İsrail, 7 Ekim 2023'te Hamas tarafından düzenlenen ve ülke tarihinin en kanlı saldırısı olarak kayıtlara geçen olayın 1000. gününde bir dizi anma töreni düzenlerken, siyasi ve toplumsal cephede hükümete yönelik bağımsız bir devlet soruşturma komisyonu kurulması talepleri yükseliyor. Perşembe günü ülke genelinde gerçekleştirilen etkinliklerde, saldırının kurbanları anılırken, halk ve muhalefet partileri, güvenlik zafiyetlerinin ve istihbarat başarısızlıklarının tam olarak aydınlatılması için kapsamlı bir inceleme talep ediyor.
Saldırının arka planı ve 1000 günlük süreç
7 Ekim 2023 sabahı, Hamas militanları Gazze Şeridi'nden İsrail topraklarına sürpriz bir kara, hava ve deniz saldırısı başlattı. Saldırıda 1.200'den fazla İsrailli hayatını kaybetti, yüzlercesi rehin alındı. Olay, İsrail'in 1948'deki kuruluşundan bu yana yaşadığı en ölümcül gün olarak tarihe geçti. İsrail'in karşılık olarak Gazze'ye başlattığı askeri operasyonlar ise 1000 günü aşkın bir süredir devam ediyor ve bölgede büyük bir insani krize yol açıyor. Bu süre zarfında Gazze'de 40 binden fazla Filistinlinin öldüğü, altyapının büyük ölçüde tahrip edildiği ve milyonlarca kişinin yerinden edildiği bildiriliyor. Saldırının ardından İsrail'de acil durum hükümeti kurulmuş, ancak siyasi bölünmeler ve güvenlik açıklarına dair eleştiriler hiç dinmemiştir.
1000. gün anmaları sırasında, rehinelerin aileleri ve sivil toplum örgütleri, hükümeti hem rehinelerin kurtarılması için daha fazla çaba göstermeye hem de saldırının önlenememesinin hesabını vermeye çağırdı. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun liderliğindeki hükümet ise şu ana kadar kapsamlı bir devlet soruşturması kurmayı reddederek, savaşın devam ettiği gerekçesiyle zamanlamanın uygun olmadığını savunuyor. Ancak muhalefet ve bazı emekli güvenlik yetkilileri, soruşturmanın ertelenmesinin sorumlulukları gizleme girişimi olduğunu öne sürüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
7 Ekim saldırısı ve sonrasında yaşananlar, sadece İsrail-Filistin çatışmasını değil, tüm Ortadoğu dengelerini derinden etkiledi. Çatışmaların Lübnan'daki Hizbullah'a, Yemen'deki Husilere ve İran'a sıçramasıyla bölgesel bir savaş riski arttı. İsrail'in Gazze'deki operasyonları, uluslararası kamuoyunda geniş çaplı tepkilere yol açtı; Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, sivil kayıplar ve insani kriz nedeniyle İsrail'i savaş suçlarıyla suçladı. ABD ve Avrupa Birliği ise hem İsrail'in güvenlik hakkını destekledi hem de sivillerin korunması ve ateşkes çağrılarında bulundu. Türkiye başta olmak üzere birçok ülke, çatışmaların bir an önce sona ermesi ve iki devletli çözüm temelinde kalıcı barış sağlanması yönünde diplomatik girişimlerini sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail-Filistin çatışması, Türkiye'nin Ortadoğu politikasının merkezinde yer alan bir konudur. 7 Ekim sonrası yaşanan gelişmeler, Ankara'nın bölgedeki diplomatik denge arayışını daha da karmaşık hale getirdi. Türkiye, bir yandan Filistin davasına verdiği geleneksel desteği sürdürürken, diğer yandan İsrail ile ticari ve enerji işbirliği gibi pragmatik ilişkilerini korumaya çalışıyor. İsrail'deki siyasi istikrarsızlık ve savaş durumu, Türkiye'nin doğalgaz ve enerji koridoru projeleri üzerindeki planlarını da etkileyebilir. Ayrıca, bölgesel güvenlik tehditleri ve mülteci krizinin derinleşmesi, Türkiye'nin sınır güvenliği ve insani yardım politikalarını doğrudan ilgilendiriyor. Bu nedenle, çatışmanın seyri ve soruşturma süreçleri, Ankara tarafından yakından takip edilmektedir.