İsrailli bir güvenlik kaynağı, Gazze Şeridi'nde tutulan rehinelerin durumuna ilişkin yeni bir değerlendirme yayınladı. Kaynağın verdiği bilgiye göre, şu ana kadar kesin olarak belirlenen 20 rehine canlı, 33 rehine ise hayatını kaybetmiş durumda. İki rehinenin durumu ise henüz netlik kazanmadı. Bu rakamlar, Hamas'ın 7 Ekim 2023'teki saldırısında kaçırılan ve halen Gazze'de tutulan 251 rehine arasından geriye kalanların durumunu yansıtıyor. İsrail ordusu daha önce 111 rehinenin cansız bedenine ulaştığını duyurmuştu. Yeni veriler, müzakerelerin zorluğunu ve sahadaki belirsizliği bir kez daha gözler önüne seriyor.
Arka plan: Rehine krizi ve müzakereler
7 Ekim saldırısının ardından Hamas, İsrail'e karşı elinde büyük bir koz olarak rehineleri tutarken, İsrail hükümeti rehinelerin kurtarılması için hem askeri operasyonlar hem de diplomatik girişimleri sürdürüyor. Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen müzakerelerde, rehine takası ve ateşkes koşulları masaya yatırılıyor. Ancak taraflar arasındaki güvensizlik ve operasyonel zorluklar, anlaşmayı sürekli olarak geciktiriyor. Bu son değerlendirme, rehinelerin sağlık durumları ve sayıları hakkında en güncel veriyi sunarken, aileler üzerinde büyük bir baskı yaratmaya devam ediyor.
Rehinelerin bir kısmının sivil, bir kısmının ise asker olduğu biliniyor. İsrail ordusu, özellikle Han Yunus ve Refah bölgelerinde yürütülen kara operasyonlarında rehinelere ait izlere rastladığını, ancak bunların çoğunun cansız bedenler olduğunu kaydediyor. Öte yandan Hamas, canlı rehinelerin takası için belirli şartlar öne sürüyor; bunlar arasında İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkumların serbest bırakılması ve İsrail ordusunun Gazze'den çekilmesi yer alıyor. Şu ana kadar taraflar bu konuda uzlaşma sağlayamadı.
Bölgesel ve küresel boyut
Rehine krizi, yalnızca İsrail-Filistin çatışmasının değil, aynı zamanda Orta Doğu'nun daha geniş jeopolitik dengelerinin de bir parçası haline geldi. İran'ın desteklediği Hamas ve diğer gruplar, rehineleri İsrail'e karşı bir pazarlık aracı olarak kullanırken, ABD ve Avrupa Birliği krizin çözümü için diplomatik çabalarını artırdı. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken bölgeye yaptığı ziyaretlerde rehinelerin serbest bırakılması için bastırırken, Katar uzun süredir Hamas ile İsrail arasında bir köprü görevi görüyor. Son raporlar, canlı rehinelerin sayısının azalmasının İsrail halkı üzerindeki baskıyı artırdığını ve hükümetin daha esnek bir müzakere pozisyonuna geçmesine yol açabileceğini gösteriyor. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, askeri hedeflerden taviz vermeyeceğini yineleyerek, müzakerelerdeki tutumunun katı olduğunu ortaya koydu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, 7 Ekim sonrası başlayan süreçte hem İsrail hem de Filistin taraflarıyla temaslarını sürdürmüş ve özellikle insani yardım koridorlarının açılması için girişimlerde bulunmuştur. Rehine krizi, Türkiye'nin bölgesel arabuluculuk rolünü test eden unsurlardan biridir. Türkiye'nin Hamas'ın siyasi ofisine ev sahipliği yapması, Ankara'ya dolaylı bir müzakere kanalı sağlasa da, İsrail ile ilişkilerin normalleşme sürecinde bu durum iki taraf arasında gerginlik yaratabilir. Türkiye'nin açıklamaları, sivillerin korunması ve çatışmaların sona erdirilmesi yönünde olurken, İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarını eleştirmesi, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği geleneksel desteği yansıtmaktadır. Bölgesel güç dengesinde Türkiye, rehinelerin güvenli bir şekilde serbest bırakılması için diplomatik çabalarını sürdürmekte, ancak bu süreçte hem iç kamuoyunun beklentileri hem de uluslararası aktörlerle uyumlu bir politika izlemeye çalışmaktadır.