İngiltere'nin yeni Başbakanı Andy Burnham, ABD'nin İran'a yönelik hava saldırıları düzenlemesi için Birleşik Krallık'a ait askeri üslerin kullanılmasına izin verdi. Middle East Eye'ın aktardığına göre, başbakanlık makamından yapılan açıklamada, bu kararın "ortak güvenlik kaygıları" ve "bölgesel istikrar" gerekçesiyle alındığı belirtildi. Karar, özellikle Kıbrıs'taki İngiliz Egemen Üs Bölgeleri (SBAA) olan Akrotiri ve Dikelya'nın yanı sıra Bahreyn'deki HMS Juffair deniz üssü ve Umman'daki el-Musenna hava üssünü kapsıyor. Burnham'ın bu hamlesi, İran'la son dönemde artan gerilimin ardından geldi. ABD, İran'ın nükleer programı ve bölgedeki vekil güçlerine yönelik operasyonlarını yoğunlaştırmış durumda. İngiltere'nin NATO müttefiki olarak bu adımı, uluslararası hukuk açısından da tartışma yarattı.
Gelişmenin Arka Planı
Yeni Başbakan Burnham, seçim kampanyasında daha bağımsız bir dış politika izleyeceğini vaat etmişti. Ancak göreve gelir gelmez ABD'nin talebini kabul etmesi, bu vaatlerin pratikte ne kadar uygulanabilir olduğu sorusunu gündeme getirdi. İngiltere'de muhalefet partileri ve bazı sivil toplum kuruluşları, kararın aceleyle alındığını ve İran'la savaş riskini artırdığını savunuyor. Özellikle Kıbrıs'taki üslerin kullanılması, ada üzerindeki egemenlik tartışmalarını da alevlendirdi.
İran yönetimi ise henüz resmi bir açıklama yapmamış olsa da, devlet medyası bu gelişmeyi "savaş provokasyonu" olarak nitelendirdi. Tahran yönetimi, daha önce benzer tehditlere karşı Hürmüz Boğazı'nı kapatma ve bölgedeki Amerikan güçlerine karşı misilleme yapma tehdidinde bulunmuştu. Uzmanlar, Burnham'ın kararının sadece askeri değil, aynı zamanda diplomatik sonuçları da olacağını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu karar, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da bozabilir. ABD'nin İran'a yönelik hava saldırıları, bölgedeki vekil güçler aracılığıyla yürütülen çatışmaları doğrudan bir savaşa dönüştürebilir. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, ABD liderliğindeki operasyonları desteklerken, Katar ve Umman daha temkinli bir tutum sergiliyor. Rusya ve Çin ise İngiltere'nin kararını kınadı ve tansiyonun düşürülmesi çağrısı yaptı.
Avrupa Birliği, diplomatik çözüm yollarının tüketilmediğini belirterek endişelerini dile getirdi. Fransa ve Almanya, ABD'nin bu kadar kapsamlı bir askeri harekata girmeden önce BM Güvenlik Konseyi'ni bilgilendirmesi gerektiğini savunuyor. Öte yandan, İngiltere'nin bu hamlesi, NATO içinde de tartışmalara yol açtı; bazı üyeler, ittifakın kolektif karar alma mekanizmalarının devreye sokulmamasından rahatsızlık duydu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la komşu olması ve bölgedeki enerji hatlarının güvenliği açısından bu gelişmeyi yakından takip ediyor. İngiltere'nin üslerini ABD'ye açması, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir çatışma riskini artırabilir. Türkiye, şu ana kadar İran'a yönelik yaptırımlara katılmamış ve Tahran'la diplomatik temaslarını sürdürmüştü. Bu nedenle, -Amerikan harekâtının Türkiye'nin komşusu İran'ı zayıflatması ve bölgede nüfuz alanının daralması gibi- sonuçları, Ankara'nın Suriye ve Irak'taki dengeleri yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Ayrıca, Kıbrıs'taki İngiliz üslerinin kullanımı, Türkiye'nin Kıbrıs meselesindeki hassasiyetlerini de tetikleyebilir. Türk Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili henüz bir açıklama yapmadı, ancak uzmanlar Türkiye'nin hem NATO yükümlülükleri hem de bölgesel çıkarları arasında denge kurmaya çalışacağını belirtiyor.