İran, son dönemdeki askeri başarılarına rağmen stratejik savaşı kaybediyor. Tahran yönetimi, İsrail ve ABD’ye karşı kazanılmış gibi görünen taktik zaferlerin ardından, uzun vadede ağır yaptırımlar, diplomatik izolasyon ve iç istikrarsızlıkla karşı karşıya. Uzmanlara göre, İran’ın nükleer programı ve bölgesel milis güçleri kısa vadede caydırıcılık sağlasa da, ülke ekonomisi ve toplumsal yapısı giderek kırılganlaşıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Taktik Başarı, Stratejik Kayıp
İran, son aylarda İsrail’e yönelik balistik füze saldırıları ve Husiler üzerinden Kızıldeniz’de abluka girişimleriyle dikkat çekti. Ancak bu hamleler, Tahran’ın stratejik hedeflerine ulaşmasını sağlamadı. Aksine, İsrail’in misilleme saldırıları İran’ın hava savunma sistemlerini hedef alırken, ABD’nin ek yaptırımları petrol ihracatını düşürdü. İçeride ise protestolar ve ekonomik sıkıntılar rejimin meşruiyetini sorgulatıyor.
İran’ın ‘uzun oyunu’ aslında yıllardır sürdürdüğü bir strateji: Vekil güçlerle ABD ve İsrail’i yıpratmak, nükleer anlaşmalarda pazarlık gücünü artırmak, Körfez monarşilerine karşı nüfuz alanını genişletmek. Ancak 2023 sonrası gelişmeler, bu stratejinin zayıfladığını gösteriyor. Suriye’de Esad’a bağımlılık, Irak’ta İran yanlısı milislerin kontrolü kaybetmesi, Yemen’de ise Suudi Arabistan’la uzlaşma arayışı, Tahran’ın etki alanının daraldığının işaretleri.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Yaptırımlar, İzolasyon ve Alternatif Arayışları
İran’ın karşılaştığı en büyük sorun ekonomik izolasyon. ABD yaptırımları nedeniyle petrol ihracatı 2024’te günlük 1,2 milyon varile kadar düştü; bu da bütçe açığını derinleştirdi. BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi oluşumlara katılım, alternatif ticaret kanalları açsa da Çin ve Rusya’nın desteği sınırlı. İçeride enflasyon yüzde 40’ı aşarken, işsizlik ve beyin göçü hızlanıyor.
Askeri cephede, İran’ın İsrail’e yönelik füzeleri başarılı olsa da tehdit algısını artırdı. İsrail, İran’ın nükleer tesislerine saldırı seçeneğini masada tutuyor. Suudi Arabistan ve BAE ise İran’la normalleşme adımlarını dondurdu. ABD, Tahran’ı müzakere masasına çekmek için ‘maksimum baskı 2.0’ politikasını uyguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran’ın stratejik zayıflaması, Türkiye için fırsat ve riskleri bir arada barındırıyor. Ekonomik olarak, İran’ın ihracatçı rolünün azalması, enerji koridorlarında Türkiye’nin elini güçlendirebilir; ancak yaptırımlar nedeniyle ticaret hacmi düşüyor. Güvenlik boyutunda, İran’ın PKK/PYD bağlantılı gruplarla ilişkisi Türkiye’nin sınır ötesi operasyonlarını etkileyebilir. Ayrıca, Rusya-İran ekseninin zayıflaması, Suriye ve Kafkasya’da Türkiye’ye manevra alanı açabilir. Ancak İran’ın çöküşü veya iç savaşa sürüklenmesi, sığınmacı akını ve vekil güçlerin kontrolsüz faaliyetlerine yol açabilir. Ankara, bu hassas dengeyi gözeterek pragmatik bir politika izlemeli.