ABD ile İran arasında varılan son dakika anlaşmasına rağmen İsrail, Lübnan topraklarına yönelik saldırılarını aralıksız sürdürüyor. Saldırıların odağında Hizbullah'ın askeri altyapısı yer alırken, sivil kayıpların arttığı bildiriliyor. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından yapılan açıklamada, operasyonların "Hizbullah'ın tehdit oluşturan unsurlarını etkisiz hale getirmek" amacıyla yürütüldüğü belirtilirken, Lübnan yönetimi uluslararası topluma acil müdahale çağrısı yapıyor. Birleşmiş Milletler gözlemcileri, çatışmaların güney Lübnan'da binlerce kişiyi yerinden ettiği uyarısında bulunuyor.
ABD-İran anlaşması ve bölgeye yansımaları
Washington ile Tahran arasında imzalanan anlaşma, İran'ın nükleer programına kısıtlamalar getirilmesi karşılığında bazı yaptırımların hafifletilmesini öngörüyor. Anlaşma metninde Lübnan veya Hizbullah'a doğrudan atıf bulunmazken, İran'ın bölgedeki vekil güçlere verdiği desteği sınırlandırması bekleniyor. Ancak Israel, anlaşmayı yetersiz bularak Lübnan'da Hizbullah'ın askeri kapasitesine yönelik baskıyı artırdı. Uzmanlar, İsrail'in bu hamlesinin, anlaşma sonrası İran'ın elini zayıflatma stratejisi olduğunu belirtiyor. IDF yetkilileri, "Anlaşma Hizbullah'ı durdurmazsa biz durdururuz" açıklamasıyla net bir mesaj verdi.
Lübnan Başbakanı Necip Mikati, saldırıların ülkenin egemenliğini ihlal ettiğini vurgulayarak BM Güvenlik Konseyi'ne başvurdu. Fransa ve Almanya, tarafları itidale çağırırken, ABD yönetimi İsrail'in kendini savunma hakkını tanıdığını ancak sivil can kayıplarının azaltılması gerektiğini ifade etti. Bölgesel kaynaklar, İsrail saldırılarının yoğunlaştığı geçtiğimiz hafta içinde Lübnan'da 47 kişinin hayatını kaybettiğini aktardı. Hizbullah tarafından atılan roketlerle İsrail'in kuzeyinde de bazı hasarlar rapor edildi. Bu gelişmeler, taraflar arasında tam ölçekli bir savaş endişesini beraberinde getiriyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Çatışmaların şiddetlenmesi, başta Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere Körfez ülkelerinde tedirginlik yaratıyor. Körfez İşbirliği Konseyi, taraflara derhal ateşkes çağrısı yaparken, İran'ın anlaşmaya rağmen Hizbullah'a desteğini sürdürmesi halinde bölgede yeni bir gerginlik dalgası bekleniyor. Rusya ve Çin, BM'de ateşkes kararı çıkarılması için diplomatik girişimlerini hızlandırdı. Öte yandan, Enerji ve altyapı tesislerine yönelik tehditler, Doğu Akdeniz'deki enerji arama çalışmalarını da riske atıyor. Uluslararası Kızılhaç Komitesi, sivil halkın korunması için acil insani koridor açılmasını talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki çatışmalar, Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Suriye politikalarını doğrudan etkiliyor. İsrail-Hizbullah gerginliği, Türkiye'nin enerji nakil hatlarının yakınında bir sıcak çatışma alanı oluşturarak güvenlik risklerini artırıyor. Ankara, bölgede istikrarın önemine vurgu yaparken, İran ile ABD arasındaki anlaşmanın yürürlüğe girmesi halinde İran'ın Suriye'deki askeri varlığının azalması ihtimali Türkiye için fırsat oluşturabilir. Ancak Lübnan'da tırmanan şiddet, mülteci akışı ve terörün yayılması riskini barındırıyor. Türkiye, bu nedenle diplomatik kanalları kullanarak ateşkes çağrılarını desteklemekte ve bölgesel bir barış girişimine ev sahipliği yapma seçeneğini değerlendirmektedir.