İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, eylül ayında yapılacak genel seçimlerde sol ittifakın kazanması durumunda ülkenin NATO misyonlarının tehlikeye gireceği uyarısında bulundu. Kristersson, merkez sağ koalisyon hükümetinin lideri olarak, sosyal demokrat lider Magdalena Andersson'ın olası koalisyon ortaklarının savunma konusunda güvenilir olmadığını savundu.
Seçim Öncesi Savunma Tartışması
Başbakan Kristersson, POLITICO'ya verdiği özel röportajda, İsveç'in NATO üyeliğinin gerektirdiği taahhütlerin sol partilerin iktidara gelmesiyle sekteye uğrayabileceğini belirtti. Özellikle Sol Parti ve Çevre Partisi'nin savunma harcamalarına ve NATO operasyonlarına yönelik eleştirel tutumlarına dikkat çekti. Kristersson, "Andersson'ın siyasi ortaklarına savunma konusunda güvenilemez" ifadesini kullandı.
İsveç, Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından 2022'de NATO'ya başvurmuş ve 2024'te ittifaka resmen katılmıştı. Bu süreçte ülkenin savunma politikası, ABD ve NATO müttefikleriyle işbirliği içinde yeniden şekillendirildi. Kristersson hükümeti, savunma bütçesini GSYH'nin yüzde 2'sine çıkarma taahhüdünde bulunmuş ve ABD ile ikili güvenlik anlaşmaları imzalamıştı.
NATO Misyonları ve İsveç'in Rolü
İsveç, NATO üyesi olarak Baltık bölgesinde ve Kuzey Avrupa'da önemli misyonlarda yer alıyor. Ülke, ittifakın ileri düzeyde konuşlandırılmış birliklerine katkı sağlıyor ve Rusya'ya karşı caydırıcılıkta kilit bir rol üstleniyor. Ayrıca İsveç, NATO'nun Kuzey Kutbu ve Baltık Denizi'ndeki gözetleme faaliyetlerine ev sahipliği yapıyor.
Başbakan Kristersson, sol ittifakın zaferi halinde bu misyonların askıya alınabileceğini veya gözden geçirilebileceğini öne sürdü. Sosyal Demokrat lider Andersson ise savunma konusunda kararlı olduklarını ve NATO üyeliğinin gerekliliklerine bağlı kalacaklarını açıklamıştı. Ancak Kristersson, Andersson'ın Sol Parti ile olası bir koalisyonunda bu taahhütlerin sulandırılacağını savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
İsveç'teki seçim, sadece ülke içi siyaseti değil, aynı zamanda Kuzey Avrupa'nın güvenlik mimarisini de yakından ilgilendiriyor. NATO'nun kuzey kanadında İsveç ve Finlandiya'nın üyeliği, ittifakın Rusya karşısındaki duruşunu güçlendirmişti. Sol ittifakın İsveç'te iktidara gelmesi, NATO içinde savunma harcamaları ve operasyonel katkılar konusunda yeni tartışmalara yol açabilir.
Öte yandan, Avrupa'da birçok ülkede sol ve yeşil partilerin savunma harcamalarına mesafeli duruşu, NATO'nun iç uyumunu zorlayan bir faktör olarak öne çıkıyor. İsveç özelinde, ülkenin NATO'ya katılımı uzun ve çetrefilli bir sürecin ardından gerçekleşmişti. Türkiye ve Macaristan'ın onay süreçlerindeki gecikmeler, İsveç'in ittifaka entegrasyonunu geciktirmişti. Şimdi ise İsveç iç siyasetindeki olası bir değişim, bu entegrasyonun sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor.
Uzmanlar, İsveç'in NATO içindeki rolünün sembolik ve stratejik açıdan önemli olduğunu vurguluyor. Ülkenin istihbarat kapasitesi, denizaltı savunma yetenekleri ve Baltık Denizi'ndeki konumu, ittifak için vazgeçilmez unsurlar arasında. Sol ittifakın seçim vaatleri arasında savunma bütçesinde kesintiye gitmek yer almasa da, NATO misyonlarına katılımın gözden geçirilmesi gibi adımlar gündeme gelebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsveç'teki siyasi belirsizlik, NATO içi dengeleri ve Türkiye'nin ittifak içindeki konumunu dolaylı olarak etkileyebilir. Türkiye, İsveç'in NATO üyeliği sürecinde terörle mücadele ve savunma sanayii işbirliği konularında taleplerini iletmişti. Sol ittifakın yükselişi, İsveç'in PKK/YPG gibi örgütlere yönelik tutumunda yumuşama riski taşıyor. Bu durum, Türkiye'nin İsveç ile yürüttüğü güvenlik diyaloğunu zorlaştırabilir. Ayrıca, İsveç'in NATO misyonlarındaki olası bir azalma, ittifakın kuzey kanadında Rusya'ya karşı caydırıcılığı zayıflatarak küresel güvenlik ortamını olumsuz etkileyebilir.