına erişimini sürdürebilmesi için bu anlaşmalara sadık kalması gerektiğini defalarca vurguladı. Referandumun kabulü, İsviçre'nin AB ile kurduğu karmaşık ikili ilişkileri de tehlikeye atabilir.
Referandumun bölgesel ve küresel boyutu
İsviçre'nin bu hamlesi, Avrupa genelinde göçmen karşıtı hareketlerin yükselişini yansıtıyor. Benzer öneriler İsveç, Danimarka ve Avusturya'da da gündeme gelmiş, ancak genelde ekonomik kaygılar nedeniyle reddedilmişti. Ancak İsviçre, doğrudan demokrasi geleneğiyle bu tür önlemleri hayata geçirebilecek ender ülkelerden. Bu durum, küresel göç tartışmalarında yeni bir dönemeç yaratabilir. Dünya Bankası verilerine göre, İsviçre'nin kişi başına düşen milli geliri 95 bin dolar civarında; bu refahın büyük bölümü, ülkenin uluslararası işgücü ve sermaye akışına açık olmasından kaynaklanıyor. Uygulanması halinde, kısıtlama sadece İsviçre'yi değil, aynı zamanda AB ekonomisini ve küresel tedarik zincirlerini de etkileyebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile vize serbestisi ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi müzakerelerinde İsviçre'nin referandumunu yakından izlemeli. İsviçre'nin göçmen karşıtı politikaları, AB'nin dış göçe yönelik tutumunu sertleştirebilir. Bu durum, Türkiye'den AB ülkelerine yönelik işçi ve öğrenci akışını etkileyebilir. Ayrıca, İsviçre ile ticaret hacmi 5 milyar doları bulan Türkiye'nin, olası bir ekonomik daralmadan etkilenme riski bulunuyor. Ancak doğrudan Türkiye'ye yönelik bir etkisi olmasa da, Avrupa'da yükselen popülist dalganın önemli bir göstergesi olarak değerlendirilmeli.