Avrupa Komisyonu, Gazze Şeridi'nde AB tarafından finanse edilen altyapı projelerine ilişkin 17 gizli raporu kamuoyuna açıklamayı reddediyor. Bu raporların, İsrail'in Avrupa destekli sivil projeleri tahrip ettiğine dair yeni kanıtlar içerdiği ve Brüksel'in İsrail ile devam eden ortaklığının uluslararası hukuku ihlal edip etmediği konusunda baskıyı artırabileceği belirtiliyor. Öte yandan Birleşmiş Milletler, İsrail'in Gazze'deki eylemlerinin soykırım suçu teşkil ettiği yönünde raporlar yayımlıyor.
Gizli raporlar ve hukuki boyut
Avrupa Komisyonu, Gazze'deki AB destekli projelerin durumunu inceleyen 17 raporu, "kurum içi belgeler" olduğu gerekçesiyle kamuoyuna açıklamıyor. Sivil toplum kuruluşları ve insan hakları örgütleri, bu raporların İsrail'in AB fonlu okul, hastane ve altyapı tesislerine yönelik saldırılarının boyutunu ortaya koyduğunu iddia ediyor. Uluslararası hukuk uzmanları, İsrail'in bu tesisleri hedef almasının savaş suçu teşkil edebileceğini ve AB'nin İsrail ile ticaret anlaşmalarının bu bağlamda yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
AB sözcüleri, raporların gizliliğinin operasyonel gerekliliklerden kaynaklandığını öne sürse de, eleştirmenler bu durumu Brüksel'in İsrail'e yönelik eleştirilerden kaçınma çabası olarak yorumluyor. Özellikle, 2024 yılı içinde İsrail'in Gazze'deki hava saldırılarında AB tarafından finanse edilen en az 10 sivil tesisin tamamen yok edildiği bildiriliyor. Raporların açıklanmaması, AB'nin kendi projelerinin akıbetini gizleme çabası olarak algılanıyor.
BM raporu ve uluslararası yankılar
Birleşmiş Milletler Özel Raportörü, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarının soykırım tanımına uyduğunu belirten bir rapor yayımladı. Raporda, sivil altyapının sistematik olarak hedef alınması, temel ihtiyaç maddelerinin abluka altında tutulması ve uluslararası insancıl hukukun ağır ihlalleri detaylandırılıyor. BM'nin bu tespiti, uluslararası toplumda İsrail'e yönelik yaptırımların artırılması çağrılarını güçlendirdi. Ancak ABD ve bazı Avrupa ülkeleri, soykırım iddialarını reddederek İsrail'in kendini savunma hakkını vurguluyor.
Avrupa Birliği içinde ise bu konuda derin bir bölünme yaşanıyor. Fransa ve İspanya gibi ülkeler İsrail'e silah ambargosu uygulanmasını talep ederken, Almanya ve Macaristan İsrail ile iş birliğini sürdürmekte ısrarcı. Gizli raporların sızdırılması, bu bölünmeyi daha da derinleştirebilir. İnsan hakları grupları, raporların bir an önce yayımlanmasını ve AB'nin İsrail ile olan ortaklık anlaşmasının insan hakları şartlarına uygunluğunun bağımsız bir kurul tarafından denetlenmesini talep ediyor.
Bu gelişmeler, aynı zamanda Uluslararası Adalet Divanı'ndaki (UAD) soykırım davasını da etkileyebilir. Güney Afrika'nın açtığı davada UAD, İsrail'e yönelik ihtiyati tedbir kararı almış, ancak soykırım suçlaması konusunda henüz nihai kararı vermemişti. AB'nin gizli raporları, UAD'nin kararını etkileyebilecek nitelikte deliller içerebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail'in Gazze'deki eylemlerini şiddetle eleştiren ülkelerin başında geliyor. AB'nin gizli raporları açıklamaması, Ankara'nın Brüksel'e yönelik eleştirilerini artırabilir. Türkiye, AB'yi İsrail ile ilişkilerini yeniden gözden geçirmeye çağırırken, kendi insani yardımlarını Gazze'ye ulaştırmaya devam ediyor. Bu haber, Türkiye'nin uluslararası platformlarda İsrail karşıtı söylemini güçlendirebilir ve AB ile ilişkilerde yeni bir gerilim unsuru oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek, İslam dünyasındaki liderlik rolünü pekiştirebilir.