ABD istihbarat servislerinin son değerlendirmelerine göre, İsrail'in Lübnan topraklarına yönelik askeri operasyonlarını önümüzdeki dönemde de sürdürmesi bekleniyor. Washington yönetiminin Tahran'la vardığı ateşkes anlaşması Tel Aviv'de geniş çapta tepkiyle karşılanırken, İsrail güvenlik yetkililerinin kuzey sınırındaki tehditlere karşı sert tedbirler almaya devam edeceği ifade ediliyor. Bu gelişme, Ortadoğu'da zaten kırılgan olan dengelerin daha da bozulabileceğine işaret ediyor.
ABD-Iran ateşkesi İsrail'de rahatsızlık yarattı
ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin İran'la imzaladığı ateşkes anlaşması, İsrail'de güvenlik ve siyasi çevrelerde büyük bir memnuniyetsizlikle karşılandı. İsrailli yetkililer, anlaşmanın İran'ın bölgedeki nüfuzunu pekiştireceğini ve özellikle Lübnan'daki Hizbullah'a lojistik destek sağlayacağını savunuyor. Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümeti, ABD'ye yönelik eleştirilerini doğrudan dile getirirken, kendi askeri stratejilerini bağımsız bir şekilde yürütme kararlılığını vurguluyor. İsrail Savunma Kuvvetleri, Lübnan sınırındaki birimlerini güçlendirirken, İran destekli milis gruplarına karşı önleyici saldırıların devam edeceğini açıkladı.
ABD istihbarat raporuna göre, İsrail'in Lübnan'daki hedefleri arasında Hizbullah'ın füze depoları, komuta merkezleri ve sınıra yakın askeri tesisler yer alıyor. İsrail hava kuvvetlerinin son haftalarda düzenlediği saldırılarda, Hizbullah'ın insansız hava araçlarına ve roketatarlara yönelik operasyonlar yoğunlaştı. Ancak bu saldırıların sivil kayıplara yol açması, uluslararası toplumun tepkisini çekiyor. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL), tarafları ateşkese uymaya çağırırken, Fransa ve Almanya gibi Avrupa ülkeleri de bölgede gerginliğin azaltılması için arabuluculuk çabalarını sürdürüyor.
Bölgesel ve küresel boyutlar
İsrail'in Lübnan operasyonları, sadece ikili ilişkileri değil, tüm Ortadoğu dengelerini etkiliyor. İran'ın nükleer programı konusunda Batı'yla yürüttüğü müzakereler, İsrail'in endişelerini artırıyor. Tahran'ın ateşkes anlaşmasıyla elde ettiği diplomatik kazanım, İsrail'i daha agresif bir politikaya itiyor. Bu durum, Suriye'deki İran varlığına yönelik İsrail saldırılarının da artmasına neden olabilir. Öte yandan, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın bölgesel yayılımını engellemek için İsrail'le istihbarat paylaşımını derinleştiriyor. ABD ise hem müttefiki İsrail'i desteklemek hem de İran'la diplomasiyi sürdürmek arasında hassas bir denge kurmaya çalışıyor.
Küresel enerji piyasaları da bu gelişmelerden etkileniyor. Lübnan açıklarındaki doğalgaz yatakları üzerindeki anlaşmazlık, Doğu Akdeniz'de yeni bir gerilim odağı oluşturuyor. İsrail'in deniz sınırındaki faaliyetleri, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle enerji işbirliğini güçlendirirken, Türkiye'nin bölgedeki çıkarlarını da doğrudan ilgilendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarını sürdürmesi, Türkiye için güvenlik ve enerji olmak üzere iki kritik boyutu gündeme getiriyor. Birincisi, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda Türkiye'nin karşı karşıya olduğu baskılar artıyor. İsrail'in bölgedeki askeri varlığı, Türkiye'nin KKTC ve Libya'yla yaptığı deniz yetki alanı anlaşmalarını zayıflatma potansiyeli taşıyor. İkinci olarak, sınıra yakın çatışmaların Suriye'ye sıçraması halinde, Türkiye'nin güney sınırında yeni bir göç dalgası ve terör tehdidi oluşabilir. Ankara, bu nedenle hem diplomatik girişimlerini hızlandırmalı hem de askeri hazırlıklarını gözden geçirmelidir.