İsrail ordusu, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah kentinde bulunan bir çadır kampına düzenlediği hava saldırısında en az 8 kişinin öldüğü, çok sayıda kişinin de yaralandığı bildiriliyor. Filistinli sağlık kaynaklarına göre, saldırıda hayatını kaybedenler arasında kadın ve çocukların da bulunduğu belirtilirken, enkaz altında kalanlar için kurtarma çalışmaları devam ediyor. Olay, İsrail-Hamas çatışmalarının yeniden alevlendiği bir dönemde, sivillerin sığındığı alanların hedef alınmasıyla uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. İsrail ordusu, saldırının Hamas militanlarına yönelik olduğunu öne sürerken, bölgedeki insani kriz her geçen gün derinleşiyor.
Gelişmenin arka planı
Refah, Gazze Şeridi'nin Mısır sınırındaki en büyük kenti olarak, çatışmalardan kaçan yüz binlerce sivil için son sığınak konumunda. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze nüfusunun yaklaşık 1,5 milyonu çadır ve geçici barınaklarda yaşamaya çalışıyor. İsrail'in kara harekatı ve hava saldırıları, özellikle sivil yerleşimlerin yoğun olduğu bölgeleri hedef almasıyla eleştiriliyor. Hamas'ın 7 Ekim 2023'teki saldırılarıyla başlayan savaşta, Gazze'de can kaybı 37 bini aşarken, yaralı sayısı ise 85 bine yaklaştı. İsrail, operasyonlarının Hamas'ın askeri altyapısını hedef aldığını savunsa da, Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, sivil kayıpların orantısız olduğunu vurguluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Saldırı, bölgede tansiyonun yeniden yükselmesine neden oldu. Mısır ve Katar arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakereleri, taraflar arasındaki temel uyuşmazlıklar nedeniyle henüz sonuç vermiş değil. ABD, İsrail'in kendini savunma hakkını desteklerken, sivil kayıpların azaltılması için çağrıda bulunuyor. Öte yandan, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik baskısı artıyor; Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) açtığı soykırım davası sürüyor. Saldırı, İran destekli grupların bölgedeki faaliyetlerini de tetikleyebilir: Yemen'deki Husiler, İsrail bağlantılı gemilere saldırılarını sürdürürken, Lübnan Hizbullah'ı da sınırda çatışmalara yeniden başlayabileceğinin sinyallerini veriyor. Bu durum, Ortadoğu'da daha geniş çaplı bir savaş riskini beraberinde getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Gazze'deki saldırısı, Türkiye'nin Filistin politikası açısından hassas bir döneme denk geliyor. Ankara, savaşın başından bu yana İsrail'e yönelik sert eleştirilerde bulunurken, ticari yaptırımlar ve büyükelçi geri çekme gibi adımlar atmıştı. Bu tür saldırılar, Türk kamuoyunda Filistin davasına duyarlılığı artırırken, hükümetin bölgedeki insani krizi hafifletmek için yürüttüğü diplomatik girişimleri de zorlaştırıyor. Ayrıca, ABD ve Batı ile ilişkilerde Filistin meselesi bir koz haline gelirken, Türkiye'nin bölgesel nüfuz mücadelesinde bu konuyu kullanması muhtemel. Ekonomik olarak ise, enerji hatlarının güvenliği ve ticaret yollarının kesintiye uğraması riski, Türkiye'nin enerji maliyetlerini artırabilir. Dolayısıyla, Türkiye hem insani hem de jeopolitik çıkarları gereği çatışmanın sona ermesi için arabuluculuk çabalarını sürdürecek gibi görünüyor.