ABD istihbarat teşkilatları, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun İran'la olası bir nükleer anlaşmayı engellemek için provokatif eylemlere girişebileceği uyarısında bulundu. Middle East Eye'ın aktardığı istihbarat raporlarına göre, Netanyahu yönetiminin, İran'ın nükleer programıyla ilgili diplomatik çözüm arayışlarını baltalamak amacıyla sabotaj, siber saldırılar veya suikast gibi yöntemlere başvurabileceği değerlendiriliyor. Bu uyarı, ABD ile İran arasında dolaylı müzakerelerin yeniden başladığı bir dönemde gelmesi bakımından kritik önem taşıyor.
Netanyahu'nun İran politikası ve Washington'la gerilim
İsrail Başbakanı Netanyahu, uzun yıllardır İran'ın nükleer programına yönelik askeri müdahale çağrıları yaparken, ABD'nin diplomasiye öncelik veren politikasıyla sık sık ters düşüyor. Biden yönetimi, İran'la 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nı (KOEP) yeniden canlandırmak için müzakerelere sıcak bakarken, Netanyahu anlaşmanın İran'ın bölgesel faaliyetlerini sınırlamadığını ve nükleer silah elde etmesini engellemediğini savunuyor. İstihbarat raporlarında, Netanyahu'nun bu farklılığı gidermek için ABD'yi zor durumda bırakacak adımlar atabileceği ifade ediliyor. Özellikle İranlı nükleer bilim insanlarına yönelik suikastlerin veya hassas tesislere sabotaj eylemlerinin yeniden gündeme gelebileceği belirtiliyor.
ABD istihbaratı, Netanyahu'nun geçmişte de benzer girişimlerde bulunduğuna dikkat çekiyor. 2018 yılında Mossad'ın İran'ın nükleer arşivini ele geçirmesi ve 2020'de nükleer bilim insanı Muhsin Fahrizade'ye düzenlenen suikastin ardından Tahran yönetimi arabuluculardan uzaklaşmıştı. Bu tür eylemlerin, İran'ın müzakere masasından kalkmasına veya yeni kısıtlamalara yanaşmamasına yol açabileceği vurgulanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: NATO ve Körfez ülkeleri endişeli
İran'la olası bir askeri çatışma, sadece İsrail ve İran'ı değil, tüm Ortadoğu'yu etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, İran'ın nükleer silah sahibi olmasından endişe duysa da, tam ölçekli bir savaşın petrol fiyatlarını ve ticaret yollarını olumsuz etkileyeceğini biliyor. NATO cephesinde ise, özellikle Avrupalı müttefikler, ABD'nin bölgede yeni bir krize sürüklenmesini istemiyor. Fransa ve Almanya, İran'la diyaloğu savunurken, Netanyahu'nun yaklaşımının transatlantik ittifakı zorlayabileceği ifade ediliyor.
Öte yandan İran, istihbarat uyarılarına henüz resmi bir yanıt vermedi. Ancak Tahran yönetimi, daha önceki sabotaj girişimlerinin ardından nükleer tesislerinin güvenliğini artırmış ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırmıştı. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) son raporlarına göre İran, yüzde 60'a varan oranlarda uranyum zenginleştiriyor; bu, silah düzeyine oldukça yakın bir seviye. Uzmanlar, İsrail'in herhangi bir provokasyonunun İran'ı daha agresif bir nükleer politikaya itebileceğini ve bölgede kontrol edilemez bir tırmanmaya yol açabileceğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la hem komşu hem de enerji ticareti yapan bir ülke olarak bu gelişmeden doğrudan etkilenebilir. Olası bir İsrail-İran gerilimi, Türkiye'nin güney sınırlarında istikrarsızlığı artırabilir ve enerji arz güvenliğini tehdit edebilir. Türkiye, İran'a yönelik yaptırımlara katılmamış ve Tahran'la diplomatik diyaloğu sürdürmüştür. Netanyahu'nun girişimleri, Ankara'nın bölgede denge politikasını zorlayabilir; özellikle İran'ın Türkiye'ye yönelik göç ve terör risklerini artırması muhtemeldir. Ayrıca Türkiye, Azerbaycan ve Kafkaslar'da İran'la iş birliği yaparken, ABD-İsrail ittifakı karşısında kendisini yeniden konumlandırmak zorunda kalabilir. Bu nedenle Ankara, hem Washington'la hem de Tahran'la iletişim kanallarını açık tutarak kriz yönetimine odaklanmalıdır.