Lübnan, son yılların en kritik güvenlik krizlerinden birini yaşıyor. Hizbullah'ın Litani Nehri'nin hem kuzeyinde hem de güneyinde İsrail güçlerine yönelik başlattığı saldırılar, Tel Aviv yönetiminin yeniden kapsamlı bir hava ve kara harekatına girişmesine yol açtı. Bu gelişme, İsrail'in uzun süredir gündeminde olan 'tampon bölge' planını yeniden canlandırdı. İsrail ordusu, Lübnan topraklarının bir kısmını kontrol altına alarak, kuzey sınırını güvence altına almayı ve Hizbullah'ın roket tehdidini minimize etmeyi hedefliyor. Ancak bu plan, bölgesel istikrarı tehdit ettiği gibi, Lübnan'ın siyasi ve coğrafi yapısında kalıcı değişikliklere yol açabilir.
Gelişmenin arka planı: Çatışma yeniden alevleniyor
İsrail'in tampon bölge planı, 7 Ekim 2023'te Hamas'ın düzenlediği büyük saldırının ardından hız kazandı. O tarihten bu yana İsrail ordusu, Gazze'de yoğun operasyonlar yürütürken, Lübnan sınırında da Hizbullah'la çatışmalar arttı. Hizbullah, İsrail'in kuzeyine düzenli olarak roket ve insansız hava aracı saldırıları düzenlerken, İsrail de karşılık olarak Lübnan'ın güneyindeki Hizbullah hedeflerini vuruyor.
Lübnanlı yetkililer, ülkenin 'son yılların en tehlikeli anlarından' birini yaşadığını belirtiyor. Hizbullah'ın Litani Nehri'nin güneyinde İsrail güçlerine saldırması, 2006 savaşından bu yana ilk kez bu kadar yoğun bir şekilde gerçekleşiyor. Bu durum, İsrail'in 2006'da Birleşmiş Milletler kararlarıyla oluşturulan geçici tampon bölgenin yetersiz kaldığını düşünmesine yol açtı.
İsrail ordusu, sınır bölgesinde yeni bir tampon bölge oluşturmak için çalışmalara başladı. Bu plan, Litani Nehri'nin güneyinde kalan Lübnan topraklarının belirli bir bölümünün askeri kontrolünü içeriyor. İsrail, bu bölgenin Hizbullah'ın saldırılarına karşı bir kalkan olacağını savunsa da, eleştirmenler bunun Lübnan'ın egemenliğini ihlal ettiğini ve bölgeyi daha da istikrarsızlaştırdığını belirtiyor.
Bölgesel boyut: Genişleyen kriz ve uluslararası tepkiler
İsrail'in tampon bölge planı, bölgesel dengeleri altüst etme potansiyeli taşıyor. İran destekli Hizbullah'ın bu hamleye karşılık vermesi durumunda, çatışmanın büyümesi kaçınılmaz görünüyor. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, daha önce İsrail'in Lübnan topraklarına yönelik herhangi bir ihlale şiddetle karşılık vereceklerini açıklamıştı. Bu nedenle, İsrail'in tampon bölge planı, sadece sınırda değil, tüm bölgede yeni bir savaş riskini beraberinde getiriyor.
Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği, çatışmaların yayılmasını önlemek için diplomatik girişimlerde bulunuyor. Ancak şu ana kadar taraflar arasında doğrudan bir müzakere süreci başlamış değil. Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Gücü (UNIFIL), bölgedeki ateşkesi sağlamak için çaba gösterse de, taraflar arasındaki güvensizlik her geçen gün artıyor.
Bölgesel olarak Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi Körfez ülkeleri, çatışmanın genişlemesinden endişe duyuyor. Bu ülkeler, İsrail-Hizbullah çatışmasının tüm bölgeyi ateşe atabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle Irak, Suriye ve Yemen'deki İran destekli güçlerin de çatışmalara dahil olma riski, krizi daha da karmaşık hale getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'in Lübnan'da bir tampon bölge oluşturma planı, Türkiye'nin bölgesel güvenlik kaygılarını artırabilir. Türkiye, uzun süredir Filistin davasına destek verirken, aynı zamanda Lübnan'ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini savunuyor. Bu gelişme, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji politikalarını da etkileyebilir; çünkü istikrarsız bir Lübnan, bölgedeki deniz sınırı anlaşmazlıklarını yeniden alevlendirebilir. Ayrıca, Türkiye'nin NATO müttefiki olan ABD ve İsrail ile ilişkileri, bu kriz karşısında daha fazla sınamaya tabi olabilir. Ankara'nın, bölgesel istikrarı korumak ve çatışmaların yayılmasını önlemek için diplomatik girişimlerde bulunması bekleniyor.