Yeni bir kamuoyu yoklamasına göre, İsraillilerin ezici bir çoğunluğu İran'ın mevcut çatışmada galip geldiği görüşünde. Tel Aviv merkezli bir araştırma şirketi tarafından yapılan anket, katılımcıların yaklaşık yüzde 76'sının İran'ı savaşın kazananı olarak gördüğünü ortaya koydu. Bu oran, İsrail toplumunda savaşın gidişatına dair yaygın bir karamsarlığa işaret ediyor. Anket, İsrail'in kuzey sınırındaki çatışmaların tırmandığı ve İran destekli Hizbullah'ın roket saldırılarının arttığı bir dönemde gerçekleştirildi.
Gelişmenin arka planı
İsrail ile İran arasındaki gerilim, özellikle Suriye iç savaşı ve İran'ın nükleer programı konusundaki anlaşmazlıklar nedeniyle son yıllarda giderek arttı. İsrail, Suriye'deki İran hedeflerine yönelik yüzlerce hava saldırısı düzenlerken, İran ise Hamas ve Hizbullah gibi vekil güçler aracılığıyla İsrail'e karşı askeri varlığını sürdürüyor. Anket sonuçları, İsrail halkının bu çatışmadan yorgun düştüğünü ve hükümetin savaş stratejisine olan güvenin azaldığını gösteriyor. Katılımcıların sadece yüzde 18'i İsrail'in savaşı kazandığını düşünürken, yüzde 6'sı ise sonucun berabere olduğunu belirtti. Bu veriler, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti için ciddi bir siyasi meydan okuma anlamına geliyor.
Ankete göre, İsraillilerin büyük bir kısmı savaşın İran'ın lehine sonuçlanmasının temel nedeni olarak İsrail'in askeri ve diplomatik zayıflığını görüyor. Katılımcıların yüzde 45'i hükümetin savaşı yönetme biçimini başarısız bulurken, yüzde 32'si ise uluslararası toplumun İsrail'e yeterli desteği vermediğini düşünüyor. Bu algı, İsrail'in bölgesel caydırıcılık kapasitesine ilişkin ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Bölgesel boyut
İsrail kamuoyundaki bu algı değişimi, Ortadoğu'daki güç dengelerini de etkileyebilir. İran'ın savaşı kazandığı yönündeki yaygın inanç, İsrail'in müttefikleri nezdinde itibarını zedeleyebilir ve İran'ın bölgesel nüfuzunu artırabilir. Özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi İsrail ile normalleşme sürecinde olan ülkeler, bu sonuçları dikkatle izliyor. Analistler, anket sonuçlarının İran'ı daha agresif bir dış politika izlemeye teşvik edebileceğini, çünkü Tahran'ın İsrail'in moralinin bozulduğunu ve savunma pozisyonuna geçtiğini düşünebileceğini belirtiyor.
Öte yandan, anketin yapıldığı dönemde İsrail'in Gazze'ye yönelik askeri operasyonları da devam ediyordu. İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nde Hamas hedeflerine yönelik saldırılarını sürdürürken, kuzeyde Hizbullah ile çatışmalar da kısa süreli ateşkeslerle kesintiye uğramıştı. Bu iki cepheli savaş, İsrail halkında yorgunluk ve güvensizlik duygusunu pekiştirmiş olabilir. Uzmanlar, İsrail'in bu durumdan çıkış için diplomatik girişimlere ağırlık vermesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail kamuoyundaki bu algı değişimi, Türkiye'nin bölgesel politikaları açısından iki önemli sonuç doğurabilir. Birincisi, İsrail'in zayıf algılanması, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve güvenlik stratejilerini etkileyebilir. İkincisi, İran'ın savaştaki galibiyet algısı, Türkiye'nin Suriye ve Irak'taki İran nüfuzuyla mücadelesini zorlaştırabilir. Türkiye, İran'ın artan etkisine karşı dengeleyici bir rol üstlenmek isteyecek, ancak bu durum Ankara'nın hem İsrail hem de İran ile olan ilişkilerinde hassas bir denge kurmasını gerektirecek.