Londra, 12 Haziran - Dört İngiliz Filistin yanlısı aktivist, 2024 yılında İsrail savunma şirketi Elbit'e ait bir fabrikaya düzenledikleri baskın nedeniyle toplam 20 yıldan fazla hapis cezasına çarptırıldı. Yargıç, eylemlerin 'terörizm' olarak sınıflandırılabileceğini belirterek cezaları ağırlaştırdı. Baskında 1 milyon sterlinin üzerinde hasar oluştu.
Gelişmenin arka planı
Mahkeme, aktivistlerin 2024 yılının başlarında Elbit'in İngiltere'deki bir fabrikasına girdiğini ve üretim ekipmanlarını tahrip ettiğini tespit etti. Sanıklar, eylemlerini İsrail'in Gazze'deki saldırılarına karşı bir protesto olarak savundu. Yargıç, 'Bu bir sivil itaatsizlik eylemi değil, organize bir sabotajdır' diyerek cezaları belirledi. Aktivistlerden biri 6 yıl, diğerleri ise 5 yıl 4 ay ile 4 yıl 8 ay arasında değişen hapis cezaları aldı.
Savunma avukatları, müvekkillerinin daha önce sabıka kaydı olmadığını ve eylemlerin şiddet içermediğini belirtti. Ancak yargıç, 'Bu tür eylemler demokratik toplumlarda kabul edilemez' ifadelerini kullandı. Elbit şirketi ise olayın ardından güvenlik önlemlerini artırdığını açıkladı.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu dava, Filistin yanlısı protestoların Avrupa'da giderek daha sert bir şekilde karşılandığının bir göstergesi. Birleşik Krallık'ta benzer eylemlerde bulunan diğer aktivistler de uzun hapis cezalarıyla karşı karşıya. Uluslararası Af Örgütü, kararı 'orantısız' olarak nitelendirdi. Öte yandan, İsrail hükümeti kararı memnuniyetle karşıladı. Avrupa genelinde, özellikle İsrail savunma şirketlerine yönelik protestolar artarken, hükümetler terörle mücadele yasalarını daha sıkı uygulamaya başladı.
Elbit, İsrail'in en büyük savunma şirketlerinden biri olup, İngiltere'de de önemli yatırımlara sahip. Şirketin ürünleri arasında insansız hava araçları ve mühimmat sistemleri bulunuyor. Filistin yanlısı gruplar, Elbit'in ürünlerinin İsrail'in Gazze'deki operasyonlarında kullanıldığını iddia ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği destekle bilinse de, bu tür doğrudan eylemlerden uzak durmaktadır. Dava, uluslararası hukuk çerçevesinde protesto hakkının sınırlarını göstermektedir. Türkiye'nin de benzer şekilde terörle mücadele yasaları bulunmakla birlikte, diplomatik yolları tercih etmektedir. Bu olay, küresel çapta savunma şirketlerine yönelik protestoların arttığı bir dönemde, Türkiye'nin kendi savunma sanayii hedefleri açısından da dikkatle izlenmelidir. Zira Türkiye, İsrail ile zaman zaman gerilimli ilişkiler yaşarken, savunma alanında iş birliği yapmamaktadır.