İsrail polisi, Pazartesi günü başkent Tel Aviv ve Kudüs'te ultra-Ortodoks (Haredi) Yahudilerin zorunlu askerlik hizmetine karşı düzenlediği kitlesel protestolarda göstericilerle şiddetli çatışmalar yaşadı. Yüzlerce Haredi erkeğinin katıldığı gösterilerde polis biber gazı ve tazyikli su kullanırken, göstericiler polise taş ve şişe fırlattı. Olaylarda en az 10 polis memuru ve çok sayıda gösterici yaralanırken, 30'dan fazla kişi gözaltına alındı. Protestoların odağında, İsrail Yüksek Mahkemesi'nin Haredilere tanınan askerlik muafiyetini sona erdirmesi ve toplumun bu kesimini de zorunlu askerlik kapsamına alması yönündeki kararı yer alıyor.
Protestoların Arka Planı: Harediler ve Askerlik Krizi
İsrail'de ultra-Ortodoks topluluk, kuruluşundan bu yana büyük ölçüde zorunlu askerlikten muaf tutuluyordu. Bu muafiyet, Haredi erkeklerinin dini eğitimlerine (yeshiva) devam etmelerine olanak tanıyordu. Ancak bu durum, İsrail toplumunun laik ve dindar kesimleri arasında uzun süredir tartışma konusu. Laik İsrailliler, Haredilerin askerlik yapmamasını adaletsizlik olarak görürken, Haredi liderleri askerlik hizmetinin dini yaşam tarzlarını tehdit ettiğini savunuyor. Yüksek Mahkeme'nin Haziran ayında aldığı karar, Haredi erkeklerinin askere alınması için yasal zemin hazırladı. Hükümetin bu kararı uygulamaya koymasıyla birlikte, özellikle Kudüs'ün Mea Shearim ve Bnei Brak gibi Haredi yoğunluklu semtlerinde protestolar başladı.
Protestoların bu kez daha şiddetli olmasının nedeni, hükümetin askere çağrıları artırması ve muafiyetlerin kaldırılmasına yönelik somut adımlar atması. Haredi toplumunun önde gelen hahamları, gençlerine 'askere gitmektense hapse girmeyi tercih edin' çağrısı yaparken, bazı aileler çocuklarını askere göndermemek için yasal yollara başvuruyor. Polis, protestoların önümüzdeki günlerde de devam edebileceği uyarısında bulunurken, İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Haredi askerler için özel taburlar oluşturmayı planladığını ancak toplumun büyük bir kısmının bu düzenlemeyi de reddettiğini belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar: İsrail İç Siyasetinde Derinleşen Çatlak
Ultra-Ortodoks-askerlik gerilimi, İsrail'in zaten kırılgan olan koalisyon hükümetini daha da zorluyor. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun liderliğindeki koalisyon, aşırı sağcı ve ultra-Ortodoks partilerin desteğine dayanıyor. Haredi partiler Şas ve Birleşik Tevrat Yahudiliği, askerlik muafiyetinin kaldırılmasına şiddetle karşı çıkarken, koalisyonun laik kanadı (örneğin Ulusal Birlik Partisi) bu kararı destekliyor. Netanyahu, iki taraf arasında denge kurmaya çalışırken, Yüksek Mahkeme'nin kararı karşısında manevra alanı daralıyor. Uzmanlar, bu krizin erken seçimlere yol açabileceğini veya hükümetin dağılmasına neden olabileceğini öngörüyor.
Bölgesel olarak, İsrail'in iç istikrarsızlığı, özellikle İran ve Hizbullah gibi aktörlerin tehditleri karşısında güvenlik politikalarını da etkileyebilir. Ayrıca, Filistin topraklarındaki gerilimle birleştiğinde, İsrail'in uluslararası imajına zarar verme potansiyeli taşıyor. ABD ve Avrupa Birliği'nden henüz resmi bir açıklama gelmezken, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin konuyu yakından izlediği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin İsrail ile ilişkileri bağlamında doğrudan bir etki yaratmasa da, bölgesel istikrar açısından önem taşıyor. İsrail'deki iç karışıklıklar, hükümetin Filistin meselesi ve İran tehdidi gibi dış politika önceliklerine odaklanmasını zorlaştırabilir. Türkiye, özellikle Doğu Akdeniz'deki enerji işbirliği ve Gazze'ye yönelik insani yardım çabaları kapsamında İsrail ile diyaloğunu sürdürüyor. Ancak İsrail'in askerlik krizi, Ankara'nın bu diyalogda karşı tarafın istikrarını hesaba katmasını gerektiriyor. Kısa vadede Türkiye'nin bu konuda belirgin bir pozisyon alması beklenmiyor, ancak bölgesel gerilimlerin artması halinde dolaylı etkiler hissedilebilir.