İsrail'in on yıllardır süregelen bölgesel bir ticaret ve lojistik merkezi olma hayali, artan jeopolitik gerilimler ve bölgesel entegrasyon projelerinin sekteye uğramasıyla giderek zorlaşıyor. İbrahim Anlaşmaları ile 2020'de başlayan normalleşme süreci, Gazze savaşı ve İran'la artan gerginlikler nedeniyle ivme kaybetti. İsrail'in Asya, Avrupa ve Körfez ülkeleri arasında bir köprü olma vizyonu, İsrail-Filistin çatışmasının derinleşmesi ve bölgesel istikrarsızlık nedeniyle rafa kalkma tehlikesiyle karşı karşıya. Özellikle İsrail'in Suudi Arabistan'la normalleşme görüşmeleri, Filistin meselesindeki uzlaşmaz tutum nedeniyle askıya alındı.
İbrahim Anlaşmaları'nın çöküşü ve ticaret koridorları
İsrail'in bölgesel ticaret merkezi olma stratejisi, büyük ölçüde İbrahim Anlaşmaları'na dayanıyordu. Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Fas ve Sudan'la imzalanan bu anlaşmalar, İsrail'e Körfez pazarlarına erişim ve Hint-Okyanusu ticaret koridorlarında rol sağlıyordu. Ancak 7 Ekim 2023'te başlayan Gazze savaşı, bu anlaşmaların siyasi meşruiyetini sarstı. BAE, savaşın ardından İsrail'le ticari iş birliğini dondurmasa da, kamuoyu baskısı nedeniyle yeni projelere mesafeli yaklaşıyor. Suudi Arabistan'la normalleşme görüşmeleri ise, Suudi yönetiminin Filistin devleti kurulmadan anlaşmaya yanaşmaması nedeniyle tıkandı. Bu durum, İsrail'in Asya-Avrupa enerji ve ulaşım koridorlarında kilit oyuncu olma planlarını da sekteye uğrattı.
Bölgesel gerilimler ve alternatif güzergâhlar
İsrail'in ticaret merkezi olma hedefini zayıflatan bir diğer faktör, İran'la artan askeri gerilimler. İsrail limanlarına yönelik dolaylı tehditler ve Kızıldeniz'deki Husi saldırıları, Doğu Akdeniz'deki ticaret rotalarının güvenliğini sorgulatıyor. Ürdün ve Mısır'la olan kara sınırlarının da gerginlikler nedeniyle kısmen kapanması, İsrail'in bölgesel ticaret ağını daraltıyor. Buna karşılık, Türkiye ve Yunanistan'ın geliştirdiği alternatif ticaret koridorları, İsrail'i devre dışı bırakarak Doğu Akdeniz'de yeni bir ticaret mimarisi oluşturuyor. Özellikle Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Koridoru (IMEC) gibi projeler, İsrail'i bypass ederek Körfez ülkelerini doğrudan Avrupa'ya bağlamayı hedefliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki ticaret ve enerji merkezi olma vizyonu açısından olumlu bir zemin yaratıyor. İsrail'in bölgesel ticaret ağlarının zayıflaması, Türkiye'nin Mersin, İskenderun ve Ceyhan gibi limanları daha cazip hale getirebilir. Aynı zamanda, İsrail-Suudi Arabistan normalleşmesinin gecikmesi, Türkiye'nin Körfez ülkeleriyle doğrudan ticari ve diplomatik ilişkilerini güçlendirme çabalarına hız kazandırabilir. Ancak Türkiye, İran-İsrail gerginliğinin Doğu Akdeniz'deki enerji nakil hatlarına olası etkilerini de dikkate almalı; bu bağlamda, Kıbrıs ve Yunanistan'la iş birliği kritik önem taşıyor.