Fransa'da yapılan son iki kamuoyu araştırması, aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National) lideri Marine Le Pen'in 2027 başkanlık seçimlerinde şu anki tüm muhtemel rakiplerini geride bıraktığını ortaya koydu. Anket sonuçları Brüksel'de geniş yankı uyandırırken, Avrupa Birliği'nin geleceğine dair endişeleri de beraberinde getirdi. Seçimlerin Nisan ve Mayıs 2027'de iki turlu olarak yapılması planlanıyor.
Anketler ne söylüyor?
Fransa'da yayınlanan iki ayrı anket, Marine Le Pen'in ilk turda en yüksek oyu alacağını ve ikinci turda da muhtemel rakiplerini mağlup edebileceğini gösteriyor. Anketler, Le Pen'in özellikle göç, güvenlik ve ekonomik korumacılık konularındaki söylemlerinin Fransız seçmen üzerinde etkili olduğunu ortaya koyuyor. 2022 seçimlerinde Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a karşı kaybeden Le Pen, o zamandan bu yana partisinin imajını yumuşatma ve daha geniş bir seçmen kitlesine ulaşma stratejisi izliyordu.
Anketlere göre Le Pen, sol ittifakın ortak adayı ya da iktidardaki Rönesans partisinin yeni lideri karşısında da önde görünüyor. Özellikle genç seçmenler ve işçi sınıfı arasında desteğini artırdığı belirtiliyor. Bu durum, Fransa'nın siyasi dengelerinde önemli bir değişime işaret ediyor.
Uzmanlar, anketlerin seçime daha iki yıl varken kesin bir gösterge olmadığını hatırlatsa da, eğilimin aşırı sağın kalıcı bir şekilde güçlendiğini gösterdiğini vurguluyor. Özellikle ekonomik belirsizlik, enflasyon ve göçmen karşıtı söylemlerin etkisiyle Le Pen'in tabanını genişlettiği ifade ediliyor.
Avrupa Birliği neden endişeli?
Marine Le Pen'in olası bir zaferi, Avrupa Birliği'nin temel politikalarını derinden etkileyebilir. Le Pen, geçmişte AB'den çıkış (Frexit) gibi radikal bir söylem kullanmış olsa da, son yıllarda bu söylemini yumuşatarak AB içinde kalıp kurumları içeriden dönüştürmeyi hedeflediğini belirtiyor. Ancak yine de AB'nin federalleşme çabalarına, ortak para birimi euroya ve ortak göç politikasına mesafeli duruyor.
Le Pen'in zaferi halinde, AB'nin en büyük ikinci ekonomisi olan Fransa ile Almanya arasındaki motor işlevi gören ittifakın zayıflayabileceği, bunun da AB'nin karar alma mekanizmalarını felç edebileceği belirtiliyor. Özellikle Ukrayna'ya verilen destek, iklim politikaları ve genişleme süreci gibi konularda Fransa'nın tutumu kritik önem taşıyor.
Brüksel'deki yetkililer, Le Pen'in olası zaferini şimdiden hesap ederek çeşitli senaryolar üzerinde çalışıyor. Avrupa Parlamentosu'ndaki aşırı sağ grupların güçlenmesi ve Macaristan, İtalya gibi ülkelerdeki benzer eğilimler, AB içinde bir "vatanseverler" bloğunun oluşabileceği yorumlarına neden oluyor.
Öte yandan, Le Pen'in seçilmesi durumunda NATO içindeki konumunun da sorgulanacağı, Fransa'nın askeri entegrasyondan çekilebileceği veya savunma harcamalarını gözden geçirebileceği ifade ediliyor. Bu durum, Avrupa'nın güvenlik mimarisinde önemli bir boşluk yaratabilir.
Seçim süreci ve diğer faktörler
Fransa'da 2027 seçimleri için henüz resmi adaylıklar açıklanmadı. Ancak anketler, seçmenin mevcut iktidara olan güvenini kaybettiğini ve alternatif arayışında olduğunu gösteriyor. Ekonomik sıkıntılar, enflasyon, enerji krizi ve göçmen sorunu gibi konular seçim kampanyasının ana gündem maddeleri olacak.
Le Pen'in yanı sıra sol ittifakın ortak adayı, merkez sağın adayı ve Macron'un halefi olabilecek isimler de anketlerde yer alıyor. Ancak şu anki tabloda Le Pen'in açık ara önde olduğu görülüyor. Bu durum, Fransa'nın iç siyasetinin yanı sıra Avrupa siyaseti için de belirleyici bir faktör haline gelmiş durumda.
Seçim sonuçları ne olursa olsun, Fransa'daki siyasi kutuplaşma ve aşırı sağın yükselişi, Avrupa'nın genelinde benzer eğilimleri tetikleyebilir. Bu nedenle Brüksel'in yanı sıra diğer AB başkentleri de Fransız seçimlerini yakından takip ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Marine Le Pen'in olası zaferi, Türkiye-AB ilişkileri açısından karmaşık sonuçlar doğurabilir. Le Pen, Türkiye'nin AB üyeliğine geçmişte açıkça karşı çıkmış, hatta Türkiye karşıtı söylemleriyle bilinen bir isim. Ancak göç konusundaki sert tutumu nedeniyle Türkiye ile AB arasındaki göç mutabakatını da sorgulayabilir. Fransa'nın AB içindeki etkisini kullanarak Türkiye'ye yönelik yaptırım veya eleştirileri artırması olası. Öte yandan, Le Pen'in Avrupa şüpheci tutumu, AB'nin genişleme sürecini yavaşlatabilir ve Türkiye'nin AB perspektifini daha da belirsiz hale getirebilir. Türkiye'nin, Fransa'daki siyasi değişime hazırlıklı olması ve ikili ilişkileri çeşitlendirmesi gerekiyor. Ayrıca, Avrupa'daki aşırı sağ yükselişi, Türk diasporasını da olumsuz etkileyebilir.