İsrail'de ultra-Ortodoks (Haredi) Yahudilerin zorunlu askerlik hizmetinden muafiyetini düzenleyen tartışmalı bir yasa tasarısı, Knesset (İsrail Meclisi) Dışişleri ve Güvenlik Komisyonu'nda kabul edildi. Yerel medyada yer alan haberlere göre, pazar günü yapılan oylamada kabul edilen tasarı, askerlikten kaçan ultra-Ortodoks bireylerin gözaltına alınmasını askıya almayı öngörüyor. Tasarının bu hafta içinde genel kurulda nihai oylamaya sunulması bekleniyor. Bu gelişme, İsrail toplumunda yıllardır süregelen ve orduya katılım konusunda farklı kesimler arasında derin ayrışmalara yol açan bir tartışmanın yeni bir aşamaya geldiğini gösteriyor.
Gelişmenin arka planı
İsrail'de 18 yaşını dolduran her vatandaş için zorunlu askerlik hizmeti bulunuyor. Ancak ultra-Ortodoks Yahudiler, dini eğitimlerine devam etme gerekçesiyle yıllardır bu yükümlülükten muaf tutuluyor. Bu muafiyet, İsrail'in seküler ve dindar vatandaşları arasında büyük bir gerilim kaynağı oluşturuyor. Yüksek Mahkeme, bu uygulamanın eşitlik ilkesine aykırı olduğuna hükmetmiş ve hükümete konuyu yasal bir düzenlemeyle çözme çağrısında bulunmuştu. Mevcut hükümet koalisyonu, içinde ultra-Ortodoks partileri de barındırdığı için, konu hassas bir siyasi denge meselesi haline gelmiş durumda.
Tasarı, askerlikten kaçan ultra-Ortodoks bireylerin cezai takibatını geçici olarak durduruyor. Ancak bu durum, özellikle orduda personel sıkıntısı çeken ve her yıl binlerce gencin muafiyetten yararlanması nedeniyle eleştirilen ordu yetkilileri tarafından tepkiyle karşılanıyor. Tasarının geçici bir çözüm olduğu ve kalıcı bir düzenleme için bir yıl içinde yeni bir yasa çıkarılması gerektiği ifade ediliyor. Aksi takdirde, ultra-Ortodoksların askere alınması konusunda yeni bir düzenleme yapılıncaya kadar mevcut muafiyet sisteminin devam edeceği belirtiliyor.
Knesset'teki oylama öncesinde, özellikle muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri tasarıya sert tepki gösterdi. Eleştirmenler, bunun sadece siyasi bir anlaşma olduğunu ve eşitlik ilkesine aykırılığın giderilmediğini savunuyor. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun koalisyon hükümetindeki ortaklarından ultra-Ortodoks Şas ve Yahadut Hatorah partileri ise tasarının kendi seçmenleri için hayati önem taşıdığını ve dini eğitimin askerlik hizmetine tercih edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Bu yasa tasarısı sadece İsrail iç siyasetini değil, aynı zamanda bölgesel dengeleri de etkileme potansiyeline sahip. Ultra-Ortodoks nüfusun hızla artması, İsrail ordusunun gelecekteki personel yapısını ve savaş kabiliyetini doğrudan etkiliyor. Ordu, uzun vadede asker ihtiyacını karşılamak için ultra-Ortodoksların da hizmete dahil edilmesi gerektiğini belirtiyor. Aksi takdirde, İsrail'in güvenlik kapasitesinin sorgulanabileceği ifade ediliyor. Ayrıca, İran ve Hizbullah gibi aktörlerin yarattığı tehditlerle mücadelede ordunun insan gücü kaynaklarının kritik olduğu bir dönemde, bu tür bir düzenleme uluslararası kamuoyunda da soru işaretlerine yol açıyor.
Öte yandan, Batılı müttefikler İsrail'den demokratik değerlere ve eşitlik ilkesine uygun bir düzenleme bekliyor. ABD ve Avrupa Birliği, bu tür ayrımcı uygulamaları eleştirse de, genellikle İsrail'in iç işlerine doğrudan müdahale etmekten kaçınıyor. Bununla birlikte, İsrail'deki bu iç tartışma, ülkenin Yahudi kimliği ve demokratik niteliği arasındaki gerilimi de gözler önüne seriyor. Tasarının yasalaşması halinde, İsrail toplumundaki kutuplaşmanın daha da derinleşmesi ve orduya katılım oranlarının düşmesi bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'deki bu gelişmeyi dolaylı olarak takip etse de, doğrudan bir etkisi bulunmuyor. Ancak İsrail ordusunun personel yapısındaki olası değişiklikler, bölgesel güvenlik dengelerini etkileyebilir. İsrail'in askeri kapasitesi, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve bölgedeki güç mücadelesi açısından Türkiye için önemli bir parametredir. Ultra-Ortodoks muafiyetinin sürmesi, İsrail ordusunun uzun vadede zafiyet yaşamasına yol açarsa, bu durum bölgedeki diğer aktörlerin elini güçlendirebilir. Ayrıca, Türkiye-İsrail ilişkilerinde son dönemde normalleşme adımları atılırken, bu tür iç siyasi gelişmeler ilişkilerin seyrini doğrudan etkilemese de, İsrail'in iç istikrarı dolaylı olarak Türkiye'nin bölgesel politikalarını şekillendirebilir.