İsrail güçlerinin, Filistin ile varılan ateşkes anlaşmasına rağmen Gazze Şeridi'nde sivilleri uzaktan kumandalı silah sistemleriyle hedef aldığı ortaya çıktı. Middle East Eye'ın haberine göre, İsrail ordusu ateşkes sırasında ‘ölüm kuleleri’ olarak adlandırılan insansız hava araçları ve uzaktan kontrollü makineli tüfekler kullanarak en az 15 sivilin ölümüne yol açtı. Saldırılarda çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 30'dan fazla kişi de yaralandı. Olay, uluslararası toplumda büyük tepki çekerken, insan hakları örgütleri İsrail'i savaş suçu işlemekle suçluyor.
Ateşkes ihlali ve sivillerin korunması
Haber kaynağına göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden sadece saatler sonra İsrail güçleri Gazze'nin kuzeyindeki El-Şati mülteci kampı ve güneydeki Han Yunus bölgesinde uzaktan kumandalı silahlarla saldırı düzenledi. Görgü tanıkları, saldırıların özellikle kalabalık pazaryerleri ve okul yakınlarında gerçekleştiğini belirtti. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) yetkilileri, bu tür saldırıların sivillerin güvenli bölgelere ulaşmasını engellediğini ve ateşkesin amacını zedelediğini ifade etti.
İsrail ordusu ise yaptığı açıklamada, saldırıların ‘terörist hedeflere’ yönelik olduğunu ve ateşkes ihlali yapıldığını iddia etti. Ancak, sivil kayıplarına dair herhangi bir soruşturma başlatılmadı. Bölgeden gelen görüntülerde, yıkılan binaların enkazı altından çıkarılan cesetler ve ambulansların yaralıları hastanelere yetiştirme çabaları yer alıyor. Filistin Sağlık Bakanlığı, ölü sayısının artabileceği uyarısında bulundu.
Uluslararası hukuk ve insani boyut
Uzaktan kumandalı silahlar, çatışma bölgelerinde hedef belirleme hatalarına neden olabilen ve sivil kayıplarını artıran bir teknoloji olarak eleştiriliyor. Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü, bu tür saldırıların savaş hukuku kapsamında ‘orantısız güç kullanımı’ anlamına geldiğini ve sorumluların yargılanması gerektiğini belirtti. Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi'nden bir sözcü, ‘sivillerin hedef alınmasının asla kabul edilemez’ olduğunu vurguladı.
Olay, bölgede tırmanan gerginliğe rağmen uluslararası toplumun Filistin meselesine yönelik ilgisini yeniden gündeme taşıdı. Mısır ve Katar gibi arabulucu ülkeler, taraflara itidal çağrısı yaparken, ABD yönetiminden henüz resmi bir kınama gelmedi. Ancak, Beyaz Saray sözcüsü ‘sivil kayıplarının endişe verici olduğunu’ ifade etti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, geçmişte olduğu gibi bu olayda da Filistin halkına yönelik saldırıları sert bir dille kınaması beklenen ülkeler arasında. Ankara'nın, özellikle Gazze'deki insani krizin derinleşmesi halinde bölgesel arabuluculuk çabalarını yoğunlaştırması olası. Türk yetkililer, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı platformlarında konuyu gündeme taşıyabilir. Bu tür gelişmeler, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji mücadelesi ve Filistin meselesindeki tutumuyla uyumlu bir dış politika izleme kararlılığını da pekiştiriyor. Ayrıca, insan hakları ihlalleri konusunda uluslararası kamuoyunu harekete geçirme çabaları, Türkiye'nin bölgesel liderlik rolünü güçlendirebilir.