ABD Başkanı Donald Trump, 15 Temmuz 2026 Salı günü yaptığı açıklamada, Amerikan ordusunun yakında İran'ın "Kazma Dağı" (Pickaxe Mountain) olarak bilinen derin yer altı tesisini bombalayacağını duyurdu. Trump, Beyaz Saray'ın Durum Odası'nda gerçekleştirilen bir toplantının ardından yaptığı açıklamada, "Bu tesis, rejimin nükleer emelleri için kritik bir öneme sahip. Artık bunu durdurmanın zamanı geldi" ifadelerini kullandı. Kazma Dağı, ABD ve İsrail istihbaratına göre, İran'ın gizli nükleer faaliyetler yürütebileceği derin yer altı sığınakları arasında yer alıyor. Trump'ın bu açıklaması, İran'ın nükleer programına yönelik artan gerilimin yeni bir aşamaya geçtiğine işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Kazma Dağı, İran'ın orta kesimlerinde, İsfahan yakınlarında bulunan bir dağlık bölgede yer alıyor. Bölge, onlarca metre derinliğinde tüneller ve sığınaklarla donatılmış durumda. ABD ve İsrail istihbarat kaynaklarına göre, bu tesis İran'ın uranyum zenginleştirme ve silah geliştirme çalışmalarına ev sahipliği yapıyor olabilir. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), İran'ın nükleer faaliyetlerine ilişkin son raporlarında, Tahran'ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını artırdığını ve bazı bildirilmemiş tesislerde incelemelere izin vermediğini belirtiyor. Trump yönetimi, özellikle 2025'te yeniden başkan seçilmesinin ardından İran'a yönelik "maksimum baskı" politikasını yeniden canlandırdı. Bu kapsamda yaptırımlar sıkılaştırılırken, askeri seçenekler de masada tutuluyor. İsrail ise uzun süredir İran'ın nükleer tesislerine yönelik önleyici saldırı çağrıları yapıyor. Analistler, Trump'ın bu açıklamasının, İran'ı müzakere masasına çekmek için bir son çare olarak görülebileceğini, ancak aynı zamanda bölgede geniş çaplı bir çatışma riskini artırdığını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Ortadoğu'da zaten kırılgan olan dengeleri altüst etme potansiyeli taşıyor. İran'ın bombalanması durumunda, Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma, bölgedeki Amerikan üslerine ve müttefiklerine misilleme yapma ihtimali yüksek. Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, bu olasılığa karşı alarm durumuna geçmiş durumda. Ayrıca, Rusya ve Çin, İran'a yönelik herhangi bir askeri müdahaleye karşı olduklarını sık sık dile getiriyor. Kremlin sözcüsü Dmitri Peskov, Trump'ın açıklamasının ardından yaptığı açıklamada, "Bu tür tehditler uluslararası hukuku ihlal eder ve bölgesel güvenliği ciddi şekilde tehlikeye atar" dedi. Çin Dışişleri Bakanlığı ise "tansiyonun düşürülmesi ve diyalog çağrısı" yaptı. Öte yandan, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, Trump'ın tehdidini "savaş çığırtkanlığı" olarak nitelendirerek, "İran, topraklarını savunmak için her türlü hakkı saklı tutar" dedi. BM Güvenlik Konseyi'nin acil olarak toplanması bekleniyor. Uzmanlar, bu saldırının İran'ın nükleer programını tamamen yok edemeyebileceğini, aksine Tahran'ı daha da radikalleştirebileceğini ve bölgesel bir savaşı tetikleyebileceğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme Türkiye için doğrudan bir güvenlik tehdidi oluşturmakla birlikte, bölgesel istikrarsızlık Ankara'nın çıkarlarını derinden etkileyebilir. İran'a yönelik olası bir ABD saldırısı, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir kriz dalgası yaratabilir. Tahran'ın Irak ve Suriye'deki vekil güçleri aracılığıyla misilleme yapması halinde, Türkiye'nin bu ülkelerdeki askeri varlığı ve sınır güvenliği riske girebilir. Ayrıca, enerji fiyatlarında olası bir sıçrama, Türkiye'nin zaten yüksek olan cari açığını daha da artırabilir. Ankara, bir yandan ABD ile ittifak ilişkilerini sürdürmek, diğer yandan İran'la komşuluk bağlarını korumak arasında hassas bir denge kurmak zorunda kalacaktır. Bu nedenle, Türkiye'nin hem diplomatik girişimlerde bulunması hem de olası senaryolara karşı askeri ve ekonomik hazırlıklar yapması bekleniyor.