İsrailli yerleşimciler, işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'ya, İsrail polisinin koruması altında baskın düzenledi. Olay, Ramazan ayının son günlerinde gerçekleşirken, Filistin yönetimi ve uluslararası toplum tepki gösterdi. Baskın, bölgede tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu.
Gelişmenin arka planı
Orta Doğu Gözlemevi'nin aktardığına göre, onlarca İsrailli yerleşimci, silahlı polis eşliğinde Mescid-i Aksa'nın avlusuna girdi. Yerleşimciler, burada dini ritüeller gerçekleştirirken, Filistinli ibadetçiler ile sözlü tartışmalar yaşandı. İsrail polisi, yerleşimcilerin güvenliğini gerekçe göstererek bölgede geniş güvenlik önlemleri aldı. Bu durum, Filistinliler tarafından İsrail'in sürekli ihlallerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Mescid-i Aksa, İslam'ın üçüncü kutsal mekânı olarak kabul edilirken, aynı zamanda Yahudilerin de tapınağı olarak gördüğü bölge, yıllardır çatışmaların odağında yer alıyor. İsrail'in 1967'de Doğu Kudüs'ü işgal etmesinden bu yana, bölgede Yahudi yerleşimcilerin sayısı artarken, Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlar da süreklilik kazandı. Özellikle bayram dönemlerinde artan bu tür eylemler, Filistinli gençlerin direnişiyle karşılaşıyor. Son baskında, Filistinli gençlerin polise taş attığı ve biber gazıyla müdahale edildiği bildiriliyor. Filistin Kızılayı, olayda hafif yaralanan iki kişinin tedavi altına alındığını açıkladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, sadece Kudüs'te değil, tüm Orta Doğu'da yankı buldu. Ürdün ve Suudi Arabistan gibi bölge ülkeleri, İsrail'i kınarken, Birleşmiş Milletler de tarafları itidal çağrısında bulundu. ABD ise İsrail'in güvenlik endişelerini anlamakla birlikte, statükonun korunması gerektiğini belirtti. Mescid-i Aksa'daki gerginlik, geçmişte büyük çatışmalara dönüşmüştü. 2021'de benzer bir baskının ardından yaşanan 11 günlük savaş, Gazze'de yüzlerce kişinin ölümüne yol açmıştı. O dönemde Hamas, saldırıları İsrail'in Kudüs politikalarına tepki olarak tanımlamıştı. Şimdi de benzer bir senaryo endişesi var. Hamas, yaptığı açıklamada, Filistin halkının Mescid-i Aksa'yı koruyacağını ve İsrail'in saldırılarına karşılık vereceğini duyurdu. İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ise yerleşimcilerin eylemini desteklediğini ve polisin bu tür ziyaretlere izin vermeye devam edeceğini söyledi. Bu açıklamalar, bölgede tansiyonun daha da yükselmesine neden oluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarihsel olarak Filistin davasına destek veren bir ülke konumunda. Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırıları kınamış ve İsrail'i uluslararası hukuka uymaya çağırmıştı. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgesel nüfuzunu göstermesi açısından kritik. Arap kamuoyunda Türkiye'nin Filistin yanlısı duruşu takdir edilirken, İsrail ile olası bir gerilim Ankara'nın diplomatik dengelerini zorlayabilir. Ayrıca, Doğu Akdeniz'de enerji işbirliği arayışlarındaki Türkiye, Kudüs'teki bu tür olayların bölgesel istikrarı olumsuz etkilemesinden endişe duymaktadır. Türk dış politikası, Filistin devletinin tanınması ve iki devletli çözüm vizyonunu korurken, bu tür ihlallerin kınanması Ankara'nın pozisyonunu güçlendirebilir.