İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, ülke ordusunun Lübnan, Suriye ve Gazze Şeridi'nde "süresiz" olarak kalacağını açıkladı. Katz, yaptığı açıklamada, "Güvenlik kaygılarımız devam ettiği sürece, stratejik noktalardaki varlığımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Bu açıklama, İsrail ile Lübnan arasında ABD sponsorluğunda imzalanan ve 26 Haziran'da duyurulan çerçeve anlaşmasının hemen ardından geldi. Anlaşma, iki ülke arasında barışın yolunu açmayı ve İran destekli Hizbullah militan grubunun silahsızlandırılmasını öngörüyor. Ancak Katz'ın süresiz işgal sinyali, anlaşmanın uygulanabilirliğine dair soru işaretleri yarattı.
Gelişmenin Arka Planı
İsrail ile Lübnan arasındaki gerginlik, 2006 yılındaki savaştan bu yana devam ediyor. Hizbullah, Lübnan'da hem siyasi bir parti hem de askeri bir güç olarak varlığını sürdürüyor ve İran'dan yoğun destek alıyor. ABD'nin arabuluculuğunda yürütülen müzakereler sonucunda varılan çerçeve anlaşması, taraflar arasında kalıcı bir barış tesis etmeyi ve Hizbullah'ın silahlarını bırakmasını amaçlıyor. Ancak Katz'ın açıklamaları, İsrail'in güvenlik garantileri sağlanana kadar asker çekmeye niyeti olmadığını gösteriyor. Katz, "Hizbullah tehdidi ortadan kalkmadıkça, sınır bölgelerinde varlığımızı sürdüreceğiz" dedi.
Suriye'de ise İsrail, İran destekli milisleri hedef alan hava saldırıları düzenliyor ve Golan Tepeleri'ndeki işgalini sürdürüyor. Katz, Suriye'deki varlığın da "İran'ın bölgede yerleşmesini engellemek" için gerekli olduğunu savundu. Gazze Şeridi'nde ise İsrail, Hamas'la 2023'te başlayan savaşın ardından bölgeyi fiilen işgal etmiş durumda. Katz, "Gazze'de Hamas'ın askeri kapasitesini tamamen yok edene kadar operasyonlarımız devam edecek" ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Katz'ın bu açıklamaları, Orta Doğu'da zaten kırılgan olan dengeleri daha da hassas hale getiriyor. Lübnan'da Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusunda anlaşmaya varılmış olmasına rağmen, İsrail'in süresiz varlığı, Hizbullah'ın anlaşmayı reddetmesine neden olabilir. İran destekli grup, daha önce İsrail askerlerinin Lübnan topraklarında bulunmasını kabul edilemez olarak nitelendirmişti. Suriye'de ise İsrail'in varlığı, Rusya ve İran'la doğrudan bir çatışma riskini beraberinde getiriyor. Gazze'deki durum ise uluslararası toplumun tepkisini çekiyor; Birleşmiş Milletler ve insan hakları örgütleri, İsrail'i uluslararası hukuku ihlal etmekle suçluyor. ABD'nin arabuluculuk çabaları, Katz'ın açıklamalarıyla zayıflamış görünüyor. Beyaz Saray, İsrail'in güvenlik kaygılarını anlamakla birlikte, kalıcı bir çözüm için askerlerin geri çekilmesi gerektiğini vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişmeler Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından kritik önem taşıyor. Türkiye, Lübnan ve Suriye'deki istikrarsızlığın kendi güvenliğini tehdit ettiğini ve bölgesel dengeleri bozduğunu düşünüyor. Özellikle Suriye'de İsrail'in varlığı, Türkiye'nin PKK/YPG'ye karşı yürüttüğü mücadeleyi ve İran'la olan ilişkilerini etkileyebilir. Ayrıca, İsrail'in Lübnan'da süresiz kalması, Doğu Akdeniz'deki enerji kaynaklarının paylaşımı ve deniz yetki alanları konularında Türkiye'nin çıkarlarını doğrudan etkileyebilir. Türkiye, bölgede kalıcı barışın ancak tüm tarafların egemenlik haklarına saygı gösterilmesiyle mümkün olacağını savunuyor.