İstanbul'da düzenlenen uluslararası İslami Finans Zirvesi'nde sektör liderleri ve politika yapıcılar, küresel ekonomik şokların arttığı bir dönemde İslami finansın finansal kapsayıcılık, sınır ötesi ticaret ve sosyal fayda sağlama rolünün genişletilmesi gerektiğini vurguladı. 10 Mayıs 2025'te başlayan ve üç gün süren zirveye, Malezya, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Endonezya gibi ülkelerden üst düzey yetkililer ile uluslararası finans kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Zirvenin Ana Teması ve Çağrılar
Zirvenin açılış konuşmasını yapan İslam Kalkınma Bankası Başkanı Dr. Muhammed el-Casser, "İslami finans, küresel ekonomide oynadığı rolü artırmalıdır. Faizsiz ve etik temellere dayanan bu sistem, özellikle kriz dönemlerinde toplumların ihtiyaçlarına daha duyarlıdır" dedi. El-Casser, İslami finans araçlarının yeşil enerji, altyapı ve KOBİ finansmanı gibi alanlarda kullanılmasının önemine dikkat çekti.
Bir diğer konuşmacı, Suudi Arabistan Maliye Bakan Yardımcısı Dr. Abdülaziz el-Fayez, "Sukuk (İslami tahvil) piyasaları son on yılda büyük bir genişleme gösterdi ancak bu potansiyelin henüz tam olarak kullanılmadığına inanıyoruz. Sınır ötesi işlemleri kolaylaştırmak için standartların uyumlaştırılması gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Zirvede ayrıca, fintek teknolojilerinin İslami finansla entegrasyonu da ele alındı. Özellikle blokzincir tabanlı çözümlerin zekat ve sadaka gibi sosyal yardım mekanizmalarını daha şeffaf ve verimli hale getirebileceği belirtildi.
Küresel Ekonomik Şoklar ve İslami Finansın Avantajları
Küresel enflasyon, artan jeopolitik gerilimler ve tedarik zinciri krizleri, geleneksel finans sisteminin kırılganlıklarını ortaya çıkarırken, İslami finansın reel ekonomiye dayalı yapısı bir alternatif olarak öne çıkıyor. Zirvede konuşan Uluslararası Para Fonu (IMF) temsilcisi Dr. Aysel el-Hateeb, "İslami finans, aşırı borçlanmayı sınırlayan ve risk paylaşımına dayalı modelleri sayesinde finansal istikrara katkıda bulunabilir" dedi.
Zirve katılımcıları, özellikle Orta Doğu ve Afrika'da artan gıda ve enerji fiyatlarının yol açtığı sosyal baskılar karşısında İslami finansın sosyal koruma ağlarını güçlendirmede kullanılabileceğini vurguladı. Örneğin, zekat yoluyla toplanan fonların hedefli sosyal yardım programlarına yönlendirilmesi, yoksullukla mücadelede etkili bir araç olarak değerlendiriliyor.
Malezya Merkez Bankası Başkanı Dato' Seri Nor Şemsiah Yunus, "Ülkemizde uygulanan İslami mikrofinans modelleri, kırsal kesimdeki girişimcilere faizsiz kredi sağlayarak ekonomik kalkınmayı desteklemektedir" diyerek başarılı bir örnek sundu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İslami finans alanında önemli bir merkez olma potansiyeline sahip. İstanbul Finans Merkezi hedefi kapsamında, katılım bankacılığı ve sukuk ihracı gibi alanlarda atılan adımlar, Türkiye'nin bu sektördeki konumunu güçlendirebilir. Zirvede alınan kararlar ve geliştirilen iş birlikleri, Türkiye'nin Orta Doğu ve Asya pazarlarına açılımı için yeni fırsatlar sunuyor. Özellikle KOBİ'lerin finansmana erişiminde İslami finans araçlarının kullanılması, ekonomik kalkınmayı destekleyecek ve cari açığın azaltılmasına katkı sağlayabilir. Türkiye'nin bu alandaki düzenleyici çerçevesinin uluslararası standartlarla uyumlaştırılması, küresel İslami finans ağında daha aktif bir rol üstlenmesini sağlayacaktır.