İsrailli yerleşimciler, Yahudi Yom Kippur (Kefaret Günü) sırasında Doğu Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi. Olay, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Batı Duvarı tünellerini ziyaret etmesiyle aynı güne denk geldi. Filistin ve Ürdün yönetimleri, baskını provokasyon olarak nitelendirerek sert tepki gösterdi. Uluslararası toplum, Kudüs'ün statükosuna yönelik ihlaller konusunda endişelerini dile getirdi.
Baskının Arka Planı ve Detaylar
Yom Kippur, Yahudiler için en kutsal günlerden biri. Ancak bu yıl, İsrailli yerleşimci gruplar, polis koruması altında Mescid-i Aksa'nın avlusuna girdi. Görgü tanıkları, yerleşimcilerin dini ritüeller gerçekleştirdiğini ve provokatif sloganlar attığını bildirdi. Filistinli yetkililer, bu tür baskınların yıllardır arttığını ve Mescid-i Aksa'nın statükosunu ihlal ettiğini vurguluyor. İsrail polisi, güvenlik gerekçesiyle Filistinlilerin bir kısmını bölgeden uzaklaştırdı. Bu sırada Netanyahu, Batı Duvarı tünellerinde incelemelerde bulundu. Tüneller, Mescid-i Aksa'nın altından geçtiği iddialarıyla tartışmalı. Filistin, bu tünellerin kazılmasının Aksa'nın temellerine zarar verdiğini savunuyor.
Olay, İsrail'in yeni hükümetinin göreve gelmesinden bu yana artan yerleşimci saldırılarının son halkası. Uluslararası toplum, Doğu Kudüs'teki statükonun korunması çağrısını yineledi. Ürdün, Mescid-i Aksa'nın koruyucusu olarak, İsrail'i kınadı ve BM'ye başvurdu. Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülke, İsrail'in provokasyonlarına son vermesi gerektiğini belirtti.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Mescid-i Aksa, Müslümanlar için üçüncü kutsal mekan. Yahudiler ise Tapınak Tepesi olarak adlandırıyor. 1967'den beri İsrail işgali altındaki Doğu Kudüs'te, statüko gereği Yahudiler burada ibadet edemiyor, sadece ziyaret edebiliyor. Ancak son yıllarda yerleşimciler, polis koruması altında sık sık baskın düzenliyor. Bu durum, bölgede tansiyonu yükseltiyor. Hamas ve diğer Filistinli gruplar, baskınlara karşı misilleme tehdidinde bulunuyor. Geçmişte benzer olaylar, Gazze'de çatışmalara yol açmıştı. Bu kez de geniş çaplı bir tırmanma riski var.
Uluslararası kamuoyu, İsrail'in eylemlerini kınarken ABD yönetimi, itidal çağrısı yaptı. Ancak ABD'nin İsrail'e verdiği koşulsuz destek, eleştirilerin dozunu düşürüyor. Avrupa Birliği, statükonun korunması gerektiğini vurguladı. Rusya ve Çin, BM Güvenlik Konseyi'nde acil toplantı talebinde bulunabilir. Bölgesel aktörlerden Suudi Arabistan ve BAE, normalleşme sürecini riske atmamak için sessiz kalmayı tercih ediyor. Ancak Ürdün ve Mısır, arabuluculuk girişimlerini hızlandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Mescid-i Aksa'ya yönelik baskınlar, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği önemi bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, İsrail'in provokasyonlarını kınayarak uluslararası platformlarda sesini yükseltiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde İsrail ile ilişkileri normalleştirme adımları atmıştı; ancak bu tür olaylar, normalleşme sürecini zora sokabilir. Türkiye, aynı zamanda Ürdün ile koordineli hareket ederek Kudüs'ün statükosunun korunması için diplomatik çaba harcıyor. Bölgesel istikrarın bozulması, Türkiye'nin güvenliğini de doğrudan etkiler. Bu nedenle Ankara, itidal çağrısını sürdürecek ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nı harekete geçirmeye çalışacaktır.