İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, ABD'yi güvenlik konulu görüşmelerde 'gösterişçi ve samimiyetsiz' bir duruş sergilemekle suçladı. Tahran yönetimi, Washington'un müzakere masasında gerçek bir irade göstermediğini, aksine siyasi ve medyatik bir performans ortaya koyduğunu iddia ediyor.
Müzakerelerde tıkanma noktası
Kenani, haftalık basın toplantısında yaptığı açıklamada, 'ABD'nin müzakerelerdeki tutumu, ortak bir anlaşmaya varma niyetinden çok, iç kamuoyuna ve uluslararası topluma yönelik bir gösteri niteliğindedir' ifadelerini kullandı. İranlı diplomat, özellikle yaptırımların hafifletilmesi ve nükleer programın geleceği konularında Washington'un yapıcı olmayan bir tutum takındığını belirtti. İran ile Batılı güçler arasında 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı'nın (KOEP) yeniden canlandırılması için yürütülen müzakereler, son aylarda belirgin bir ilerleme kaydedememiş durumda.
Tahran, ABD'nin bir yandan müzakere masasında otururken, diğer yandan İran'a yönelik yeni yaptırım kararları aldığına dikkat çekiyor. İranlı yetkililere göre, 'Washington'un bu ikiyüzlü tavrı', güven inşasını zorlaştıran en önemli etkenler arasında yer alıyor. Mayıs ayında Umman'da yapılan dolaylı görüşmeler de somut bir sonuç vermemişti.
Bölgesel boyut ve uluslararası yansımalar
İran'ın bu sert çıkışı, ABD'nin bölgedeki müttefikleri olan İsrail ve Suudi Arabistan ile ilişkilerinde de yeni bir gerilim unsuru olarak değerlendiriliyor. Özellikle İsrail, İran'ın nükleer programına yönelik askeri seçenekleri sık sık gündeme getirirken, Tahran yönetimi de İsrail'in tutumunu 'provokatif' olarak nitelendiriyor. Öte yandan, İran'ın Rusya ile Ukrayna savaşındaki mühimmat desteği iddiaları da Batı ile ilişkileri daha da karmaşık hale getiriyor. Avrupa Birliği ve ABD, Tahran'ı Moskova'ya insansız hava aracı ve balistik füze tedarik etmekle suçluyor; İran ise bu suçlamaları reddediyor.
Uzmanlar, İran'ın bu açıklamasının, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini hızlandırdığı ve yeni santrifüjler devreye aldığı bir döneme denk gelmesini de dikkat çekici buluyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) son raporunda, İran'ın yüzde 60 saflıkta uranyum üretimini artırdığını ve bu seviyenin silah sınıfına oldukça yakın olduğunu vurgulamıştı. Bu gelişme, nükleer anlaşmanın geleceğini daha da belirsiz hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İran-ABD arasındaki bu gerilim, Türkiye için doğrudan bir güvenlik riski oluşturmasa da, bölgesel istikrarsızlığı derinleştirme potansiyeli taşıyor. Türkiye, enerji ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı İran ile ikili ticaretini sürdürürken, ABD yaptırımları arasında denge kurmak zorunda. Ayrıca, İran sınırındaki güvenlik endişeleri ve PKK/PYD ile olan bağlantılar, Ankara'nın Tahran ile diplomatik temaslarını canlı tutmasını gerektiriyor. Bu nedenle, Ankara'nın hem Batı ile hem de İran ile diyaloğu sürdürme politikası, olası bir kriz anında kilit rol oynayabilir. Türkiye, nükleer anlaşma müzakerelerinde arabuluculuk girişimlerini değerlendirebilir.