İsrail güvenlik ve askeri kaynakları Çarşamba günü yaptıkları açıklamada, Batı Şeria'daki durumun yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik şiddeti nedeniyle adeta bir "barut fıçısı" görünümünde olduğunu, ancak işgal görevlilerinin kariyerlerine zarar verme endişesiyle faillere karşı işlem yapmaktan kaçındığını bildirdi. İbranice basında yer alan haberlere göre, üst düzey bir güvenlik yetkilisi, bölgede tansiyonun daha da yükselmesi halinde durumun kontrolden çıkabileceği uyarısında bulundu. Aynı kaynağa göre, yerleşimci şiddeti son dönemde artış gösterirken, askerlerin bu olaylara müdahale etmekte gönülsüz davranması ciddi bir zafiyet oluşturuyor.
Yerleşimci şiddeti ve askerlerin çaresizliği
Güvenlik kaynaklarının aktardığına göre, Batı Şeria'da yerleşimci şiddetinin arttığı, özellikle Nablus ve Hebron gibi bölgelerde Filistinlilere ait ev ve arazilere yönelik baskınların ve hasarın sıklaştığı belirtiliyor. İsrail ordusu, yerleşimcilerin kanunsuz eylemlerine karşı koymak yerine, sıklıkla bu olaylara göz yumuyor. Bir askeri yetkili, "Askerler, yerleşimcilere müdahale etmekten kaçınıyor; çünkü komutanların gözünde iyi bir sicil sahibi olmak istiyorlar ve yerleşimcilerin siyasi gücünden çekiniyorlar" dedi. Bu durum, askerlerin zaman zaman saldırılar devam ederken sadece gözlemci konumunda kalmasına neden oluyor.
Uzmanlara göre, yerleşimci şiddeti, İsrail hükümetinin aşırı sağcı koalisyon ortaklarının politikalarıyla da besleniyor. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir gibi isimlerin Filistinlilere karşı sert tutumları ve yerleşimcilere verdikleri destek, ordudaki disiplini zayıflatıyor. Bir güvenlik kaynağı, "Bu siyasi ortamda, askerler yerleşimcileri durdurmanın kendi kariyerleri için risk olduğunu düşünüyor" ifadelerini kullandı.
Batı Şeria'da tırmanan tansiyonun bölgesel boyutu
Batı Şeria'daki bu istikrarsızlık, bölgesel ve uluslararası düzeyde yeni bir çatışma dalgası endişesini beraberinde getiriyor. Filistin Yönetimi'nin gücünün Batı Şeria'da giderek zayıfladığı ve özellikle kuzey bölgelerde kontrolü elinde tutamadığı belirtiliyor. Bu durum, Hamas ve İslami Cihat gibi grupların bölgede nüfuz kazanmasına zemin hazırlıyor. İsrail'deki bazı analistler, Batı Şeria'da bir patlama yaşanması halinde, Gazze'deki çatışmanın çok daha geniş bir cepheye taşınabileceği uyarısında bulunuyor.
Uluslararası toplum ise İsrail'e çağrılarda bulunarak yerleşimci şiddetinin önlenmesi ve sorumluların yargı önüne çıkarılması gerektiğini vurguluyor. ABD Dışişleri Bakanlığı, yerleşimci şiddetini kınarken; bazı Avrupa ülkeleri de İsrail makamlarını uluslararası hukuka uymaya çağırıyor. Ancak İsrail hükümeti, bu çağrılara şu ana kadar somut bir yanıt vermiş değil.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Batı Şeria'daki bu gerginlik, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek bağlamında önem taşıyor. Türkiye, uluslararası platformlarda Filistin halkının haklarını savunurken, İsrail'in yerleşimci şiddetine karşı etkisiz kalışı Ankara'nın sert tepkisini çekiyor. Bölgede geniş çaplı bir çatışma yaşanması, Türkiye'nin mülteci akınları ve ekonomik istikrarsızlık riskleriyle karşı karşıya kalmasına yol açabilir. Ayrıca bu gelişmeler, Türkiye-İsrail ilişkilerinin normalleşme sürecini de olumsuz etkileyebilir. Türkiye, Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki denklemlerde aktif bir rol oynarken, Batı Şeria'daki olası bir patlama Türkiye'nin dış politika önceliklerini de yeniden şekillendirebilir.