İsrail güçleri, Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus kentinde yerinden edilmiş Filistinlilerin barındığı bir çadır kampına saldırı düzenledi. Saldırıda bir kişi hayatını kaybederken, aralarında hamile bir kadının da bulunduğu en az üç kişi yaralandı. Görgü tanıkları, saldırının yerel saatle sabah saatlerinde, insanların kahvaltı hazırlığı yaptığı sırada meydana geldiğini bildirdi. Filistin Sağlık Bakanlığı, ölen kişinin kimliğini henüz açıklamazken, yaralıların El-Emel Hastanesi'ne kaldırıldığını duyurdu. Saldırı, İsrail'in Kerem Şalom Sınır Kapısı'ndan insani yardım girişine izin vermesi beklenen bir günde gerçekleşti.
Gelişmenin Arka Planı: Artan Saldırılar ve İnsani Kriz
Bu son saldırı, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde yoğunlaştırdığı askeri operasyonların bir parçası olarak değerlendiriliyor. Han Yunus, savaşın başından bu yana İsrail kara birliklerinin hedef aldığı ana bölgelerden biri. Şehir, 7 Ekim'de başlayan çatışmalardan sonra büyük ölçüde yerle bir edilmiş, altyapısı kullanılamaz hale gelmişti. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze'nin yaklaşık 2,3 milyonluk nüfusunun yüzde 85'i yerinden edilmiş durumda. Bu insanların çoğu, güvenlik gerekçesiyle defalarca yer değiştirmek zorunda kaldı. Şu anda Han Yunus'un batısındaki bölgelerde kurulan derme çatma çadır kamplarında yaşayanlar, temiz su, gıda ve tıbbi malzemeye erişimde büyük sıkıntı çekiyor. Görgü tanıkları, özellikle kadın ve çocukların daha da kırılgan durumda olduğunu aktarıyor. Saldırının, sözde "güvenli bölge" ilan edilen bir alana yapılmış olması, uluslararası toplumun İsrail'in savaş yürütme biçimine ilişkin endişelerini artırıyor. Sivillerin korunması çağrılarına rağmen, son haftalarda düzenlenen hava saldırılarında çok sayıda sivilin öldüğü bildiriliyor.
Gazze'deki sağlık sistemi çökme noktasında. Filistin Kızılayı ekipleri, yaralılara müdahale etmekte güçlük çekiyor. Yakıt sıkıntısı nedeniyle ambulansların bir kısmı çalışamıyor; hastaneler jeneratörlerle idare ediyor. Hamile kadınların durumu ise ayrı bir endişe kaynağı. Doğum öncesi bakım hizmetlerinin aksaması, düşük ve erken doğum riskini artırıyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA), Gazze'de her ay yaklaşık 5 bin bebeğin dünyaya geldiğini ve bu kadınların çoğunun hayati tehlike altında olduğunu belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İnsani Ateşkes Çağrıları Yanıtsız
Bu saldırı, Mısır ve Katar'ın arabuluculuğunda yürütülen ateşkes müzakerelerinin yeniden başlaması beklenen bir döneme denk geldi. Ancak taraflar arasındaki güven eksikliği ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun, Hamas'ı yok etmeden operasyonları bitirmeyeceği yönündeki açıklamaları, müzakerelerin geleceğini belirsizleştiriyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, geçtiğimiz günlerde bölgeye yaptığı ziyarette ateşkes çağrısında bulunmuş, ancak somut bir ilerleme sağlanamamıştı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, İsrail'in Refah operasyonunu durdurmasını öngören bir karar tasarısını veto etmişti. Bu durum, uluslararası toplumun İsrail üzerinde etkili bir baskı kuramadığını gösteriyor. İnsani yardım kuruluşları, çatışmaların siviller üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekerken, bölgede kalıcı bir çözümün ancak siyasi müzakerelerle mümkün olabileceğini vurguluyor.
Olayın ardından, Mısır sınırındaki Refah Kapısı'ndan insani yardım geçişleri devam ediyor. Ancak yardım miktarı, ihtiyaçları karşılamaktan çok uzak. Dünya Gıda Programı, Gazze'deki açlık riskinin her geçen gün arttığını ve özellikle kuzey bölgelerinde kıtlık koşullarının yaşandığını raporluyor. Uluslararası Adalet Divanı, İsrail aleyhine soykırım davası açılmış olmasına rağmen, İsrail'in Gazze'deki operasyonlarını sürdürmesi bölgesel istikrarı tehdit ediyor. Arap ülkeleri ve Türkiye, İsrail'e yönelik diplomatik baskılarını artırırken, bu tür saldırılar bölgedeki gerilimi daha da tırmandırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu saldırı, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteği ve bölgedeki insani krize yönelik tepkisini yeniden gündeme getiriyor. Türkiye, Gazze'ye yönelik insani yardımlarını sürdürüyor ve uluslararası platformlarda kalıcı ateşkes çağrısı yapıyor. Ancak İsrail'in saldırılarını sürdürmesi, Türkiye'nin bölgede etkili bir arabulucu olma kapasitesini de test ediyor. Türk diplomatları, Hamas ve İsrail arasındaki esir takası görüşmelerine arabuluculuk yapmak için temaslarını yoğunlaştırmış durumda. Öte yandan, bu saldırıların yarattığı istikrarsızlık, Doğu Akdeniz'deki enerji güvenliğini ve bölgesel ticaret yollarını da olumsuz etkileyebilir. Türkiye'nin, Mısır ve Katar ile koordinasyon halinde insani ateşkesin sağlanması ve kalıcı bir çözüm için diplomatik girişimlerini sürdürmesi bekleniyor. Ayrıca, İsrail ile tamamen kesilen ilişkilerin yeniden normalleşmesi için ateşkesin ön şart olduğu Ankara tarafından sıkça dile getiriliyor.