İsviçre, 30 Eylül 2024 tarihinde yapılacak referandumda ülke nüfusunun 10 milyonla sınırlandırılması önerisini oylayacak. Sağ popülist İsviçre Halk Partisi (SVP) tarafından gündeme getirilen ve “10 milyon sınırı” olarak bilinen girişim, ülkede göç politikaları ve ulusal kimlik üzerine yürütülen tartışmaları yeniden alevlendirdi. Yaklaşık 8,6 milyon nüfusa sahip olan İsviçre’de son yıllarda hızla artan göç, özellikle konut kıtlığı, altyapı baskısı ve ücretlerdeki durgunluk gibi sorunları beraberinde getirirken, SVP’nin önerisi bu endişeleri siyasi bir kaldıraç olarak kullanıyor.
Referandumun Arka Planı: SVP’nin Göç Karşıtı Söylemi
İsviçre Halk Partisi’nin (SVP) başlattığı “Evet, 10 milyon sınırına” girişimi, ülkede yabancı nüfusun oranının yüzde 26’ya ulaşmasıyla hız kazandı. SVP, referandum kampanyasında İsviçre’nin “aşırı kalabalıklaştığını” ve doğal kaynakların tükenme noktasına geldiğini öne sürüyor. Partinin liderlerinden Marco Chiesa, “İsviçre küçük bir ülke. Sınırsız göç, yaşam kalitesini düşürüyor ve sosyal devleti çökertiyor” ifadelerini kullandı.
Ancak referandum sadece bir nüfus sınırlaması değil; aynı zamanda İsviçre’nin Avrupa Birliği ile ilişkilerini de test ediyor. Zira ülke, AB ile imzaladığı kişilerin serbest dolaşımı anlaşması gereği AB vatandaşlarına sınırsız çalışma ve oturma hakkı tanıyor. Önerinin kabul edilmesi halinde bu anlaşmanın feshedilmesi gündeme gelebilir. Bu da İsviçre ekonomisini olumsuz etkileyebilir; zira AB ülkelerinden gelen işgücü, özellikle sağlık, mühendislik ve finans sektörlerinde kritik öneme sahip.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Avrupa’da Yükselen Göç Karşıtlığı
İsviçre’deki bu referandum, Avrupa genelinde yükselen göç karşıtı dalganın bir yansıması olarak görülüyor. Almanya’da AfD, Fransa’da Le Pen’in Ulusal Birlik Partisi ve İtalya’da Meloni hükümeti, benzer söylemlerle seçmenleri mobilize ediyor. Ancak İsviçre, doğrudan demokrasi geleneği sayesinde bu tür girişimleri referanduma taşıyabilen nadir ülkelerden biri. Bu nedenle oylamanın sonucu, sadece İsviçre için değil, tüm Avrupa için bir emsal teşkil edebilir.
Anketler, önerinin kabul edilme ihtimalinin düşük olduğunu gösteriyor. Son kamuoyu yoklamalarına göre, seçmenlerin yaklaşık yüzde 55’i “hayır” oyu vermeyi planlıyor. Ancak SVP’nin güçlü kampanya makinesi ve göçmen karşıtı söylemin kriz dönemlerinde hızla yükseldiği biliniyor. Özellikle son dönemde Ukrayna’dan gelen mültecilerin sayısındaki artış, endişeleri daha da körüklemiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsviçre’deki nüfus sınırı referandumu Türkiye’yi doğrudan etkilemese de, İsviçre’de yaşayan yaklaşık 70 bin Türk vatandaşı bu oylamadan etkilenecek. Önerinin kabulü halinde, yeni göçmen kotaları getirilmesi Türk vatandaşlarının İsviçre’ye yerleşmesini zorlaştırabilir. Ayrıca Avrupa’da yükselen göç karşıtlığı, Türkiye’nin AB ile mülteci anlaşması ve vize serbestisi müzakerelerini dolaylı olarak etkileyebilir. Türk dış politikası açısından, İsviçre gibi kilit bir ülkede göçmen karşıtı söylemlerin güçlenmesi, Türkiye’nin Avrupa’daki imajı ve diasporanın entegrasyonu açısından dikkatle izlenmelidir.