İsrail'de 1 Kasım 2022'de yapılan genel seçimlerde sandık çıkış anketleri, Başbakan Benjamin Netanyahu ile muhalefet lideri Gadi Eisenkot arasındaki yarışın kilitlendiğini gösterdi. Anketlere göre Eisenkot'un bloğu 52 sandalye alırken, Netanyahu'nun kampı 50 sandalyede kaldı. Hiçbir taraf hükümet kurmak için net bir çoğunluğa ulaşamadı. Seçime katılım oranı %77,7 ile son yılların en yüksek seviyesine çıktı. Ülke, siyasi belirsizlik ve koalisyon görüşmeleriyle karşı karşıya.
Seçim sonuçları ve siyasi tablo
İsrail'deki seçim, ülkenin son dört yılda beşinci kez sandık başına gitmesiyle dikkat çekti. Sandık çıkış anketlerine göre, eski genelkurmay başkanı ve şu anki muhalefet lideri Gadi Eisenkot'un liderliğindeki blok, 120 sandalyeli Knesset'te 52 sandalye kazanarak az bir farkla önde. Başbakan Benjamin Netanyahu'nun liderliğindeki Likud partisi ve müttefikleri ise 50 sandalyede kalarak çoğunluğu elde edemedi. Hiçbir blok, hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşamadı. Bu sonuç, İsrail siyasetinde uzun süredir devam eden tıkanıklığın süreceğine işaret ediyor.
Seçime katılımın %77,7 olması, 2015 seçimlerinden bu yana en yüksek oran olarak kaydedildi. Yüksek katılım, seçmenlerin siyasi istikrarsızlığa duyduğu tepkinin ve değişim arzusunun bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Özellikle genç seçmenler ve merkez partilerin tabanının sandığa yoğun ilgi gösterdiği belirtiliyor. Ancak bu yüksek katılım, sandalye dağılımında belirgin bir üstünlük sağlamadı; aksine, siyasi yelpazenin daha da parçalanmasına yol açtı.
Netanyahu, seçim sonrası yaptığı açıklamada "sonuçların kesinleşmesini bekleyeceğiz" derken, Eisenkot ise "halk değişim mesajı verdi" ifadesini kullandı. Her iki taraf da koalisyon görüşmelerine hazır olduklarını duyurdu. Ancak matematiksel olarak hiçbir tarafın tek başına hükümet kurma şansı bulunmuyor. Bu durum, ya geniş tabanlı bir koalisyon ya da yeni bir seçim ihtimalini gündeme getiriyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
İsrail'deki siyasi belirsizlik, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da karmaşık hale getiriyor. Netanyahu'nun uzun süredir başbakanlık yapması ve özellikle Filistin meselesi, İran nükleer anlaşması ve bölgesel güvenlik konularındaki sert politikaları, hem bölge ülkeleri hem de uluslararası aktörler tarafından yakından izleniyor. Seçim sonuçlarının belirsizliği, İsrail'in dış politikasında atacağı adımları da etkileyecek. Özellikle ABD yönetimi, İsrail'de istikrarlı bir hükümetin bir an önce kurulmasını bekliyor; zira Washington, İran ile nükleer müzakereler ve bölgesel güvenlik konularında İsrail ile yakın koordinasyon içinde olmak istiyor.
Avrupa Birliği de İsrail'deki seçim sonuçlarını dikkatle takip ediyor. AB, iki devletli çözüm konusunda İsrail'in tutumunu ve yeni hükümetin Filistin politikasını merak ediyor. Seçim sonuçlarının ardından koalisyon görüşmelerinin uzaması, AB'nin İsrail ile ilişkilerinde bir bekle-gör politikası izlemesine neden olabilir. Ayrıca, İsrail'in iç siyasi istikrarsızlığı, bölgedeki diğer ülkelerle normalleşme süreçlerini de yavaşlatabilir. Özellikle Abraham Anlaşmaları çerçevesinde atılan adımlar, yeni hükümetin pozisyonuna göre şekillenecek.
Küresel ekonomi açısından ise İsrail'deki siyasi belirsizlik, yatırımcı güvenini olumsuz etkileyebilir. İsrail, yüksek teknoloji ve inovasyon alanında önemli bir merkez; siyasi istikrarsızlık, bu alandaki yatırımları ve iş birliklerini riske atabilir. Ayrıca, doğal gaz rezervleri ve enerji politikaları da yeni hükümetin öncelikleri arasında olacak. Bölgesel enerji denkleminde İsrail'in rolü, özellikle Doğu Akdeniz'deki gaz sahaları ve Türkiye ile olası iş birliği açısından kritik.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İsrail'deki seçim belirsizliği, Türkiye'nin Doğu Akdeniz politikası ve bölgesel güvenlik dengeleri açısından yakından izlenmesi gereken bir gelişme. Türkiye, uzun süredir İsrail ile ilişkilerini normalleştirme çabası içinde; ancak Netanyahu hükümeti döneminde Filistin politikaları ve Doğu Akdeniz'deki rekabet nedeniyle inişli çıkışlı bir seyir izlendi. Yeni hükümetin Filistin konusundaki tutumu ve Doğu Akdeniz'deki enerji iş birliği potansiyeli, Türkiye'nin bölgesel stratejisini doğrudan etkileyecek. Ayrıca, İsrail'in iç istikrarsızlığı, Türkiye'nin arabuluculuk rolü üstlenme fırsatlarını da beraberinde getirebilir. Türkiye, bölgede istikrarın korunması ve enerji hatlarının güvenliği için İsrail'deki siyasi gelişmeleri dikkatle takip etmeli.